1. #1
    ziberkan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    29.Ağustos.2007
    Yaş
    42
    Mesajlar
    2,464



    MİMAR SİNAN
    Mimar Sinan'in Selimiye Camii'nin kubbesini o
    genişliğe oturtmak için 13 bilinmeyenli bir denklemi
    matematiğin bilinen 4 ana

    işleminden farklı beşinci. bir işlem yaratarak
    çözdüğü söylenir.
    Ayrıca minarelerin serefelerine çıkanların yolda
    birbirlerini görmemeleri ise büyük bir bir dehanın
    ürünüdür.
    Almanlar aynı sistemi meclislerinin önündeki dev
    kürede kullanmışlar.
    Mimar sinan bu sistemi 2 metre çapındaki minarelere
    yüzyıllar once monte edebilecek bir dehadır.
    Almanlarin dehası ise, o çirkin metal yığınına
    Selimiye'den fazla turist çekebilmelerindedir..
    *******************************************

    Bir gün Selimiye Camii'ne girenler,
    kubbenin altında bir Japon'un ayaklarını kıbleye
    doğru uzatmış sırtüstü yattığını görmüşler
    Tabii hemenJapon'u, "Burasi kutsal bir yer. Bu
    şekilde yatmak bizim inançlarimiza göre
    saygısızlıktır.
    Lutfen oturun veya ayakta durun" diyerek uyarmışlar.
    Ancak, Japon trans vaziyetteymiş,
    gözlerini kubbeden ayirmadan şöyle sayıklıyormuş:
    "Bu imkansiz. Ben yılların mühendisiyim. Bu kubbe
    var olamaz.

    Hayal görüyorum. Bu kubbenin orada o şekilde durması
    fizik ve matematik kurallarina aykiri.
    Bu imkansız, orada hicbir şey yok,orada hiçbir şey
    yok..."
    *********************************
    Selimiye camisisinin zemini gevşek toprakmış.
    Bu nedenle minarelerinin yakın zamanda yıkılacaği
    farkedilimiş.
    Uluslararasi bir grup bilimadami toplanmışlar.
    Nasıl kurtarırız bu tarihi minareleri diye kafa
    kafaya vermisler.
    Sonuçta en son teknoloji olan metal kelepçelerle
    minarelerin temellerini sabitlemenin en iyi çözüm
    olduğuna karar vermişler.
    Minarelerin temellerini açınca, koymayı düşündükleri
    kelepçelerin aynısıyla karşılaşmışlar.
    Mimar sinan bilmem kaç yüzyıl önce aynı şeyi
    düşünmüş meğerse....?
    *********************************************
    1950-60 arasi bir tarihte inşaat mühendisi, mimar ve
    jeofizikçilerden oluşan bir Japon heyeti Türkiye'ye
    gelmiş.

    Heyet Imar ve Iskan Bakanlığı'ndan izin alarak
    ülkemizdeki tarihi yapıları incelemeye başlamış.
    Ayasofyayı, Yerebatan Sarnıcını filan gezdikten
    sonra sira Sinan' in kalfalık eseri Süleymaniye
    Camisi'yle Sinan'ın öğrencisi mimar Davut
    Aga'nın eseri Sultanahmet Camisi'ne gelmiş.

    Japonlar bu camiler üzerinde günlerce inceleme
    yapmışlar.
    Her geçen gün şaşkınlıkları daha da artıyormuş.
    Çünkü Japonlar daha ilk incelemede camilerin gevşek
    bir zemin üzerine inşa edildiğini anlamışlar.
    Ama bunca yıl, bu camilerde bir çatlak dahi
    olmamasına akıl sır erdirememişler.
    Bunun üzerine Türkiye programının gerisini tamamen
    iptal edip, bu iki cami üzerine yoğunlaşmışlar.
    Araştırmalarının sonucunda herhangi bir sarsıntı
    sırasında bu iki caminin sabitlenmediğini aksine
    yerinde oynayarak yıkılmaktan kurtulabildiği ortaya
    çıkmış. Minareleri incelediklerinde ise dumurlari
    ikiye katlanmiş.

    Minarelerin çok daha gelişmiş bir raylı sistem
    mekanizması üzerine oturtulduğunu ve her yöne
    yaklaşık 5 derece yatabildiğini görmüşler.

    Daha derin araştırma yapmak için Edirne'ye,

    Sinan'in ustalık eseri Selimiye Camisi'ne gitmişler.
    Ordaki olağanüstü sistemleri görünce iyice dumur
    olmuşlar.
    Selimiye'nin tüm sırlarını aylarını harcayarak
    çözmüşler.
    Japonya'ya döndüklerinde ise Sinan'in sırlarını
    uygulamaya sokarak şehirlerini Sinan'in kullandigi
    sistemlerle kurup muazzam gökdelenler dikmişler.
    Yani şu an gelişmiş ülkelerin gökdelen yapımında
    kullandıklari çoğu sistem,
    yüzyıllar önce Sinan'in geliştirdiği
    mekanizmalarmiş.
    Saygılarr...
    Tac mahalın mimarı Mehmet efendı mimar Sinan'ın
    öğrencisıymiş.

    Arkadaşlar...yolunuz Edirneye düşerse mutlaka selimiye camiini ziyaret
    edin...muhteşem kelimesinin bile yetersiz kaldığını göreceksiniz..ve bir
    tavsiye sizlere...muhteşem akustiği duymak ve hücrelerinizde bile
    hissedebilmek için,selimiyedeki din görevlilerinden rica edin size
    ezandan
    ilk kelimeyi sade sesiyle mikrofonsuz bir denesin....tüyleriniz diken
    diken olurken,gözlerinizden kendiliğinden akan yaşlara da hakim
    olamadığınızı göreceksiniz......

    Alıntıdır.



    Allah'ım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım.
    Linklerde Sorun varsa Lütfen Bildiriniz.(Konu İsmi Veriniz)

  2. #2
    abdullahkarataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2007
    Yaş
    26
    Mesajlar
    263

    Hocam,paylaşım için sağolun.Bu yazıyı yıllık ödevim olan Mimar Sinan'da kullanacağım.Böyle bir yazı arıyordum.
    Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...

Bu Konu için Etiketler

RSS RSS 2.0 XML MAP HTML SiteMap

Giriş