*Tekin ŞEKER

ahmet Lütfi Efendinin Hayatı ve Lügatı Kamusunun İncelenmesi



ahmet Lütfi Efendi, hicri 1232 (m.1816-17) yılında İstanbul’un Eminönü kazasına bağlı Alaca-Hamam mahallesinde dünyaya geldi. Babası meşhur nalıncı ustalarından Mehmed Ağa idi. İlköğrenimini Alaca-Hamam’ının mahalle mektebinde yaptı ve yeni cami Muvakkiti Meşahir-i buradan Hacı Efendi’nin derslerine devam ile Kuran-ı Kerim’i hıfz ederek hafız oldu. Bu arada sultan II. Mahmud’un Başimamı Zeynelabidin Efendinin konağında musıki dahi meşk etti.

Hicri 1244 (m.1828/29) Hendese Hane-i Berriye kaydettirildi. Ancak henüz on iki yaşlarında bulunan bu çocuk, askeri talim ve terbiyeye tahammül gösteremediği için bir müddet sonra bu okuldan alındı ve İstanbul’dan, saraçhane başında olan Amca-zade Hüseyin paşa medresesinde öğretime başladı. ahmet Lütfi efendi 1247 (m. 1831-1832) yılında mülazemetle Tarık-i ilmiyye ve hicri 1250 (m. 1834-35) yılında da Tarık-i kazaya dahil oldu. Bir taraftan da devrin şairleri arasında yer almaya başladı. 1836 Şeyhülislam Mekki-zade Asım Molla’nın kalemi ile İstanbul müderrisliği ru’usunu kazandı. Hicri 1255 (m. 1839-40) senesinde, 1250 kuruş maaş ve ilmiyye ricaline verilen mücevher nişan ile rabi’a derecesine yükseltilerek, mukabelecilik üzerinde olduğu halde, muvakkaten sadaret mektubı kalemine tayin edildi. (Aktepe, 1981: s.121-123)

Hicri 1258 (m.1842) ‘de mukabelecilikten istifa etti. İki sene kadar Sadaret Mektubi Kalemi mümeyyizliğinde ve Farisi mütercimliğinde bulundu.

Hicri 1261 (m. 1845)’de Vidin ve Niş taraflarının İmar Meclisi seyyar kitabetinde tayin olundu. Bir sene o havaliyi dolaştıktan sonra imar meclislerinin lağvı üzerine İstanbul’a döndü. Zabtıye Nezareti’nin teşkilini müteakiben Zaptiye Meclisi Kitabetine ve Takvimi Vekayi’nin her hafta muntazaman tahrir ve neşrine çalışmak üzere tekrar Takvimhaneye memur edildi. Salise rütbesiyle nişanını ihraz eyledi.

Hicri 1265 (m.1849) da maaş ve memuriyetini muhafaza etmek bekaya tahsili için Filibe’ye gönderildi. Dokuz ay sonra avdet ve takvimhaneye devam etti. İki sene Anadolu teftiş kitabetinde bulundu. Teftiş hizmetini lağvında İstanbul’a döndü.

Hicri 1269 (m. 1853) Takvimhane musahhihliğine tayin ve dört sene sonra rütbesi, mütemayize terfi olundu. Bu hizmet, uhdesinde olduğu halde hicri 1278 (m. 1861) de Tıbbıye Meclisi Azalığına ve Tıbbıye Mektebinin Türkçe İnşa Muallimliğine tayin kılındı. İnal, 1969: s897.) Bu esnada iki görevden aldığı maaşın tutarı ise 5000 kuruştur.

ahmet Lütfi Efendi, hicri 1280 (m.1863-64) tarihinde Takvim-i Vekayi muharrirliği ile birlikte, Matbaa-i Amire ser musahhihliği görevini dahi ifa ediyordu.

Hicri 1281 (m.1864-69) yılında Matbuat Nazırlığına nasip olundu; aynı zamanda Takvimhane ve Tıbbıye Mektebindeki vazifeleri de uhdesinde bulunuyordu. Bu sırada rütbesi ise, ula sınıf-ı sanisi derecesine yükseltilmişti. ahmet Lütfi Efendi, aynı sene içinde İstanbul da düzenlenen nüfus sayımı işine dahi katıldı ve Boğaziçi’nde Yeni köyden Rumeli Feneri ile Kilyos’a kadar olan mahalellerin sayımın yaptı. Ancak başında bulunduğu Matbuat Nezareti’nin on ay sonra ilga edilmesi sonucu, 28 Nisan 1865’ te teka’üd oldu.

Mamafih iki ay hitamında, yeniden 5000 kuruş maaş ile Meclis-i Maarif azalığına getirildiği gibi, aynı hicri yılın sonlarında Vakanüvislik hizmeti dahi kendisine verildi: (h.1281-m. 1865). Beş sene sonra da Meclis-i Maarif azalığından ayrıldığı için yalnızca devletin vakanüvislik hizmetiyle iştigale başladı.

Hicri 1290 (m1873-74) tarihinde ula sınıfı evveli rütbesine terfi ettirilen ve 1292 (1875)’ te tekrar Maarif Meclisi azalığı ile birlikte, vakanüvislik hizmetini dahi uhdesinde bulunduran ahmet Lütfi Efendi, bilahire yeniden ilmiyye sınıfına geçmeyi arzu ettiği için rütbesi, 1293 (1876) senesinde İstanbul Kadılığı payesiyle değiştirildi. Bir sene sonra Devlet azalığına tayin olundu.

Hicri 1297 (m.1879)’da Anadolu Kazaskerliği ve hicri 11 Muharrem 1299 (3 Aralık 1881) tarihinde de Rumeli Kazaskerliği payelerini ihraz eden ahmet Lütfi Efendi, nihayet cemaziyel evvel 1305 (15 ocak 1888) de bilfiil Rumeli Kazaskerliği makamını zabt etti (Aktepe, s.126128)

ahmet Lütfi efendi , Kazaskerlik görevini tamamladıktan sonra “ Şuray-ı Devlet Azalığı ile birlikte vakanüvislik hizmetini de sürdürdü. 18 Mart 1907’de vefat etti. Kabri Aksaray’da sofular camii haziresindedir. Osmanlı Vakanüvisleri arasında bu görevde en çok kalan ahmet Lütfi efendi , Arap ve Fars edebiyatına da vakıf olup Mevlevi tarikatına mensuptu.” (Güran, 1989: s.97)

Ahmet Lütfi Efendi’nin Eserleri

1 - Lütfi Tarihi : (hicri 1241-1284) yani 1825-1867 yılları arasındaki vakaları muhtevidir. (Govsa, 1947: s.230) Lütfi tarihi adıyla şöhreti bulan eser, Tarih-i Cevdet’e zeyl olarak yazılıp Takvim-i Vekayi ve bazı resmi belgelerden istifade edilerek sade ve resmi bir üslupla kaleme alınmıştır. Eserin yurt içi ve yurt dışındaki çeşitli kütüphanelerde yazma nüshaları vardır.

Müellif eserinin on beş cildini II. Abdülhamit’e takdim etmiş, bunlardan ancak ilk yedi cildini yayımlayabilmiştir (1290-1306) VIII. cilt halefi Abdurrahman Şeref tarafından bazı ilavelerle (1328) IX. , X. , XI. ve XII ciltleri ise Münir Aktepe tarafından neşredilmiştir. (İstanbul 1984; Ankara 1988, 1989) XIII. Cilt (İstanbul üniversitesi Ktp. TY.nr 4812) XIV. Cilt (TTK Ktp. Nr. Y531/6) ve XV. Cilt (TTK. Ktp. Nr. Y 531/7) ciltler yazma halindedir. XVI. cilt ise eksik ve müsvedde halinde olup Arkeoloji Müzesi Kütüphanesinde (nr.1346) bulunmaktadır. (Güran, 1989: s.97)

2 - Divançe-i Vakanüvis ahmet Lütfi: Bir kısım manzum eserleri ve bilhassa tarihlerini içerir. Küçük boyda ve 100 sahife halindedir. Hicri 1302 (m. 1884) yılında İstanbul’da basılan nüshalarından bir kısmı, İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi ve belediye kitaplığında görülmektedir.

3 – Tefhimü’l Muallim: İmam Gazalinin Talimü’l Müteallim adı altındaki eserini Türkçe’ye tercüme etti.

4 – Hikaye-i Robenson isimli bir tercüme kitabı, Sultan Abdülaziz devrinde, dilini düzeltmek ve ifadelerine açıklık getirmek suretiyle, yeniden kaleme aldı. Bu eser dahi evasıt-ı Zilkade 1294 (kasım 1877) tarihinde, küçük boyda ve 171 sahife halinde basıldı.

5- İmam Şirani’ye ait Ahlak-ı Mütebevvili adındaki bir eseri gurre-i Muharrem 1312 (5 Temmuz 1894) tarihinde Türkçe’ye tercüme etti. Sekiz varak halinde bulunan bu risalenin yazma bir nüshası ise, İstanbul üniversitesi kütüphanesi Ty. Nr. 1222 de bulunmakta-dır.(Aktepe, 1981: s.146)

6- Lugat-ı Kamus adlı eseri de mevcuttur. Bu eseri aşağıda daha detaylı olarak ele alacağız.


LUGAT-I KÂMÛS


ahmet Lütfi Efendi’nin Lugat-ı Kamus’u, Şirazlı Mecididdün Firuzabidi’nin Kamus’ül Muhit (bas. 2 C. Mısır 1854) denen Arapça sözlüğünün Mütercim ahmet Asım efendi tarafından El okyanüs’ül basit fi tercemet’il Kamus’il Muhit adı altındaki tercümesidir. (basım 3 cilt halinde İstanbul 1814-17, Mısır 1834, İstanbul 1851-55, 4 cilt halinde İstanbul 1888; el yazması Murat Molla Kütüphanesi’nin I. Abdülhamit bölümündedir) (İnönü, 1949: s.448)

ahmet Lütfi Efendi, “Arabi Kamus tercümesindeki lugatleri Hurufi hece üzerine“ (İnal, 1969: s.899) tertip ederek, 53.000 kelimeyi ihtiva eden Lugat-ı Kamus’u hazırladı. Orijinal yazmaları İstanbul Arkeoloji Müzesi (Müze-i Hümayun) Kütüphane’sinde bulunan bu eserin, ancak elif ve be harflerine ait iki fasikülü (Aktepe, 1981: s.146), 1869 yılında İstanbul’da Matbaa-i Amirede basıldı.

ahmet Lütfi Efendi, lügat-ı Kamus’unu Sultan Abdülaziz Han’ın tavsiyesi ve desteği üzerine vucuda getirmiştir. ahmet Lütfi efendi Lugat-ı Kamustaki Arapça kelimelerin Türkçe manalarının kolay bulunması için Asım Efendi’nin Kamus tercümesindeki gibi kelimeleri manalarıyla beraber usul-i edebiyata göre taksim ve tertib ederek 28 bab’a tanzim ederek her bab’ın lugattaki mevcudunu harflerin dizinine göre sırayla tanzim edip eserini ihtiyacı olan ulema ve talebe için bir başvuru özelliğinde olduğunu (Lütfi, 1869: s.1-3) beyan etmiştir.

Lugat-ı Kamusta sayfalara kare çizilip ortadan ikiye ayrılarak iki sütun içinde kelimeler verilmiştir. Karelerin uzunluğu 20 genişliği 11 cm’dir.

İlk iki harfe göre basılan fasiküller tek kitap halinde olup her bir harf bir cilt’ten meydana gelmektedir. Elif ve Be harflerini muhteva eden lugat’ın içinde toplam 9.910 kelime mevcut olup her iki fasikül toplam 404 sayfadan ibarettir. Birer fasikül halinde basılan harfle (elif- be) Arapça harflerin sıralanışına göre bablara ayrılarak kelimeler parantez içine alınıp karşısına da kamusta yazılan lugatlar terkib edilip kamusta kaç yerde olduklarını bilmek için kelimelerin manalarının devamında noktalar konulmuştur.

Birinci Cilt

Lugat-ı Kamus’un ilk harfi (elif) fasikül halinde cemadiyel ahire 1282 de İstanulda Matbaa-i Amirede basılmışır. Birinci fasikül toplam 336 sayfadan meydana gelmektedir. Elif harfiyle meydana gelen kelime sayısı toplam 8161’dir. Kelimeler alfabetik dizine göre 28 fasl’a ayrılarak parantez içine alınıp yanına da anlamları verilmiştir. Bu fasıllara göre her harfin kelime adedi sayısı şöyledir:

Faslı bab-ı elfu marure ve maksure 145
Faslı bab-ı elfu maksuret mual ba-i 643
Faslı bab-ı elfu maal ta-i 129
Faslı bab-ı elfu maal sa-i 128
Faslı bab-ı elfu maal cim 274
Faslı bab-ı elfu maal ha-i 357
Faslı bab-ı elfu maal ha-i 295
Faslı bab-ı elfu maal dal 203
Faslı bab-ı elfu maal zal 90
Faslı bab-ı elfu maal ra 346
Faslı bab-ı elfu maal za 221
Faslı bab-ı elfu maal sin 895
Faslı bab-ı elfu maal şin 272
Faslı bab-ı elfu maal sad 233
Faslı bab-ı elfu maal dad 97
Faslı bab-ı elfu maal tı 131
Faslı bab-ı elfu maal za-i 28
Faslı bab-ı elfu maal ayn 348
Faslı bab-ı elfu maal gayn 170
Faslı bab-ı elfu maal fa 286
Faslı bab-ı elfu maal kaf 325
Faslı bab-ı elfu maal kef 240
Faslı bab-ı elfu maal lam 306
Faslı bab-ı elfu maal mim 436
Faslı bab-ı elfu maal nun 941
Faslı bab-ı elfu maal vav 129
Faslı bab-ı elfu maal he 187
Faslı bab-ı elfu maal ya 306

Birinci cilt’teki toplam kelime sayısı 8161

İkinci Cilt

ahmet Lütfi Efendi’nin Lugat-ı Kamus’unun ikinci cildi de fasikül halinde fi evveli şevval sene 1286 (şevval ayının ilk onu)’da İstanbul’da Matbaa-i Amire’de basılmıştır. Kamus’un ikinci harfini (be) ihtiva eden bu fasikül toplam 68 sayfa olup 19 fasıldan meydana gelmektedir.
Be harfiyle toplam 1749 kelime bulunmaktadır. Bu fasikülde de aynen birinci fasiküldeki gibi kelimeler parantez içinde olup anlamları yan tarafta izah edilmiştir. Fasıllara göre her kelime adedi de şöyledir :

Faslı Ba maal elif 316
Faslı balai maal zal 50
Faslı balai maal ra 305
Faslı ba-i maal za 67
Faslı ba-i maal şin 40
Faslı ba-i maal sad 30
Faslı ba-i maal dad 29
Faslı ba-i maal tı 60
Faslı ba-i maal zı 15
Faslı ba-i maal ayn 77
Faslı ba-i maal gayn 51
Faslı ba-i maal kaf 69
Faslı ba-i maal kef 46
Faslı ba-i maal lam 215
Faslı ba-i maal mim 2
Faslı ba-i maal nun 83
Faslı ba-i maal vav 86
Faslı ba-i maal ha 123
Faslı ba-i maal ya 85
İkinci cilt’teki toplam kelime sayısı 1749
Her iki cilt’teki toplam kelime sayısı 9.910



SONUÇ

ahmet Lütfi Efendi’nin Lugat-ı Kamus’unu ilk olarak incelemeye başladığım zaman biraz tereddütle acaba karşıma ne çıkacak diye düşünüyordum. Bu düşünce de bir faydanın olamayacağı da hakimdi ancak çalışmayı biraz derinleştirdiğimde bu eserin tarih bilimi dışında özellikle edebiyat ilmine olan faydasının farkına vardım bu ayrımla çalışma için gereken emek ve titizliğe daha da ehemmiyet verdim. Bunun için il dışında kaynak ve veri toplayarak çalışma için gereken hakkı verdim. Tüm bunların sonucunda eserin Türkçe’ye olan katkısının küçümsenmeyecek kadar zengin olduğunu anladım.

Bu eserin ne yazıkki bütünün yüz küsür sene önce tam olarak yayınlanmadığını yalnız alfabenin ilk iki harfinin bastırıldığını gördüm lakin böyle bir eserin 52.000 kelimelik hazinesinden ancak 10.000 tanesinin yayınlanmış olması bugünkü edebiyat çalışmaları için bir eksiklik ve zaaf olduğunu üzülerek belirtmek zorundayım. Bunun yanında yalnız ahmet Lütfi Efendi’nin eserinin yanında daha birçok edebiyatçı ve dilcinin de eserlerinin yayınlanmadığı ve kütüphanelerin paslı raflarında olduklarını bizzat müşahade ettim. Bunun için bu çalışma da yaptığım her katkıda ayrı bir haz aldığımı belirtmekte bir su-i istimal görmüyorum. Bu çalışma sonucunda şunu anladım ki bu tür çalışmaları yalnız edebiyatçılara bırakmanın doğru olmayacağı mümkün mertebede biz tarihçilerin de böyle edebi ve dilimize hizmet etmiş olan şahısların eserlerini ilim dünyasına sunmamızın bir görev olması kanısına vardım.



KAYNAKÇA


1- Ahmet Lütfi, Lugat-ı Kamus, Matbaa-i Amire, İstanbul, 1869.
2- Kemal Güran, İslam Ansiklopedisi, Türkiye Diyanet Vakfı yayınları, C. II, İstanbul, 1989.
3- M. Münir Aktepe, Vakanüvis Ahmed Lütfi efendi ve Tarihi Hakkında Bazı Bilgiler, Tarih Enstitüsü Dergisi, İstanbul, 1981.
4- İbrahim Alaettin Govsa, Türk Meşhurları Ansiklopedisi, Yedigün Neşriyatı, İstanbul, 1947,
5- İbnülemin Mahmut Kemal İnal, Son Asır Türk Şairleri, C. II, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul,
1969
6- İnönü Ansiklopedisi , C. 3, Milli Eğitim Basımevi, Ankara, 1949