1. #1
    hsyn.dmrl_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    17.Nisan.2007
    Yaş
    27
    Mesajlar
    77



    Türkiye II. Dünya Savaşı’na askeri anlamda katılmamış olmasına karşın, bu topyekün savaşın etkilerini derinden yaşamıştır. Öte yandan Türk yönetimi, bir yandan başını Almanya'nın çektiği Mihver devletler, diğer yandan da Müttefikler arasında bir denge politikası sürdürerek savaşın dışında kalmaya çabalamışlardır. Alman politikası Türkiye'yi tarafsız tutmaya yöneliken, Müttefik politikası ise kendi cephelerinde savaşa katılmaya ikna etmek, zaman zaman da zorlamak yönünde olmuştur.

    İnsan kaynakları yönünden ağır sonuçları yaşanan bir Kurtuluş Savaşı'nın hemen ardından yeni bir savaşa girmemek konusunda kesin olarak kararlı olan Türk yönetimi, sonuna kadar denge politikasını sürdürebilmiştir.

    Dönemin Türk yönetiminin savaş dışı kalmak konusundaki çabalarının ilk su yüzüne çıkmış girişimleri 1939 yılı başlarına denk gelir. Esasen Türk yönetimi, Avrupa'da topyekün bir savaşın kaçınılmaz olduğu konusunda sağlam bir öngörüye sahiptir. Amerikalı general McArthur’la 1931 senesinde yaptığı bir konuşmada Mustafa Kemal Atatürk şöyle diyor. "Versay anlaşması I. Dünya Savaşı’nı hazırlayan nedenlerin hiç birini ortadan kaldırmamış, aksine dünün başlıca rakipleri arasındaki uçurumu daha fazla derinleştirmiştir. Galip devletler yenilenlere barış koşullarını zorla kabul ettirirken bu ülkelerin etnik, jeopolitik ve ekonomik özelliklerini dikkate almamışlar, yalnız düşmanlık duygularının üzerinde durmuşlardır. Böylelikle de bugün içinde yaşadığımız barış, ateşkesten öteye gidememiştir. Bence dün olduğu gibi yarın da Avrupa’nın kaderi Almanya’nın tutumuna bağlı kalacaktır."

    Kaçınılmaz görünen Avrupa savaşı dışında kalabilmeyi sağlamak üzere, İngiltere ve Fransa’yla 19 Ekim 1939’da Ankara’da bir ittifak anlaşması imzalandı. Bu ittifaka göre Türkiye'ye bir Avrupa taarruzda bulunursa, İngiltere ve Fransa askeri yardımda bulunacak, öte yandan savaş Akdeniz’e sıçrayacak olursa Türkiye de Akdeniz'deki bu savaşa askeri anlamda müdahalede bulunacaktır.

    Almanya'nın Balkanları istilasının hemen ardından İngiltere'nin Türkiye'nin savaşa katılması konusundaki baskıları artmıştır. Churchill'in, Yunanistan'a yurtdışı bir sefer kuvveti göndererek, daha sonra Almanya'nın yumuşak karnına yönelecek bir kama oluşturma projesinin geri tepmesinin de bunda etkisi büyüktür. İngiltere'nin bu girişimi, Hitler'in tüm Balkanları istila etmesiyle sonuçlanmıştı.

    Alman ordularının Balkanları istilasının hemen ardından Alman hükümeti Türkiye'ye bir saldırmazlık anlaşması önermiştir. Hitler, devrin Türk başbakanı İsmet İnönü'ye gönderdiği kişisel mektubunda, Alman ordularının Türk sınırlarına 85 km.den daha fazla yaklaşmayacağı garantisini kişisel olarak verdiğini belirtmektedir. Türk yönetiminin bu öneriyi kabul etmesi, Müttefiklerle ilişkilerini bir dar boğaza sürüklemiştir.

    18 Haziran 1941'de imzalanan saldırmazlık anlaşması Türkiye’nin Almanya ile olan ilişkileri yönünden bir kilometre taşı oldu. Ne var ki 10 Ağustos 1941'de Rusya ve İngiltere, ortak notayı Türk hükümetine ilettiler.

    Bu notada, Türkiye'nin toprak bütünlüğüne saygılı olunacağı ancak, Montrö Antlaşması gereği Türkiye'nin boğazları savaş gemilerine kapalı tutma taahhüdüne sadık kalmasının gereği belirtilmiştir.

    İzleyen yıllar, Müttefiklerin Türkiye'nin kendi cephelerinde savaşa girmesi konusunda baskılarının giderek arttığı yıllar olmuştur.

    2 Ağustos 1944 tarihine kadar Türk yönetimi bu baskılara direnmiş, savaşın kaderinin belli olduğu tesbitiyle Müttefiklerle anlaşmaya yönelmiştir. Almanya ile ve hemen ardından Japonya ile tüm diplomatik ve ekonomik ilişkilerini kesme kararı alan Türk yönetimi, Müttefik liderleri Şubat 1945’te toplanan Yalta Konferansı’nda, yeni kurulacak Birleşmiş Milletler’e yalnızca 1 Mart 1945 tarihine kadar Almanya’ya savaş açmış ülkelerin katılmasını içeren bir karar almaları üzerine, 23 Şubat 1945'te Almanya’ya savaş ilan etmiştir.

    Kuşkusuz göstermelik bir karardır bu, Almanya yenilmiştir ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bir çatışmaya girmesini gerektiren bir durum yoktur.

    ALINTIDIR.


    Müstakbeli bul sen de koşanlarla bir ol da
    Mâzîyi fakat yıkmaya kalkışma bu yolda
    Ahlâfa döner korkarım eslâfa hücûmu
    Mâzîsi yıkık milletin âtîsi olur mu?
    Mehmet Akif Ersoy

  2. #2
    raltar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Ağustos.2007
    Yaş
    48
    Mesajlar
    734

    O zamanki Türkiye yönetiminin başında bulunan hükümetin tutumu yerinde ve gayet başarılı.Çünkü Türkiye,modern silah araç ve gereçlere sahip değildi.O sebeple,gireceği savaşta zararlı çıkacağı belli idi.Bu yönü ile tamam.Usta bir dış politika uygulandı.Ama bir başka açıdan bakıldığında,yani şu soruyu sorduğumuzda: '' Neden Türk ordusu hazır hale getirilemedi?'' Evet. Bu sorunun şu veya bu şekilde verilecek cevabı olabilir.Ama varılan noktada sonucu ve sorumluluğu değiştirmez.Yani,şayet bunun tersi olsaydı ve Türk ordusu modern halde olsaydı,bugün Yunanistan'la Ege sorunu,Batı Trakya sorunu olurmu idi?.Hele 12 Adanın elden çıkmasını izah edebilecek birinin ben anlından öperim.Saygılarımla.
    Başlıgıg yükündürtümüz,tizligig sökürtümüz / Başlıya başeğdirdik,dizliye diz çöktürdük.

  3. #3
    furkanözyürek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.Ağustos.2007
    Yaş
    30
    Mesajlar
    221

    Her zaman politik hatalardan kaybettik malesef askeri açıdan değil
    Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...

  4. #4
    Vanlı65 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    17.Nisan.2007
    Mesajlar
    169

    Zaten insanın en zoruna giden şeyde o ya...
    Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...

  5. #5
    furkanözyürek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.Ağustos.2007
    Yaş
    30
    Mesajlar
    221

    Her inişin bir çıkışı vardır tarih boyunca çıktık şimdi inişteyiz am atekrar çıkacağımız gün gelecek
    Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...

  6. #6
    dirokwan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14.Ağustos.2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    15

    İhtiyatlı davranmak daha iyi oldu....

Bu Konu için Etiketler

RSS RSS 2.0 XML MAP HTML SiteMap

Giriş