1. #1
    umuro - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01.Mayıs.2008
    Yaş
    36
    Mesajlar
    1,451




    Nazi Almanya’sının Rusya’yı işgal planıdır. Wehrmacht’ın Sovyet topraklarına saldırdığı 22 Haziran 1941 tarihinde başlayan harekat, Kızıl Ordu’nun Berlin’i işgal ettiği 2 Mayıs 1945 tarihine kadarki Doğu Cephesi savaşlarının açılış hamleleridir bir bakıma.

    Almanyanın plan ve hazırlıkları

    Kuzey Ordular Grubu

    Kuzeyde Von Leeb’in Kuzey Ordular Grubu, Hoepper’in 4. Zırhlı Grubuna eşlik eden iki ordu, Fin ordusunun da katkısıyla Doğu Prusya’dan saldırarak Leningrad’ı ele geçirecektir.

    Ortada Von Bock’un Merkez Ordular Grubu, Guderian’ın 2. Zırhlı Grubu, Hoth’un 3. Zırhlı Grubu ve iki ordu ile Polonya-Beyaz Rusya sınırından, Minsk ve Smolensk üzerinden Moskova üzerine yürüyecek.
    Guderian’ın 2. Zırhlı Grubunda üç zırhlı kolordu bulunmaktadır. Toplamda beş zırhlı tümen ve üçü motorize olmak üzere dört piyade tümeni ile bir süvari tümeninden oluşan bir kuvvettir bu.
    General Hoth’un 3. Zırhlı Grubu ise toplam üç zırhlı tümen ve iki motorize piyade tümeninden oluşan iki zırhlı kolordu ile üç piyade tümeninden oluşan bir piyade kolordusu bulunmaktadır.
    Güney Ordular Grubu

    Güneyde Von Rundstedt’in Güney Ordular Grubu yer alıyor. Üç ordu ve Von Kleist’in 1. Panzer Grubu ile Romanya, Macar ve Slovak birlikleri, bir koldan Polonya-Ukrayna, diğer koldan da Romanya-Beserabya sınırından hareketle Ukrayna'yı işgal ederek Kiev’e ulaşacak, Dinyeper ırmağını geçince de Merkez Ordular Grubuyla koordineli bir harekata girişecekler.

    Asıl sıklet merkezi, merkez bölüm olacaktı. Her üç grup da yaklaşık eşit güçte olmakla birlikte Merkez Ordular Grubunun emrinde, diğerlerinden bir fazla, yani iki zırhlı grup bulunmaktadır.
    Bu hareket tarzıyla Almanlar, Rus topraklarına dört koldan birer kama gibi girecekler –Güney Ordular Grubu iki koldan taarruz ediyor- Rusya’nın batıdaki birliklerini kuşatarak imha edeceklerdir. Bu birliklerin Rusya’nın içlerine doğru çekilmesi kesinlikle engellenecektir. Zırhlı birlikler ise Rusya’nın derinliğine dalacak ve yeni savunma mevzileri oluşturulmasını önlerken, diğer yandan da kuşatılmakta olan Rus birliklerinin geri bağlantısını kesecekti. Hitler'in bu stratejisinin Clausewitz’in temel prensiplerinden birine ne denli uyduğu ortadadır. “... düşmanın esas kuvvetlerini muharebe alanında yok etmek.”

    Sovyetler Birliği'nin yıldırım hızıyla işgalini hedefleyen barbarossa Planının başaralı olması için Sovyet kıyılarının da ablukada tutulması gerekiyordu. Bu etkinliği Atlas Okyanusu kıyılarında sağlamak kolay görünse de Sovyetlerin Karadeniz kıyılarının da ablukada tutulması önemli bir sorundu.
    O tarihte Türkiye savaşta tarafsızdı. Montrö Antlaşması gereğince boğazların kontrolü Türklerin elindeydi. Bu da Alman donanmasının boğazlardan geçemeyeceği anlamına geliyordu. Hitler'in bu konudaki kararını bilmeden önce Amiral Reader, o sırada Kuzey Denizi'nde konuşlanan Tip II sınıfı denizaltıları Karadeniz'e geçirmenin yollarını arıyordu. Hitlerin Türk hükümütinden Atılay, Yıldıray, Saldıray denizaltılarını satın alma taleperli de kesin bir biçimde reddedilince, Almanlar açısından yeni bir yola başvurmak zorunluluğu doğdu.
    Bu yol son derece zor ve zahmetli olmasına rağmen imkansız değildi.Alman donanmasının Karadeniz'de operasyonlara başlayabilmesi için Amiral Raeder'in denizlatıları Kuzey Denizi'nden Karadeniz'e nakletmesi gerekiyordu. Bu amaçla altı denizaltı seçildi. Bunlar U9, U18, U19, U20, U23 ve U24 adlı botlardır. Tip II - B sınıfı bu denizaltıların boyu 42.7, genişliği 4.1 metre olup her biri 270 ton ağırlığındaydı.
    Raeder bu nakliye işleminin dört aylık bir süre içinde gerçekleşeceğini öngörmekteydi.Nakliye işlemleri üç aşamada gerçekleştirilecekti. Denizaltılar ilk olarak Hamburg'dan Dresden'e KaiserWilhelm Kanalı ve Elbe Nehri üzerinden getirilecek, Dresden'den Ingostadt'a otoyoldan karayolu ile taşınacak ve Ingolstadt'tan Glatz ve Köstence'ye (Tuna Nehri'nden) geçilerek Karadeniz'e indirilecekti.
    1942 Sonu ve 1943 başında tüm denizaltılar nakledildi ve 30. Denizaltı Filotillası adı altında Karadeniz'de operasyonlara başladı. 27 Ekim 1942'den 25 Ağustos 1944'e kadar Sovyet gemilerine karşı 56 operasyon geçekleştirdiler ve toplam brüt 45 bin 426 grostonluk gemi batırdılar.
    Ancak 25 Ağustos 1944 tarihinde Romanya'nın Almanya'ya savaş ilan etmesiyle filonun kaderi değişti. Altı denizaltıdan üçü Sovyet donanması tarafından batırıldı. Geriye kalan üç denizaltıyı Alman hükümeti, Türkiye Cumhuriyeti'ne satmayı teklif etti. Ancak Türkiye bu teklifi de reddetti. 1944 Yazı sonunda Amiral Karl Dönitz denizalıtların Sovyetler'in eline geçmeden Karadeniz'den çıkışlarının mümkün olmadığını gördü. U19, U20 ve U23'ün komutanlarına denizlatıları Türkiye kıyılarına yakın yerlerde batırmaları ve mürettebatlarını fark edilmeden -o tarihte Alman işgalinde bulunan Yunanistan üzerinden- Almanya'ya geçirmeye çalışmaları emrini verdi. Verilen emre uygun olarak denizaltılar komutanları tarafından batırıldıysa da mürettabatları Türkler tarafından yakalanarak 1945 yılı sonuna kadar Beyşehir'de özel bir kampta tutuldular.
    U20'ye ait batık, 1994 yılında Türk Deniz Kuvvetleri'nce, Karasu civarında yapılan bir tatbikat sırasında (Sakarya nehrinin Karadeniz'e döküldüğü noktanın yaklaşık 40 mil açığında tespit edildi.

    kaynak:tr.wikipedia.org


    Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür; ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.<br />OFLU/TARİHÇİ<br /><br />

  2. #2
    raltar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Ağustos.2007
    Yaş
    48
    Mesajlar
    734

    Hitler Almanyası, 2. Dünya Savaşı'nın henüz ilk üç yılında "Yıldırım Operasyonu" ile Avrupa'nın neredeyse tamamını Alman çizmeleri altına almıştı. Alman Tiger Tankları, Yunanistan'ı da ele geçirerek Avrupa'da birlik oluşturabilecek son gücü de yok ediyorlardı. Herşey, Hitler'in lehine işliyordu...

    Hitler'in aklında ise bambaşka planlar vardı.Yunanistan'ın da ilhakıyla beraber yeni bir
    komşuları daha olmuştu; eski müttefik Türkiye.Önünde iki seçenek vardı; ya direkt Türkiye'yi alarak zengin petrol bölgesi olan Orta Asya'ya inmek, ya da Stalin ile beraber büyük bir tasfiye hareketinden cıkmış Rusya'ya saldırmak... O
    bazı ideolojik sebeplerden dolayı Rusya'yı seçecekti. Peki neydi bu ideolojik sebepler? İşte Nazizm ve Komünizm arasındaki ezeli ilişki...

    Aslında, komünizm ve Nazizm ufak bir çizgiyle birbirinden ayrılmışlardı. Yani kısaca birbirlerinin düşman kardeşleri de diyebiliriz. Komünizm, Nazizmin temelinde bulunan ırk ayrımını taşımıyordu; Komünizmin temelinde ateistlik olgusu
    vardı. Dinleri bir afyon olarak goren Marksist düşüncenin ırklarla bir alıp veremediği yoktu.Ancak, tüm Almanlar, komünizmin bir şeytan olduğu inancıyla yetişmişlerdi. Almanlara göre komünizm,kapitalizmin maske giymiş haliydi...

    Almanların ırklar çizelgesinde, yahudilerden sonraki en düşük ırk Slavlardı. İdeolojik sebeplerin yanında,stratejik gereksinimler de vardı. Savaşın başından beri sürekli işci ve asker kaybına uğrayan Hitler,Orta Asya'ya inerek yeni insan potansiyeli
    oluşturmak istiyordu. Bunun yanında artan petrol ve demir ihtiyacı da, Orta Asya'dan karşılanabilirdi.Evet, Hitler artık kararını vermişti; dunya tarihinin en buyuk katılımlı harekatı olan Barbarossa Harketı başlayacaktı!

    Hitler, öncelikle oyalanmaması için Mussolini'yi hapsetti. Ardından, Avrupa'nın dört bir yanına dağılmış generallerine yeni bir operasyon haberini verecekti. Tüm Avrupa, Hitler'in savaş borusunu duymaya başlamıştı. Bunu duymayan tek kişi ise,Stalin'di...
    Stalin, Almanların Rusya'ya saldırmayacağından o kadar emindi ki, CIA'in kendisine yolladığı "Almanların yeni hedefi SSCB" raporuna bile öfkelenmişti... Hatta, Almanların Rusya'ya saldıracağını söyleyenleri hapse attırdığı söylenir...

    Ve büyük Alman ordusu; İtalyanlar, Romenler,Macarlar ve Slovakların katılımıyla toplanmaya başladı. Orduda Diktator Franco'nun bile askerleri bulunuyordu. "Zafer" kelimesini iliklerine kadar hissediyordu Hitler! Ve "Operation Barbarossa", 22 Haziran 1941 yılında üç koldan başladı. Ukrayna, Kuzey Baltık ve Polonya'dan Rus sınırını gecen yaklaşık 6 Milyon asker, hızla Rus topraklarını yarmaya başladı. İlk altı
    ayda Alman askerleri büyük bir başarı elde etmiş ve yüzbinlerce Rus askerini esir ederek Moskova sınırına yaklaşmışlardı. Ama komutan kış, daha devreye girmemişti...

    İlk altı ayın ardından, mevsim kışa dönüyordu.Almanlar bu kışa hazırlıksız yakalanacaktı. Bunun birçok sebebi var. Almanların ele geçirdiği topraklar
    genelde gelişememiş bölgelerdi. Bırakın tankları, at arabalarının bile geçemeyeceği yollar bulunuyordu.Ayrıca Alman ordusunun ilerlemesindeki en büyük
    unsurlardan biri olan Alman Hava Kuvvetleri, artık Alman ordusuyla beraber ilerleyemiyordu.Rus direnişi ise, son aylarda bir hayli artmıştı. Alman
    kuvvetleri artık harita üzerinde milim milim ilerliyorlardı. Almanlar, çıkmaz bir yola girmişlerdi...Ve Alman Ordusu, İkinci Dünya Savaşı boyunca ulaştıkları en uç nokta olan Stalingrad'a ulaştı. Ancak, artık daha ileriye gidemeyeceklerdi. Stalin'in Hitler'in
    stratejisini anlaması üzerine tüm Rus birliklerini Stalingrad'a yönlendirerek ve o meşhur emrini veriyordu;" Ne olursa olsun, tek bir kişi bile bir adım geri atmayacak!"

    Stalingrad'da Rus birliklerini generali, Hitler'in azraili olarak adlandırılan General Zhukov idi. Alman birliklerine ise, Hitler'in gözdesi Friedrich Von Paulus komuta ediyordu.Hitler, Stalingrad'daki tıkanmayı anladığından olacak ki, Ukrayna'daki kolu Stalingrad'a kaydırdı. Bunun üzerine Stalin de ordusunu yeni birliklerle takviye etti. Adeta iki usta stranç oyuncusunun oyunu izleniyordu...

    Alman Panzeleri kısa sürede Rusların yıkıp döktükleri molozlar arasında sıkışmaya
    başlamıştı. Alman ordusunun şehir savaşı icin yetersiz olduğu anlaşılıyordu. Stalingrad'ın her milimetresinde büyük bir mücadele veriliyordu! 19 Kasım günü Zhukov, karşı saldırı başlattı. 5 piyade ve 2 tank bölüğü ile Romanyalılar dümdüz
    edildi. Ertesi gün ise, Volga nehrini geçmek üzere iken Romen ordusu tamamen imha ediliyordu.Ardından Alman 4. tank bölüğünün de yok edilmesi ile, Paulus ve ordusu tarih olacaktı...

    Artık yenilgiyi kabul eden Paulus, İkinci Dunya Savaşı boyunca düşmana teslim olan ilk Alman mareşal oluyordu. Kısa süre sonra Rus ilerleyişi başlayacak ve Normandiya'ya giden yol açılacaktı... Hitler için son, başlamıştı!

    Kaynak: Farklı Tarih/ Mayıs/2009/sayı 1
    Başlıgıg yükündürtümüz,tizligig sökürtümüz / Başlıya başeğdirdik,dizliye diz çöktürdük.

Bu Konu için Etiketler

RSS RSS 2.0 XML MAP HTML SiteMap

Giriş