1. #1
    El-Sadrazam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.Mayıs.2009
    Yaş
    35
    Mesajlar
    10



    Özellikle Osmanlı Devleti'nin yükselme dönemine denk gelen zamanlardaki ticaret yollarını soruluyor.



  2. #2
    adana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Ağustos.2007
    Mesajlar
    342

    ''3. meşhur ticaret yolunun adı'' KÜRK YOLU olabilir



    TİCARET YOLLARI

    İPEK YOLU
    Avrupa, doğunun kaliteli ipek ve baharatı ile tanışınca, bu ürünlere büyük bir talep doğmuş ve "İpek Yolu" olarak adlandırılan tarihi ticaret yolları yapılmıştır. Antakya ve Tir’ den başlayan İpek yolu,İran ve Afganistan’ın kuzeyini geçtikten sonra Pamir bölgesine ulaşıyor ve burada,’’Taş kule’’denen bir yerde Doğu ve Batıdan gelen kervanlar arasında alışveriş yapılıyordu. Bakra’da ayrılan bir kol Hindistan’a varıyor,bir başkası da bugünkü Rus Türkistan’ının güneyinden geçiyordu.Çin'in en uç noktasından başlayıp Anadolu'nun çeşitli yerlerinden geçerek İstanbul'da birleşen ve oradan da Avrupa'nın içlerine giden bu yol boyunca, yükleri taşıyan kervanlar sadece ticaretin gelişmesini değil, Asya ile Avrupa arasında günümüzde de izleri görülen kültür alışverişini de sağlamıştır.
    Akdeniz kıyılarından Çin’e dek Asya’yı baştan başa katleden kervan yolu.Hristiyanlık tan önce kullanılan bu ticaret yolu adını,Çin’den gelen ve taşınan başlıca mal olan ipekten alır.
    Ortaçağda İpek Yolu, Antakya'dan başlayıp, Gaziantep'ten geçerek İran ve Afganistan'ın kuzeyinde Pamir Ovası'na kadar uzanmaktadir. Ayrıca, Anadolu'da Güneydoğu Bölgesi'nde bulunan Gaziantep ve Malatya'yı geçip, Trakya üzerinden ve Ege kıyılarında İzmir, Karadeniz'de Trabzon ve Sinop, Akdeniz'de ise Alanya ve Antalya gibi önemli limanlar üzerinden Avrupa'ya ulaşırdı. Çin Türkistan’ında iki yol izleniyordu; Takla Makan çölü,kuzey ve güneyden geçiliyor,daha sonra da iki kol birleşerek Luoyang bölgesine ulaşıyordu.Batıyı Uzakdoğu’ ya,Hindistan’ ı da Çin’e bağlayan İpek yolu,felsefe akımlarıyla dinlerin (buddhacılık) yanı sıra sanat alanında da gelenek ve örneklerin (hallenistik sanat) iletilmesi ve değiş tokuşunda başrolü oynadı.


    BAHARAT YOLU
    Hindistan'dan başlayarak İran Körfezi ve Irak üzerinden Suriye Limanlarına veya Kızıldeniz yoluyla Süveyş ve Akabe'ye, oradan da kara yoluyla İskenderiye'ye ulaşan yoldur. Bu yola “Buhur yolu” da denir. Bu yol Hadramut şehrinin Baharat ormanlarında başlar,Sibve nehrini geçer,Katban’dan Moarab ve Main’e vararak oradan Kızıldeniz’e paralel Neptilerin başşehri olan Petra’ya ve aynı zamanda Mekke’ye varırdı.Burada üç kola ayrılırdı:1.Filistin ve Finike limanlarına Sayda ve Şam şehirlerine; 2.Beyn-ül Nehreyn’den,Ninova’ya;3.’de Sina yarımadasından Mısır’a ulaşırdı.Kervanların geçtiği en eski yollardan birisidir.Uzak Doğu ile yapılan ticaret, Venedik ve Mısırlıların elinde bulunuyordu. Bu devletler, diğer devletlerin Baharat Yolu'ndan faydalanmasını engellemeye çalışmışlardı.
    Görünüşte bu yolun can damarı Hadramut ve Yemen’di.Buralarda Moin ve Saba hükümdarları ve onların soyundan gelen Hamir padişahları baharat alışverişini tamamıyla kontrolleri altına almışlardı.Bu yolun çeşitli yerlerinde vergi almak için kaleler kurulmuştu.Çin Hindi’nden ve Afrika’dan ilaçlar,günlük ve baharat bu yoldan Arap yarımadasına gelirdi.Bu yolun adı bundan dolayı Baharat yolu olmuştu.Gemiciliğin Kızıldeniz’de gelişmesiyle Baharat yolu önemini yavaş yavaş kaybetti.

    KRAL YOLU :
    İlkçağda kendiliğinden oluşan bir ticaret yoludur. Aşağı Mezopotamya'da
    İran Körfezi kıyılarından Anadolu'da Ege Denizi kıyılarına kadar uzanır.
    Lidyalılar (MÖ:676-MÖ:546 ) tarafından geliştirilmiştir.Persler zamanında yol
    boyunca karakollar ve ko-nak yerleri (menzil) yapılmış, ticaretin yanı
    sıra askeri amaçla da kullanılmıştır. Yak-laşık 2500 km. Uzunluğunda bakımlı ve düzenli bir yoldur. Anadolu tarihinin bilinen en eski yolu Kral Yolu’dur. Bu yolile ilgili olarak yazılı en eski bilgileri Herodot Tarihinde bulmaktayız. Kral Yolu bazı beşerî sebeplerden ötürü, önce Tuz Gölü’nün kuzeyinden geçmiştir. Bu sebeplerin birisi Hititlerin merkezinin Hattuşaş olması, diğeri de Sinop’un İlkçağ’ın önemli limanlarından birisi olmasıdır. M.Ö. 6. yüzyılda Kral Yolu, Efes’ten başlamakta ve Sardes, Gordion, Hattuşaş üzerinden Kayseri’ye varmakta ve Gülek Boğazı’ndan geçerek Susa’ya ulaşmaktaydı. Zaman içerisinde Hattuşaş’ın önemini kaybetmesiyle Kral Yolu Tuz Gölü’nün güneyinden geçmeye başlamıştır


    KÜRK YOLU
    Hazar ve Bulgar ülkelerinden başlayıp, Ural, Sibirya ve Altaylar üzerinden Çin'e giden yola Kürk Yolu deniliyordu. Türkler bu yolun üzerinde de olduklarından sansar, samur, kunduz, vaşak gibi av hayvanlarının kürklerinin ticaretini yapıyorlardı. Hazar ve Bulgar ülkelerinden başlayarak Ural-Güney, Sibirya-Altaylar-Sayan dağları üzerinden Çin’e ve Amur nehrine ulaşan yol da canlı bir ticarî faaliyete sahipti. İpek yoluna kuzeyden paralel uzanan bu yola “kürk-yolu” denilmektedir. Buranın asıl ticaret metaı: sincap, sansar, tilki, samur, kunduz, vaşak vb. kürkleri idi. Başlıca tüccarlar da Ogurlar (Btı Türkleri) ile onlardan bir kol halinde gelişen Bulgar Türleri idi. Karadeniz kuzeyi düzlüklerinden Balkanlar’a giden Tuna Bulgarları bu defa Avrupa-Bizans yolunun hakimleri olarak iktisaden yükselmişler, Balkanlar ve Doğu Avrupa’da o devrin en zengin şehirlerini kurmuşlardı (Preslav, Pliska şehirleri).


    Alıntıdır.
    &#39; ÇALIŞMADAN, ÖĞRENMEDEN, YORULMADAN, RAHAT YAŞAMANIN YOLLARINI ALIŞKANLIK HALİNE GETİRMİŞ MİLLETLER; EVVELA HAYSİYETLERİNİ, SONRA HÜRRİYETLERİNİ VE DAHA SONRA DA İSTİKBÂLLERİNİ KAYBETMEYE MAHKUMDURLAR...&#39;<br /><br />Mustafa Kemal ATATÜRK

  3. #3
    El-Sadrazam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.Mayıs.2009
    Yaş
    35
    Mesajlar
    10

    tebrikler

RSS RSS 2.0 XML MAP HTML SiteMap

Giriş

Giriş