1. #1
    ilteriş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.Nisan.2007
    Yaş
    43
    Mesajlar
    6,615



    Orhun kitabeleri üzerine yapacağım çalışmaya katılmak isteyen arkadaşların bu başlık altına mesaj atmasını rica ederim.

    Yapılacak çalışmalar:
    Orhun Kitabelerini Tarihi (Yazılışı, bulunuşu vs..) raltar
    Orhun Kitabelerinin içeriği Türk tarihindeki yeri ve önemi gönüllü arkadaş aranmakta
    Kitabelerin Resimleri gönüllü arkadaş aranmakta
    Kitablerin Orkun abacası ile yazılmış hali ilteriş
    Kitabelerin transkiripsiyonlu metni ilteriş
    Kitabelerin Türkiye Türkçesine aktarılmış hali ilteriş

    Görev almak isteyen arkadaşlar lütfen mesaj ile hangi bölümü hazırlamak istediklerini belirtsinler. Sizin şuda olmalı dediğiniz bir bölüm varsa onuda ekleyebiliriz. Benim üzerime aldığım konular koyu mavi ile yazılı olanlardır. Ama istekli olan olursa benim konulardanda verebilirim. Konusunu alan arkadaşımız hazırlıklarına başlar ve bu bölümde yayınlar.
    Selametle


    YAZILI KAĞIDI HAZIRLAMAK NE KADAR ZAMANINIZI ALIYOR? Soru Bankamızı ziyaret etmek için Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...
    DOSYA İNDİRMEKTE SIKINTI MI YAŞIYORSUNUZ?
    FORUMA DESTEK OLMAK MI İSTİYORSUNUZ?
    ALTIN ÜYE OLUN.
    AYRINTILI BİLGİ İÇİN Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...


    Ölmek yenilmek değil yüceltmektir şanını

  2. #2
    raltar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Ağustos.2007
    Yaş
    48
    Mesajlar
    734

    Ben,yazılışı ve bulunuşunu almak istiyorum.
    Saygılarımla
    Başlıgıg yükündürtümüz,tizligig sökürtümüz / Başlıya başeğdirdik,dizliye diz çöktürdük.

  3. #3
    furkanözyürek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.Ağustos.2007
    Yaş
    29
    Mesajlar
    221

    Bende kitabelerin Türk tarihi içinde yeri ve önemini almak isterim
    Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...

  4. #4
    ilteriş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.Nisan.2007
    Yaş
    43
    Mesajlar
    6,615

    Kül Tigin Kitabesi
    Güney Cephesi


    Doğu Cephesi





    Kuzey, Kuzeydoğu Cephesi



    Güneydoğu, Güneybatı ve Batı Cephesi


    Bilge Kağan Kitabesi
    Doğu Cephesi



    Güneydoğu, Güney, Kuzey Cephesi


    Batı, Güneybatı Cephesi

    Tonyukuk Kitabesi
    1. Taş
    Batı Cephesi


    Güney Cephesi


    Doğu, Kuzey Cephesi


    2. Taş
    Batı Cephesi


    Güney Cephesi


    Doğu, Kuzey Cephesi
    YAZILI KAĞIDI HAZIRLAMAK NE KADAR ZAMANINIZI ALIYOR? Soru Bankamızı ziyaret etmek için Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...
    DOSYA İNDİRMEKTE SIKINTI MI YAŞIYORSUNUZ?
    FORUMA DESTEK OLMAK MI İSTİYORSUNUZ?
    ALTIN ÜYE OLUN.
    AYRINTILI BİLGİ İÇİN Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...


    Ölmek yenilmek değil yüceltmektir şanını

  5. #5
    raltar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Ağustos.2007
    Yaş
    48
    Mesajlar
    734

    ORHUN KİTABELERİ’NİN TARİHÇESİ
    Orhun Abideleri İkinci Göktürk Devletinde Bilge Kağan devrinin mahsülleridir.Bunlar birer kitabedir.Ama Türk tarihi açısından önemli ve yüksek yapılı olmasından dolayı bu kitabelere abide diyoruz.Bunlardan birincisi olan,Kül Tigin Abidesini, ağabeyisi Bilge Kağan 732 de bitirmiş,ikincisi olan Bilge Kağan abidesini de ölümünden bir yıl sonra 735 de kendi oğlu olan Kağan diktirmiştir.Üçüncüsü ise Tonyukuk abidesi 720-725 seneleri arası kendisi tarafından dikilmiştir.
    Orhun civarında Orhun yazısı ile yazılı daha başka kitabeler de bulunmuştur.Belli başlıları altı tanedir.Fakat bunların en büyükleri ve mühimleri bu üçüdür.
    Kül Tigin abidesi,kağan olmasında ve devletin kuvvetlenmesinde birinci derecede rol oynamış bulunan kahraman kardeşine karşı Bilge Kağanın duyduğu minnet duygularının ve kardeşinin ölümünden dolayı derin teessürünün ebedi bir ifadesidir.Bilge Kağan bu ruh hali ile kitabenin inşaatının başında oturup,eserin hazırlanmasına bizzat nezaret etmiştir.Kitabedeki ulvi ve mübarek hitabe onun ağzından yazılmıştır.Abidede o konuşmaktadır;ancak onun konuşmalarını kitabeye yazan Yollug Tigin’dir.
    Kül Tigin abidesi,kaplumbağa şeklindeki oyuk bir kaide taşına oturtulmuştur.Keşfedildiği zaman bu kaidenin yanında devrilmiş bulunuyordu.Bilhassa devrik vaziyette rüzgara maruz kalan kısımlarında tahribat ve silintiler olmuştur.Sonradan yerine dikilmiştir.Yüksekliği 3,75 m dir.İtina ile yontulmuş,bir çeşit kireç taşı veya saf olmayan mermerdendir.yukarıya doğru biraz daralmaktadır.Dört cephelidir.Doğu ve batı cephelerinin genişliği aşağıda 132,yukarıda122 cm dir.Güney ve Kuzey cepheleri ise aşağıda 46,yukarıda 44 cm dir.Kitabenin üstü kemer şeklinde bitmektedir ve yukarı kısımda beş kenarlı olmaktadır.Doğu cephesinin üstünde kağanın işareti vardır.Batı cephesi büyük bir Çince kitabe ile kaplıdır.diğer üç cephesi Türkçe kitabelerle doludur.Cepheler arasında kalan ve keskin olmayan kenarlarda ve Çince kitabenin yanında da Orhun yazısı vardır.Doğu cephesinde 40 ,güney ve kuzey cephelerinde 13 er satır vardır.satırlar yukardan aşağıya doğru yazılmış ve sağdan sola doğru istif edilmiştir.Satırların uzunluğu aşağı yukarı 235 cm kadardır.Cetvelden çıkmış gibi ,çok muntazam ,düzgün ve güzel harflerle yazılmıştır.Çince kitabesinde Türk_Çin dostluğu, Türk İmparatorluğu ve Kül Tigin methedilmekte ve tanıtılmaktadır.
    Abidenin cıvarında türbe enkazı, pek çok heykel parçaları ve abideye çıkan iki tarafı heykeller,taşlar dizili 4,5 km bir yol bulunmuştur. Bu heykel parçaları arsında son zamanlarda Kültigin’nin başı ile karısının gövdesi ve yüzünün bir kısmı da bulunmuştur.
    Abidenin ve türbenin inşasında Türk ve Çin sanatkarları beraber çalışmışlardır.Bark adı verilen bu türbenin içi Kültigin’in savaşlarda gösterdiği kahramanlıkların resimleri yapılmış ve süslenmiştir.
    Bilge Kağan abidesi,aynı yerde Kültigin abidesinin bir kilometre uzağındadır.Şekli,tertibi ve yapısı tamamiyle birincisine benzemektedir.Yalnız bu birkaç santim daha yüksektir. Bu yüzden doğu cephesinde 41 ve dar cephelerinde 15’er satır vardır.Bunu da batı cephesinde asıl Çince kitabe vardır.,Çince kitabenin üstünde ayrıca Türkçe kitabe devam etmektedir.Çince kitabe hemen hemen tamamiyle silinmiş durumdadır.Bu abidede Kültigin’nin ölümünden sonra 735’te oğlu tarafaından dikilmiştir.Bu abidede de Bilge Kağan konuşmaktadır.Ayrıca Kültigin’in ölümünden sonraki olayların ilave edildiği görülmektedir.
    Tonyukuk abidesi,diğer iki abidenin biraz daha doğusunda bulunmaktadır.Devrilmemiş,dikili dört cepheli iki taş halindedir.Birinci ve daha büyük olan taşta 35,ikinci taşta 27 satır vardır.Bu abidede yazı yukardan aşağı yazılmıştır.Bu abidede İlteriş Kağan’dan itibaren devlet idaresinin baş yardımcısı,büyük Türk devlet adamı Tonyukuk konuşmaktadır.
    Devam edecek
    Başlıgıg yükündürtümüz,tizligig sökürtümüz / Başlıya başeğdirdik,dizliye diz çöktürdük.

  6. #6
    furkanözyürek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.Ağustos.2007
    Yaş
    29
    Mesajlar
    221

    yüzyıllar ötesinden Türk taihine ışık tutan bu bengütaşlar Türk adının ilk olarak geçtiği metinlerdir.Bu metinlerBilge Kağan,ültigin ve Tonyukuk adına yazılmışlar Bilge Kağan ve KÜltigin anıtını YOllug Tigin yazmış Tonyukuk ise kendi anıtını kendi yazmışdır.

    Bilge Kağan anıtında o çağdaki milletler ve durumları,devletin yönetiliş,yapılan savaşlar,hangi devletlerin GökTürklere bağlı olduğu,KülTigin'in savaşları ve Bilge Kağanın başından geçenler devleti nasıl koruduğu ve en önemlisi Türk milletine öğütleri yer almaktadır.Bu öğütleri göz önüne alırsak Bilge Kağanın2ın milletinin göçtükçe öldüğünü güneyde,doğuda ve batıda göçlerle bir çok can verdiğini bu yüzden Türklerin Ötüken'i vatan tutmaların baş öğütlerdir.Ayrıca Bilge Kağan''Ben hali vakti yerinde bir millete kağan olmadım...Türk milletinin,Türk devletinin adı,sanı yok olmasın diye gece uyumadım,gündüz oturmadım,ölesiye çalıştım.Az milleti çok,aç milleti tok kıldım...Yoksul milleti zengin,tutsak milleti efendi kıldım...'sözleriyle milletin durumunu anlatır
    Bilge Kağan devlet yönetimine gelişini kardeşi Kültegin ile sözleşmesini çok açık anlatır.Türk halkını töresini kaybetmemesini özellikle ister.
    Bilge Kağan Çin hakkında ise:
    ''Altın,gümüş,ipek... Bunca şeyleri ölçüsüz veren Çin milletinin sözü tatlı,kumaşı yumuşak,armağanı çekicidir.Çinliler bu tatlı armağanlarla uzaktaki milletleri kandırıp kendilerine çekerler,Yakına çekip konurduktan sonra fitne yayarlar.Ey Türk milleti Çin'e gidersen onla dost olursan öleceksin''demiştir
    Bilge Kağan bu önemli eseri şu sözlerle noktalamıştır
    ''Evinde oturursan dertsiz olacaksın.Sözlerimde yalnış varmı??
    Ey Türk milleti titre ve kendine dön''
    Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...

  7. #7
    raltar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Ağustos.2007
    Yaş
    48
    Mesajlar
    734

    ORHUN KİTABELERİNİN BULUNUŞU VE OKUNUŞU
    Orhun Abidelerinin bulunuşu insanlığın en büyük keşiflerinden biridir.Orhun harfleri ile yazılı kitabelerde daha on ikinci asırda tarihçi Cuveyni, Talih-i Cihanküşa’sın da bahsetmiştir.Ayrıca Çin kaynakları da çok eskiden bu abidelerin dikildiğini bildirmekteydi.Fakat 18. ve 19. asırlara kadar bu kitabeler ilim aleminin meçhulu olarak kalmıştı.Önce Kırgızlara ait mezar taşlarından ibaret bulunan ve tek tük kelimelerle isimleri içeren Yenisey kitabeleri bulunmuştur.Fakat Orhun harfli kitabelerin yolunu açan ve bu hususta ilim aleminin dikkatini çeken Strahlenberg olmuştur.1709’dan,Poltava savaşında esir düşen bu İsveçli subayı Ruslar Sibirya’ya sürmüşlerdir.Sürgünde on üç sene kalan, serbestçe gezip dolaştığı yerlerde incelemelerde bulunan Strahlenberg 1722’de vatanına dönünce,1730’da araştırmalarının neticesini yayınlamıştır.
    Bu yayın derhal ilim aleminin dikkatini çekmiş nihayet 1889’da Rus bilgini Yadrintsev,sonradan Kül Tigin ve Bilge Kağan abideleri olduğu anlaşılan Orhun kitabelerini bulmuştur.Bunun üzerine 1890 tarihinde Heikel’in başkanlığında bir Fin,1891’de de Radlof’un başkanlığında bir Rus ilmi sefer heyeti bölgeye gönderilmiştir.Her iki sefer heyeti de kitabeleri yakından incelemiş ve fotograflarını alarak dönmüştür.Fin heyeti getirdiği mükemmel fotoğrafları Avrupa ilim merkezlerine dağıtmıştır.Öte yandan hem Fin heyeti hem de Radlof getirdikleri malzemenin fotoğraflarını büyük atlaslar halinde yayınlamışlardır.
    Bu atlas yayınları ile kitabelerin okunması çalışmaları hızlanmış ve daha başka yazıları da çözmüş bulunan Danimarkalı büyük alim Thomsen,kısa bir zaman sonra 1893’te Orhun yazısını çözmeye muvaffak olmuştur.Önce kitabelerde çok geçen tengri,Türk ve Kül Tigin kelimelerini çözen Thomsen,sonra bütün abideleri okumuş ve böylece Türk milletinin ebedi minnettarlığına mazhar olmuştur .
    Artık bu çözümden sonra bir yandan Thomsen,bir yandan Radlof kitabelerin metni ve tercümeleri üzerinde adeta yarışa girmişler ,bunu diğer alimler takip etmiş ve zamanımıza kadar bu büyük Türk abideleri elden düşmemiştir.Son olarak genç Türk alimi Talat Tekin Amerika’da Orhun Türkçe’sinin mükemmel bir gramerini ve kitabelerin yeni bir yayınını yapmıştır.
    Son zamanlarda Orhun sahası arkeolojik kazılarda da ön plana geçmiş ve burada yüzlerce heykel,balbal,çeşitli eserler ve şehir harabeleri bilunmuştur.Bu arada Çekoslavak alimi L.Jisl Kül Tigin heykelinin başını da bululup gün ışığına çıkarmıştır.
    Orhun kitabelerinin manzum olduğunu ileri sürenler de vardır.Hatta bir Rus bilgini bu hususta geniş bir deneme yapmış ve kitabeleri manzum olarak yayınlamıştır.Tabi bu görüş doğru değildir.Fakat kitabelerdeki dilin ve üslubun ahengini göstermesi bakımından dikkate değer bir husustur.
    Orhun abidelerini bugün Türkiye’den binlerce km uzakta eski Türk yurdunda Türklüğün şehadet parmakları olarak yükselen bu mübarek taşları kana kana okumak,her kelimesi üzerinde derin derin düşünmek her Türk için milli bir ibadettir.



    KAYNAKLAR : Muharrem ERGİN – Orhun Abideleri
    Bahaeddin ÖGEL - Türk Kültür Tarihi
    Başlıgıg yükündürtümüz,tizligig sökürtümüz / Başlıya başeğdirdik,dizliye diz çöktürdük.

  8. #8
    furkanözyürek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.Ağustos.2007
    Yaş
    29
    Mesajlar
    221

    Tonyukuk bu bengütaşı kendi yazmış ve tarihimizle ilgili birçok bilgi vermiştir.Çin doğumlu olduğunu söylemiş ve devletin kurulup vezir oluşunu an ve an anlatır.Ülkenin kuruluşunda nerelere seferler yapıp asker ve casusu gönderdiğini Şantung şehrinde Türklerin ilk denize ulaşışını anlatır ve hangi devletlerle savaştığını hangi yolları izlediğini anlatır.Ayrıca GükTürk kurultayının savaşdan kaçınmasını zayıf ve esirliğin sebebi olarak yorumlamış ve devamlı orduyu ve kağanı kendi teşvik ettiğini anlatır.
    Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...

  9. #9
    raltar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Ağustos.2007
    Yaş
    48
    Mesajlar
    734

    Orhun abecesi


    Başlıgıg yükündürtümüz,tizligig sökürtümüz / Başlıya başeğdirdik,dizliye diz çöktürdük.

  10. #10
    raltar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Ağustos.2007
    Yaş
    48
    Mesajlar
    734

    “ORHUN ANITLARI”NDA 1997 YILINDA YAPILAN ÇALIŞMALAR: İLK RAPOR

    Dr. Kenan BİLİCİ
    Hayli karışık ve uzun olan Asya tarihi içinde, çeşitli devletler kuran Hsiungnular, Hunlar, Çin'de sonradan Wei sülâlesi haline dönüşen Tabgaç Türkleri ( Topalar) ve hakimiyetlerini Hindistan'a kadar uzatan Akhunlar ( Ef¬talitler)' dan sonra, bozkırda, yazılı tarihin ilk Türk toplumu olarak Göktürkler, bütün bir Türk tarihinin ve Anadolu'da nihayetlenen büyük göçün başlangıcı için kesin bir yazılı referans oluşturmaktadır.

    Bilindiği üzere, Göktürk Devleti, Türklüğünü güçlü bir şekilde vurgulayan ilk (veya şimdilik bilinen en eski) politik örgütlenmedir. Ve Türk adı, tarihte ilk kez, şimdi Moğolistan coğrafyasına dağılmış yazılı belgelerde karşımıza çıkmaktadır.

    Bu yazılı belgeler arasında, 8. yüzyıldan kalma ve “Orhun Anıtları” olarak literatüre geçen üç anıt, Türk tarihi için olduğu kadar, bütün bir insanlık tarihi için de son derece büyük bir öneme sahiptir. Bu anıtlardan biri, başkent Ulaan- Baatar'ın 65 km kadar güney-doğusunda Nalayh'ta, Bain- Tsokto mevkiindeki Tonyukuk'a, diğer ikisi ise, başkentin 450 km kadar güney-batısında, bugün Harhorin denilen tarihî Karakurum kentinin yakınlarında Khöşö- Tsaydam mevkindeki Bilge Kağan ve kardeşi Költigin'e aittir. Her üç anıt da, bugüne kadar daha çok Türkoloji bilimi çerçevesinde ele alınmış; metin ve okunuşları ile bu bilim alanında tartışılagelmiştir. Şüphesiz bu yönüyle Orhun Anıtları ya da daha özel bir deyişle Khöşö- Tsaydam, Türkologların Kâbesi durumundadır; ne var ki, bu durum, anıt mezarların arkeoloji, sanat ve mimarlık tarihi bakımından izahının önüne geçmiş; geçen zaman hayli önemli bilgiler sağlayacak ayrıntıların üzerini örtmüş ve konu bugüne kadar bilinmezliğini korumuştur. Gerçi Köl- Tigin anıt-mezarında 1958 yılında L. Jisl tarafından o zamanın şartlarına göre son derece modern ve ileri sayılabilecek teknolojiyle bir arkeolojik kazıya başlanmış ve önemli sonuçlara ulaşılmışsa da, devamı yapılamadığı için bütün çalışmalar yarım kalmıştır. Buna, 1912 yılında yine Khöşö- Tsaydam'daki bir üçüncü mezarda Kotwicz'in ve 1950'li yılların sonunda Tonyukuk anıt-mezarında Moğol arkeoloğu Ser- Odjav'ın yaptığı sondajlar da eklenebilir. Ne var ki, bütün bu çalışmalar şu gerçeği değiştirmeye yetmiyor; biz hâlâ, bir Göktürk anıtmezarının, daha kesin bir ifadeyle Orhun Anıtları'nın mimarî düzenini, plân ve konstrüksiyonları ile strüktürel elemanlarını ve daha pek çok sorunu somut olarak ortaya koyamıyoruz. Denilebilir ki, bozkırın mimarlık ve sanat gelenekleri, kısacası maddî kültür mirası bütün yönleriyle henüz aydınlatılmamıştır; hâl böyle olunca toprak üzerindeki verilere bakarak bu devri bütün yönleriyle ortaya koymak da mümkün değildir. Bu bakımdan Türkiye, kendi kültürünün derin kökleri ve kimliğinin başlangıcı hakkında doğru bilgi edinmek, bu kimliğin bilincine varmak için bunu artık başkalarının aydınlatmasını bekleyemez.

    İşte bu millî haysiyet mirasına sahip çıkma bilinci ve Orhun Anıtları'nın restorasyon çalışmaları ile ihya edilmelerini sağlamak amacıyla, Dışişleri Ba¬kanlığımıza bağlı Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı (TİKA), ilk kez resmî olarak 1994 yılında Moğol Hükûmeti ile bir protokol ve memorandum imzalamış; 1995 yılında da yapılacak çalışmaların belirlenmesi, anıtların hâli hazır du¬rumlarının tesbit edilmesi ve bir rapor tanzim olunması amacıyla Prof. Dr. M. Oluş Arık ile beni görevlendirmişti. İki aya yakın bir süre Moğolistan'da yaptığımız inceleme ve gözlemler, muhtelif raporlar halinde büyük bir proje dosyası haline getirilmiş; bu arada sözkonusu anıt-mezarlardaki restorasyon ve konservasyon işlemlerinin, basit bir yapıştırma işinden ibaret olmadığı, aksine ancak büyük bir arkeolojik kazı programı ile birlikte düşünülüp gerçekleştirilebileceği tesbit edilmiştir.

    2 yıla yakın bir süre plân ve programı yapılan, sonuçta 5 yıllık bir proje olarak tasarlanan ve 1997 yılı Nisan ayında Ulaan- Baatar'da belirlediğimiz çalışma programı ile hayata geçirilen “Moğolistan'daki Türk Anıtları Projesi” 1997 yazında yapılan bir ön-çalışma ile fiilen başlamış bulunmaktadır.

    Bu yılki ilk kampanya Proje Başkanı Prof. Dr. Oluş Arık başkanlığındaki çeşitli alanlarda ihtisaslaşmış bir Türk ve Moğol bilim heyeti ile gerçekleştirilmiştir. Bu vesileyle, Moğolistan'da çok zor şartlar altında sürdürülen çalışmalar sırasında unutulmaz yardımlarını gördüğümüz Genel Müdür Sayın Hüseyin Karakuş ve onun şahsında Moğol-Türk Okulları Genel Müdürlüğü'nün genç ve yetenekli elemanlarına teşekkürü bir borç bildiğimizi ifade etmek istiyorum.
    Proje kapsamında, her üç anıt-mezarın fotogrametrik belgelenmesi yoluna gidilmiş; ayrıca Nalayh'ta 400 hektarlık bir alan için 23, Khöşö- Tsaydam'da ise 1600 hektarlık bir alan için 68 adet beton nirengi ve poligon noktası tesis edilerek sözkonusu bölgelerin 1/1000 ölçekli haritalarının çıkartılması işleri de tamamlanmıştır. Çalışmalar sırasında, anıt-mezarlar ile Khöşö- Tsaydam'da ilk kez tesbit edilen iki mezarın rölöveleri de alınmıştır.

    Başlıgıg yükündürtümüz,tizligig sökürtümüz / Başlıya başeğdirdik,dizliye diz çöktürdük.

Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 Sonuncu

Bu Konu için Etiketler

RSS RSS 2.0 XML MAP HTML SiteMap

Giriş