1. #1
    Betül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    17.Nisan.2007
    Mesajlar
    68



    Babası İkinci Bayezid Han
    Annesi Aişe Hatun
    Doğumu 10 Ekim 1470
    Vefatı 21/22 Eylül 1520
    Saltanatı 1512-1520


    YAVUZ sultan SELİM
    Osmanlı sultanlarının dokuzuncusu ve İslam halifelerinin yetmişdördüncüsü. Amasya'da doğdu Küçük yaştan itibaren Kur'an-ı Kerim, tefsir, hadis, ve fıkıh dersleri yanında yüksek fen ilimlerini de öğrendi. Çok çevik ve zeki olup ok atmak, güreş tutmak ve kılıç kullanmak hususunda maharet sahibiydi. Arabi ve Farisi'yi mükemmel bir şekilde konuşurdu. Bbası ikinci Bayezid padişah olduktan sonra, askeri sevk ve idare ile devlet yöneticiliğini öğrenmesi için Trabzon'a vali tayin olundu.

    yavuz sultan selim Trabzon valisi iken, Şah İsmail'in(1502-1524) siyasi-dini faaliyetleri ile Osmanlı Devleti için çok büyük bir tehlike arzettiğini görüyor ve ona göre tedbirler düşünüyordu. Hatta zaman zaman bu devlet üzerine küçük çapta akınlar da yapıyordu.Nitekim, 24 Nisan 1512'de babasının yerine geçince de ilk seferini, Osmanlı Devleti'ni önce bölüp parçalama,sonra da yıkma emelleri güden Safeviler üzerine yaptı. İstanbul'da Eyüp ve diğer mübarek kabirleri ziyaret ederek zafer duaları yaptıktan sonra ordusuyla harekete geçen selim Han günlerce yol aldıktan sonra nihayet 23 Ağustos1514'de Çaldıran ovasında Safevi ordusuyla karşılaştı. yavuz ve ordusunun kudreti ile ateşli silahların üstünlüğü sayesinde Osmanlılar parlak bir zafer kazandı.İran ordusunun büyük bölümü imha edilirken bir çok safevi kumandanı ile Şah İsmail'in zevcesi esir alındı.İran'ın başşehri Tebriz'e giren yavuz sultan selim Han, şehirdeki camileri tamir ettirdi ve halka huzur verdi.

    Bu zafer ile Osmanlı hududu Fırat'tan Azerbaycan'a ve İran içlerine kadar uzandı.Yavuz sultan selim ikinci seferini Memlukler üzerine yaptı. Bu seferin asıl sebebi Memluklerin Osmanlı Devleti'nin kuvvetlenmesinden endişe ederek şii Şah İsmail ile ittifak içerisine girmesi idi. Şah İsmail'i bir dar- bede saf dışı bırakan Cihangir padişah bu defa da yıldırım sürati ile, Mısır ordularını, 24 Ağustos1516 da Mercidabık ve 26 Mart 1517'de Ridaniye'de kazandığı zaferler ile perişan etti. Artık Memluk devleti kalmamış, bütün arap ülkeleri Osmanlı hakimiyetine girmişti. Bu durum üzerine Mekke ve Medine emiri mukaddes şehirlerin anahtarlarını "Hadimü'l Haremeyn=Mekke ve Medine'nin hizmetçisi" şekline çevirerek aldı ve evladlarına böyle miras bıraktı.

    İki büyük seferin zaferle neticelenmesinden sonra bilhassa donanma faaliyetine hız veren Yavuz, devrin büyük alimi Kemal-paşazade'ye niyetinin feth-i Efrenciye yani Avrupa olduğunu bildirmişti.Ancak yüce Hakan'ın yine Eyüp türbesini ziyaretle başladığı bu seferine yakalandığı amansız şirpençe hastalığı mani oldu. Vefat etmeden önce musabihi Hasan Can kendisine hakka teveccüh etmesini söyleyince, "Bunca zamandan beri bizi kiminle biliyordun.Cenab-ı Hakka teveccühde bir kusur mu gördün." buyurarak Yasin-i Şerif okumasını istedi.Kendiside okurken ruhunu teslim etti. Naşı kendi adı ile anılan camiin avlusundaki türbesindedir.

    Osmanlı Devletinin topraklarını iki buçuk mislinden fazla genişletti. Babasından devr aldığı 2.373.000 km2 olan ülke toprakları, 6.557.000 km2 ye çıktı.

    Devlet işlerinde kesin niyet ve kati programla hareket eden selim Han, herhangi bir devlet işini fiiliyata koymadan evvel, muhtelif yollarla onun hakkında alim vezir ve sair ilgililerin fikirlerinden istifade eder ve günlerce düşünür, nihayet son kararını verdikten sonra ondan dönmez ve bu kararın aleyhinde söz söyleyenleri en şiddetli şekilde cezalandırırdı.Muntazam bir casus teşkilatı vardı. Bu sayede gerek memleket dışından ve gerek içeriden devamlı bilgi alırdı.Mühim işlerde bizzat tahkikat yapardı. İhtişam ve debdebeye ehemmiyet vermez, sadeliği sever ve sade giyinirdi. Kendisi için fazla para sarfıyla köşk ve lüks şeyler yapılmasını istemezdi. Bir defasında oğlu Şehzade Süleyman çok süslü bir elbise ile huzuruna girince;"Süleyman annen ne giysin" diyerek sitem etmişti.Hazinenin devamlı dolu olmasına dikkat ederdi.

    sultan selim Han evliyaya rağbet eder onların sohbetlerine katılmayı bulunmaz bir nimet sayardı. Devamlı;"Padişah-ı alem olmak bir kuru kavga imiş-Bir veliye bende olmak cümleden ala imiş." buyururdu. yavuz sultan Selim'in Şam'da Salihiyye'de Muhyiddin-i Arabi'ye yaptırdığı cami,imaret ve türbeden ve bir de Konya'da Mevlevi tekkesine getirdiği sudan başka bir hayır yapmasına vakti ve zamanı müsaid olmamıştır. Hatta başlattığı camiinin bile yanlız temellerini attırabilmiş fakat tamamlayamamıştır.
    Alıntıdır.





  2. #2
    esaRet__ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    18.Nisan.2007
    Yaş
    29
    Mesajlar
    306

    HALİFE YAVUZ SULTAN SELİM

    24 Ocak 1517'de Kahire alındı. 4 Şubat 1517'de Yavuz büyük bir törenle Kahire'ye girdi ve Mısır Memlüklerine bağlı Abbasi halifeliğine son verdi. Yakalanan Tumanbay idam edildi.

    Mısır Seferi sonunda Suriye, Filistin ve Mısır Osmanlı hakimiyetine girdi. Ayrıca Hicaz ve yöresi de Osmanlı topraklarına katıldı. Doğu ticaret yolları tamamen Osmanlıların eline geçti. Elde edilen ganimetler ve alınan vergilerle Osmanlı Hazinesi doldu.

    6 Temmuz 1517'de Emanet-i Mukaddese (Mukaddes Emanetler) denilen ve aralarında Hz.Muhammed'in (S.A.V) hırkası, dişi, sancağı ve kılıcı da bulunan eşyaları, Hicaz'dan Yavuz Sultan Selim'e gönderildi. 29 Ağustos 1516'da Hilafet Abbasi soyundan Osmanlı Soyuna geçti.

    Yavuz Sultan Selim, Ayasofya Camii'nde yapılan bir törenle, son Abbasi halifesi Üçüncü Mütevekkil'den (kendi deyimiyle Hadim-i Haremeyn-i Şerifeyn) Haremeyn-i Şerifeyn, yani Mekke ve Medine'nin hizmetkarı ünvanını devraldı ve böylece bütün Müslümanların dini ve siyasi lideri oldu.

    Rivayete göre, Üçüncü Mütevekkil kürsüye çıkıp, Halifeliği Osmanlı Padişahı Sultan Selim Han'a devrettiğini açıkladı. Sırtındaki cübbeyi Yavuz'a elleriyle giydirdi. Halifelik nişanlarından sayılan kılıcı elleriyle Yavuz'un beline bağladı. Yavuz Sultan Selim, o andan itibaren Müslümanların dini ve dünyevi lideri oldu. Artık yalnız padişah olarak değil, "halife" olarak da anılacaktı ve ondan sonra gelen tüm padişahlar aynı zamanda halife de olacaklardı.

    Yavuz Sultan Selim, tahtı devraldığında 2.375.000 km.kare olan Osmanlı topraklarını sekiz yıl gibi kısa bir sürede 6.557.000 km.kareye çıkarmayı başardı. Devletin gelişmesi için de bir çok faaliyeti oldu. Çok düzenli çalışan bir casus teşkilatı vardı. Bu sayede ülke içinden ve dışından istediği bilgileri alan Yavuz Sultan Selim'in adam seçiminde büyük bir isabet yeteneği vardı.

    YAVUZCA

    1-) Selim daha küçücük bir delikanlıdır. Trabzon’a vali olarak lalaların eğitimine gönderilmiştir. Küçük Selim daha küçük yaşlardan itibaren lalalarının övgülerine mahzar olmuş kendini taa o zamanlardan belli etmiştir. Devletin kuruluşundan beri yükselişte ama babasının döneminde bekleyişte olduğunu gören Yavuz yeniçerilerinde desteğiyle babasını tahtan indirir ve başa geçer. Babasını sürgüne gönderir. Hatta babası Yavuz'a ''Sen beni arkamdan vurdun Allah da seni arkandan vursun'' der ve Yavuz Sultan Selim daha 50 yaşındayken sırtında çıkan çıban yüzünden vefat etmiştir.

    2-) Başa geçen Yavuz ilk olarak doğuya gözünü diker ve safevilerle, mısırlılarla savaş yapar. Tahtta kaldığı sürece her yıl savaş yapan tek padişahtır ve yaptığı bütün savaşları kazanmıştır.

    3-) Yaptığı savaşlar sonucu halifeliği, doğunun zenginliklerini, doğudaki Müslümanların Gönüllerinin kazanan bir padişah olmuştur.

    Yavuz Sultan Selim bir gün Mısır seferindeyken mısırın büyük çölüne gelir. Komutanları padişahım bu çölü aşmak imkânsız geri dönelim derler. Yavuz da atından iner, ayakkabısını çıkartır çıplak ayak çöle doğru hayâsızca bakarak yürümeye başlar. Bunu gören ordu hayretler içinde kalır. Ve mecbur hünkârın peşinden giderlerdi.

    Komutanlardan biri padişahım bari atınıza binseydiniz der ve şu cevabı alır:

    Karşımda Peygamber efendimiz yürüyor; Peygamber efendimiz yalın ayak yürürken ben nasıl atın üstünde giderim der ve tersler. Bunu duyan komutanlar irkilir ve padişahla beraber Mısırın kapılarına dayanır. Padişah Mısırı kısa bir sürede fetheder ve Kur'an-ı Kerim'i yakan birini 4 parçaya böldürerek Mısır sokaklarında dolaştırır. (İbrete âlem olsun diye)Ve o günden beri Mısır Kavalalı dönemine kadar Osmanlı'nın en az sorun çıkartan vilayeti olmuştur.

    İMAR ÇALIŞMALARI

    Yavuz Sultan Selim, dedesi Fatih Sultan Mehmed zamanında yapılan Haliç Tersanesini kapasite olarak arttırdı. Medreselerin yanında, sosyal ve ticari alanda hizmet verecek birçok bina inşa ettirdi. Hayatı yoğun savaşlarla geçen Yavuz Sultan Selim, Diyarbakır Fatih Paşa, Elbistan Ulu Camii, Şam Salihiye'de Muhyiddini Arabî’ye Camii, İmaret ve Türbesi gibi hayır eserleri de yaptırmaya fırsat bulmuştur. Ayrıca temelini attırdığı İstanbul Sultan Selim Camii'ni bitirmeye ömrü yetmemiş, bu eser oğlu Kanuni Sultan Süleyman tarafından tamamlanmıştır.

    SIRRINI VERME! YERİNDE SAYMA! KENDİNİ BEĞENME! SAKIN BOŞ VERME! KİN BESLEME! İHANET ETME! LANET OKUMA! GÜLÜP GEÇME! BEDDUA ALMA! UŞAKLAŞMA! EĞRİLME! PASLANMA! VE ASLA SATILMA!<br />-MEVLANA-

  3. #3
    SELİMÎ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01.Ağustos.2007
    Yaş
    29
    Mesajlar
    49

    Sağolasınız kardeşlerim paylaşımlarınız için...Çok güzel.Ancak bir noktaya değinmek isterim:
    "Babasını sürgüne gönderir. Hatta babası Yavuz'a ''Sen beni arkamdan vurdun Allah da seni arkandan vursun'' der ve Yavuz Sultan Selim daha 50 yaşındayken sırtında çıkan çıban yüzünden vefat etmiştir."
    Yavuz Sultan Selim Han ne babasını sürgüne göndermiştir,ne de babasını arkadan vurmuştur.Sırtında çıkan çıbandan vefat etmiştir bundan dolayıdır ki babasının beddua ettiği söylenir.Bu beddua nasıl birşeydir ki her yerde farklı rivayetleri olsun!Bu rivayeti hiç duymamıştım, çoğu zaman "kılıcın keskin,ömrün kısa olsun" gibi rivayetler dolaşmaktadır.
    Ettimi etmedi mi bilinmez ancak; şu kesin biline ki Yavuz Sultan Selim Han kendi öz babasını sürgüne göndermeyecek kadar evliyalıktan nasibini almış yüce bir şahsiyettir...Babasının bedduasına gelince; devletin zor durumda iken birşey yapamıyorsan,yeni kan getirecek oğluna şans verirsin.Hiç değilse bir baba oğluna bu şekilde(tahtı alıyor diye)beddua etmemelidir.Ettiği de rivayettir.
    Bir yanı YAVUZ, bir yanı SELİM olan Padişah!<br />YAVUZ yanı şerli,SELİM yanı şiirli olan Padişah!

  4. #4
    furkanözyürek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.Ağustos.2007
    Yaş
    30
    Mesajlar
    221

    Rivayetler ne olursa olsun bence Yavuz en başarılı Osmanlı padişahıdır.Çünkü 8 yılda devleti 3 katına çıkarıp hazineyi doldurmak kloay işdeğildir.Hele bir çölde bütün askerlerini son sürat ilerletip Turan taktiğini başarıyla yapmak bir mucizedir
    Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...

  5. #5
    SELİMÎ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01.Ağustos.2007
    Yaş
    29
    Mesajlar
    49

    "Turan taktiğini başarıyla yapmak bir mucizedir"
    Yorumunuza sağlık, görebilen göze ne mutlu...
    Bir yanı YAVUZ, bir yanı SELİM olan Padişah!<br />YAVUZ yanı şerli,SELİM yanı şiirli olan Padişah!

  6. #6
    furkanözyürek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.Ağustos.2007
    Yaş
    30
    Mesajlar
    221

    Sağolasın kardeş
    Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...

  7. #7
    dogukannaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15.Ağustos.2007
    Yaş
    49
    Mesajlar
    22

    Yavuz, Mısır'ı fethettikten sonra Kutsal topraklar Mekke-Medine dolayları da Osmanlıya bağlanır, oraya Yavuz için şöyle yazılır; "Mekke ve Medine'nin hakimi". Evliya düzeyinde olan Yavuz, bunu duyunca hemen o yazıyı şöyle değiştirir. "Mekke ve Medine'nin hizmetkarı".
    &quot;Sahipsiz vatanın batması haktır, sen sahip olursan&nbsp; bu&nbsp; vatan batmayacaktır..&quot;<br /><br /> &quot;ÖZ VATANINDA GARİPSİN, ÖZ VATANINDA PARYA.&quot;

  8. #8
    SELİMÎ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01.Ağustos.2007
    Yaş
    29
    Mesajlar
    49

    İşte bu kadar büyük ve muhteşem bir şahsiyet!Hakkında dolaşan asılsız iddalara ve iftiralara inanmak,O'na haksızlık olur diye düşünüyorum.Sadece Yavuz Sultan Selim için değil tabii...Tepkimi mazur görün ama bu kadar mühim bir konu ve insan üzerine birşeyler yazılırken harfi harfine dikkat edilmeli.Emeğinize ve ilginize yürekten teşekkür ederim.Ecdâd mükemmel, hadiseler muhteşem olunca sözlerde bir o kadar dikkat gerektirir...
    Bir yanı YAVUZ, bir yanı SELİM olan Padişah!<br />YAVUZ yanı şerli,SELİM yanı şiirli olan Padişah!

  9. #9
    esaRet__ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    18.Nisan.2007
    Yaş
    29
    Mesajlar
    306

    Böylesine bir hayranlık bu devirde cidden çok güzel bence SELÎMİ.Yazıların falan ne bileyim yani cidden çok merak ettim bu hayranlığın öyküsünü.ü
    Yazılarından ötürü diğer üyelerimize de teşekkürlerimi sunuyorum.
    SIRRINI VERME! YERİNDE SAYMA! KENDİNİ BEĞENME! SAKIN BOŞ VERME! KİN BESLEME! İHANET ETME! LANET OKUMA! GÜLÜP GEÇME! BEDDUA ALMA! UŞAKLAŞMA! EĞRİLME! PASLANMA! VE ASLA SATILMA!<br />-MEVLANA-

  10. #10
    SELİMÎ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01.Ağustos.2007
    Yaş
    29
    Mesajlar
    49

    Teşekkür ederim "esaret".Bu hayranlığın öyküsünü inan bende bilmiyorum. Tek bildiğim Yavuz Sultan Selim.Nasıl oldu ne zaman oldu bende anlamış değilim...
    Bir yanı YAVUZ, bir yanı SELİM olan Padişah!<br />YAVUZ yanı şerli,SELİM yanı şiirli olan Padişah!

Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 Sonuncu

Bu Konu için Etiketler

RSS RSS 2.0 XML MAP HTML SiteMap

Giriş

Giriş