1. #11
    nuranpoyraz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13.Eylül.2007
    Mesajlar
    9


    Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...

    Bilge Kağan Yolu Tamamlandı


    Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...

  2. #12
    raltar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Ağustos.2007
    Yaş
    48
    Mesajlar
    734

    Diğer taraftan, anıt-mezarların restorasyon ve konservasyonu için hâl-i hazır durumlarının tesbiti de yapılmıştır. Çalışma süresince toprak üstünde bulunan eserlerin üzerinde herhangi bir koruyucu müdahalede bulunulmamış; 1998 sezonunda başlanması plânlanan restorasyon- konservasyon çalışmalarında uygulanacak yöntemlerin belirlenmesi için inceleme ve belgeleme çalışmalarına ağırlık verilmiş, malzeme ve bozulma türlerinin bilimsel yöntemlerle tesbitine yönelik olarak mineralojik, kimyasal ve biyolojik analizler için numuneler alınmıştır.
    Anıt-mezarlarda mevcut her eser (yazıt, heykel ve mimarî elemanlar) numaralandırılmış; eserlerin tek tek ölçüleri alınmış, ayrıca mezar içindeki konumlarını gösteren detay çizimleri de yapılmıştır.
    Eserlerin malzeme türleri, bunların kaynaklan ve çevreyle ilişkisi, işçilik teknikleri ve özellikleri gözleme dayalı olarak tesbit edilmiştir.
    Eserlerin konservasyon durumlarıyla ilgili bozulma faktörleri ve bozulma şekilleri, fiziksel-kimyasal ve biyolojik tahribatlar bütün ayrıntılarıyla ve boyutlarıyla her eser üzerinde tek tek belirlenmiştir. Bütün bu bozulma oluşumlarının ayrıntıları, her eser için hazırlanan envanter fişlerine işlenmiş ve aynı zamanda fotoğraflarla da belgelenmiştir.
    Çalışmalarımız sırasında her üç anıtta da Radloff Atlası esas alınarak mukayeseli metin tesbitleri de yapılmıştır.
    Bütün bu çalışmaların çeşitli aşamaları video kamera ile filme alınarak kaydedilmiş; ayrıca 60 makaraya yakın diapozitif ve negatif film çekilerek bir arşiv meydana getirilmiştir.
    Bir kitap halinde yayınlanacak olan bu çalışmalardan elde edilen sonuçlar kısaca şudur:
    A. TONYUKUK ANIT-MEZARI ( Nalayh, 24-28 Haziran 1997)
    Anıt-mezar, demir parmaklıklı basit bir çitle çevrili, ancak bakımsız ve korumasızdır. Bu alan içinde iki yazıt, oturan ve ayakta duran beş insan heykeli, iki balbal , bark binasına ait kısmen kırık durumda altı büyük taş levha ve taştan dört adet “L” profilli kaide parçası yer almaktadır. Anıt-mezarın doğusundaki girişinden doğu istikametine doğru, bir kısmı yatık bir kısmı da ayakta olmak üzere belirli aralıklarla uzanan toplam 271 balbal tesbit edilebilmiştir. Bunlardan son 11 tanesi, bir yay çizerek kuzey-doğu istikametine doğru yönelmektedir.
    Yazıtlar ve diğer eserlerde, malzeme olarak renk ve kristal yapılan farklı dört ayrı granit türü kullanılmıştır.
    Nisbeten daha sağlam kalabilmiş güneydeki birinci yazıt 2.43 m yüksekliğinde, geniş kenarı 0.42 m, dar kenarı 0.34 m genişliğinde dikdörtgen prizma şeklindedir. Yazıtın üst taraflarında ( 0.65 m 'ye kadar olan bölümü) birçok kelime ve harf yokolmuş; bir bölümünün okunması da güçleşmiştir. Bu bağlamda, yazıtın batı cephesindeki 3. satırın 1- 31 cm ve güney cephesindeki 15. satırın 4- 25,5 cm 'si tamamen yokolmuştur. Bununla beraber, metnin incelenebildiği kısımlarında, daha önceki okunuşların bazı yanlışları olduğu da tesbit edilmiştir.
    Doğrudan toprak zemine dikilmiş kuzeydeki ikinci yazıt, 2.40 m yüksekliğinde olup, geniş kenarı 0.45 m, dar kenarı da 0.38 m genişliğindedir. Birinci yazıta oranla daha fazla tahrip olmuştur. Bu durum, çevresel faktörlerin yanında, malzemesinin diğerinden farklı olarak daha iri kristal yapıda olmasından kaynaklanmaktadır. Bu yazıtta aşınma daha fazla olduğundan, yazı karakterleri de net seçilememektedir. Yazıttaki mevcut harflerin hemen hepsi aynı oranda aşınmış ve bozulmuştur. Bu itibarla, okunmaları hayli zordur. Bazı harflerin varlığı, ancak suyla ıslatıldıktan ve parmakla yoklandıktan sonra anlaşılabilmiştir.
    Bunun yanı sıra, her iki yazıtta da ısı değişimleri, yağmur ve don gibi doğa olaylarından kaynaklanan derin ve kılcal çatlaklar, yüzeysel dökülmeler ve kabuk atma şeklinde yapraklaşmalar görülmektedir. Ayrıca kısmî kırılmalar ve parça kayıpları da olmuştur. Kuş pisliklerinin salgıladıkları asitli bileşiklerin de, yüzeyde erimelere neden olduğu tesbit edilmiştir. Yazıtların alt kısımlarındaki kenar yüzeylerinde, hayvan sürtünmesinden kaynaklanan yağlı leke şeklinde koyulaşmalar oluşmuştur. Nitekim bu husus ikinci yazıtın güney cephesindeki 45. satırın ve kuzey cephesindeki 60-62. satırların okunması şansını tümüyle ortadan kaldırmıştır.
    Diğer taraftan, özellikle birinci yazıtın batı cephesindeki metnin 5-8, 11 ve 13-14. satırları ile doğu cephesindeki metnin 18-22 ve 24-25. satırlarında, çeşitli araştırmacıların, yazıları daha kolay okuyabilmeleri için değişik zamanlarda uyguladıkları boya kalıntıları da görülmektedir.
    Anıt-mezar alanının içindeki diğer eserlerin çoğu kısmen veya büyük ölçüde kırıktır. Çatlaklar, yüzeysel dökülme, yapraklaşma ve hayvanların sürtünerek oluşturduğu yağlı koyu lekeler, özellikle heykel ve balballarda hayli yoğundur. Taş levhalarda ise, bu bozulmaların yanı sıra, yüzeylerde biyolojik patina oluşumları (yosun ve likenler) görülmektedir. Lahit taşlarının işlenmiş yüzeylerindeki yüzeysel oyma bitkisel motifler, büyük ölçüde dökülmüş ve aşınmış olup, kompozisyon da seçilemez hale gelmiştir.


    Başlıgıg yükündürtümüz,tizligig sökürtümüz / Başlıya başeğdirdik,dizliye diz çöktürdük.

  3. #13
    raltar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Ağustos.2007
    Yaş
    48
    Mesajlar
    734

    B. KHÖŞÖ-TSAYDAM'DA YAPILAN ÇALIŞMALAR
    (30 Haziran-18 Temmuz 1997)
    I. BİLGE KAĞAN ANIT-MEZARI
    Anıt-mezar basit bir çitle çevrilidir. Çit alanı içinde dört kırık parça halinde yazıt, yazıtın kaidesini teşkil eden ve büyük kısmı toprak altında olan kaplumbağa heykel, oturur vaziyette tasvir edilmiş üç insan ve bir yırtıcı hayvan ( arslan, kaplan?) heykeli bulunmaktadır. Çitin dışında, batı tarafta ise, ayakta tasvir edilmiş ve fakat bugün yerde yatık vaziyette duran bir insan heykeli ile daha geride bir sunak taşı yer almaktadır. Anıt-mezarın doğusunda, doğu istikametine doğru bugün bir çoğu toprağa gömülü vaziyette bir balbal dizisinin uzandığı tesbit edilebilmektedir.
    Bugün dört kırık parça halindeki yazıtta, ince kristal yapılı gri mermer, heykellerde gri damarlı beyaz mermer ve sunakta ise iri taneli granit kullanılmıştır.
    Yazıta ait dört parçadan ikisi ejderli akroter kısmını meydana getirmektedir.
    Yazıtın, doğu yüzü yukarıya bakar şekilde yerde yatık duran büyük parçası 2.38 m uzunluğunda olup, geniş yüzü 1.27 m, dar yüzü de 0.50 m genişliğindedir. Yazıta ait ikinci parçanın uzunluğu 1 .22 m 'dir.
    Yazıtta kısmen kırılmış parça kayıpları, derin ve uzun çatlaklar, yazılı yüzeylerde lokal dökülmeler, dökülmeye maruz şişme ve yapraklaşmalar görülmektedir. Harf karakterleri, özellikle dar kenarlarda büyük ölçüde aşınmış ve okunması güçleşmiştir. Nitekim, yazıtın ana kütlesini oluşturan gövdenin toprak üstündeki doğu cephesinde yer alan yazılar büyük ölçüde dökülmüş ve 33. satırdan sonrası yok olmuştur. Güney cephesi de aynı du¬rumdadır; bu yüzde de sadece birkaç satır kalabilmiş, özellikle 3. satırdan sonraki metin yok olmuştur. Kuzey cephedeki metnin de artık okunamayacak bir hale geldiği tesbit edilmiştir. Bununla beraber, kalabilen kısımlar harf harf karşılaştırma yapılarak incelenmiş; daha önceki okunuşların doğru ve yanlışlar da tesbit edilmiştir.
    Yazıt yüzeyinde, geçmiş yıllarda kalıp almak için kullanılan ve sonrasında iyi temizlenmemiş olan silikon kalıntıların tesbit edilmiştir.Bu kalıntıların, zamanla, alttaki harf karakterlerini daha fazla tahrip ettiği anlaşılmaktadır.
    Ayrıca, gerek yazıtta ve gerekse bazı heykel yüzeylerinde, muhtemelen çobanlar tarafından dökülmüş olan lokal zift kalıntıları da görülmüştür.
    Kısmi kırılmaların dışında, sunak ve heykeller, yazıta oranla daha iyi durumdadırlar. Ancak bu eserler üzerinde de çatlama ve yüzeysel dökülmeler, yer yer de liken ve yosunlar oluşmuştur.
    II. KÖL-TİGİN ANIT-MEZARI
    Anıt-mezar, korumasız basit bir çitle çevrilidir. Çitle çevrili alan içinde yazıt ve yazıta ait iki küçük parça, beş parça halinde kaplumbağa heykeli, iki koç ve sekiz insan heykeli ve büyük ölçüde kırılmış iki heykel parçası, ikisi kabaca insan şekli verilmiş üç balbal, bark binasına ait oniki kaide taşı ile nereye ait oldukları tesbit edilemeyen değişik boyutlarda yirmiyedi adet amorf taş bulunmaktadır. Çitin dışında ve yakın çevresinde de ayrıca beş adet amorf taş parçası, sunak ve sunağa ait bir taş parçası yer almaktadır.
    Anıtın doğu girişinin önünde, doğu istikametine doğru uzanan çok sayıda balbal bulunmaktadır.
    Köl- Tigin yazıtında ince kristal yapılı gri mermer, heykellerde beyaz damarlı gri mermer, bark binasının kaide taşlarında beyaz mermer, sunakta ise iri taneli granit kullanılmıştır. Yazıt, ejderli tepelik ile birlikte 3.35 m yüksekliğinde olup, geniş yüzü 1 .32 m, dar yüzü ise 0.46 m genişliğindedir. Bugün orijinal yerinde olmayan yazıt, muhtemelen bu yüzyılın başlarında yapılan bir müdahale sonucunda, sunaktan kesilerek elde edilen bir taş kaide üzerine oturtulmuştur. Yazıtın, orijinalinde kaplumbağa kaide üzerindeki yuvaya oturan pabuç kısmı, büyük bir ihtimalle bu müdahale sırasında ayağa kaldırılırken kesilmiştir. Ejderli tepeliğin güney yüzü kırılmıştır; şimdi iki parça halinde yazıtın yanındadır. Yazıtın güney-batı köşesinde, üstte her iki yüze doğru genişleyen ve zemine doğru daralarak uzanan büyük bir parçası kopmuştur. Yazıtın güney-doğu köşesinde de daha küçük boyutlu kırılmalar tesbit edilmektedir.
    Kırılmaların dışında, yazıtın bütün cephelerinde derin ve kılcal çatlaklar, lokal dökülmeler ve yüzeysel aşınma, yer yer de kuş pisliklerinin neden olduğu erimeler gözlenmiştir. Aşınma ve erimenin yoğun olduğu kısımlarda, yazı karakterleri seçilememektedir. Nitekim, esasen 40 satırdan oluşan doğu cephesindeki metinden geriye pek az harf kalabilmiştir. 1-15. satırları ihtiva eden parça kopmuştur; 10. satırdan sonraki satırların hemen hepsinde dökülmeler mevcuttur. Çalışmalar sırasında, bu cephedeki hanedanlık arması Kotaz'ın burun kısmında tesbit edilen, yukarıdan aşağıya doğru sıralanmış Çince tek satırlık metin de belgelenmiştir.
    Yazıtın orijinalinde kuzey cephesini teşkil eden ve fakat bugün batı yönüne bakan cephesi de hayli kötü durumdadır. Cephe yüzeyindeki yazılar, dökülme ve çatlaklar nedeniyle okunamaz bir hale gelmiştir.
    Buna karşılık şimdiki halde doğuya bakan dar cephedeki yazılar daha iyi durumdadır. Fakat yine de metnin bazı kısımlarında dökülme ve yıpranma tesbit edilmiştir. Özellikle ilk sekiz satırın son kısımlarında ciddi yıpranmalar vardır. Diğer taraftan, sözkonusu cephenin batı yöndeki dar kenar ile bitiştiği pahlı kısımda 35- 40 cm 'lik bir parçanın koptuğu da dikkati çekmektedir.
    Şimdiki halde güney yönüne bakan geniş cephe üzerinde yer alan Çince ana metin dışında, yüzeye sonradan kazınarak ilave edilmiş iki ayrı metin bulunduğu gibi, cephenin sağ alt köşesinde ayrıca iki satır halinde Göktürk harfli küçük bir metnin daha yazılı olduğu da tesbit edilmiştir.
    Çince yazılı geniş yüzün güney kenarındaki bordür süslemelerinin hangi nedenle kazınıp tahrip edildiği anlaşılamamıştır.
    Diğer taraftan, Moğolistan ile Japonya arasında daha önceden yapılan anlaşmalar çerçevesinde, Köl- Tigin yazıtı ve bu yazıta ait iki kırık parça üzerinde, bir Japon ekibi, 22-29 Haziran 1997 tarihleri arasında koruma amaçlı bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalarda yüzeysel bir temizlik yapılmış; derin ve kılcal çatlaklara sertleştirici enjekte ve yüzeye koruyucu aplike edilmiştir. Müdahale sonrasında yazıt ve iki parça polietilen (naylon) poşet içine alınmıştır. Eserin bozulma sürecini yavaşlatma amacına yönelik bu uygulama, teorik olarak doğru olmakla birlikte, çevre şartlarına açık ortam için kalıcı bir çözüm olmaktan uzaktır.
    Yazıtın orijinal kaidesini oluşturan kaplumbağa heykeli kırılmış ve beş parçaya ayrılmıştır. Parçalardan birinin yüzeyinde bulunan yazıların büyük kısmı aşınmış ve dökülmüştür.
    Anıt-mezar içindeki heykellerin hepsinde başlar kırıktır. Bunun dışında bazılarında kısmî, bazılarında da büyük kırılmalar olmuştur. Kırık parçalar kayıptır. Çoğunda derin çatlaklar, aşınma ve ince tabakalar halinde dökülmeler tespit edilmektedir. Ayrıca bazı heykeller ve taşlar üzerinde liken ve yosunlardan oluşan lokal biyolojik patinalar görülmektedir.
    Sunak taşının bir kenarı, üzerindeki izlerden de anlaşılacağı gibi, keski yardımıyla kesilmiş ve yazıta kaide olarak kullanılmıştır. Artan parçanın, yazıtın yakınına atıldığı anlaşılmaktadır.
    Başlıgıg yükündürtümüz,tizligig sökürtümüz / Başlıya başeğdirdik,dizliye diz çöktürdük.

  4. #14
    İrem BEŞİR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Şubat.2017
    Mesajlar
    13
    + Orhun Kitabelerini "1893" yılında Danimarkalı bilgin "Vihelm Thomsen" 38 harfli alfabeyi çözerek yazıtları okumayı başarmıştır.

Sayfa 2 Toplam 2 Sayfadan Birinci 12

Bu Konu için Etiketler

RSS RSS 2.0 XML MAP HTML SiteMap

Giriş