1. #1
    medetres - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13.Haziran.2009
    Yaş
    48
    Mesajlar
    124



    Muhteşem Vasiyet..

    şeyh edebalini osman gaziye vasiyeti :

    Ey oğul beğsin beğliği bil beğliği unutma! Bundan sonra öfke bize uysalllık sana! Gücengenlik bize gönül alma sana! Bundan sonra çaresizlik bize, yanılgı bize , hoş karşılamak sana . Geçimsizlikler, uyuşmazlıklar, anlaşmazlıklar, çatışmalar bize; adalet sana kötü söz şom ağız bize, yersiz yorum bize bağışlamak sana! Bundan böyle bölmek bize bütünlemek sana üşengeçlik bize uyuşakalmak bize uyarmak çalıştırmak sana! Ey oğul yükün ağır işin çetin gücün kıla bağlı Allah yardımcın olsun. Beyliğini kuvvetli kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç ayağını sürçüttürtmeyecek akıl ve kalp versin


    DÜNYA OSMANLININ ADALETİNE MUHTAÇ...

  2. #2
    Gökizgi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09.Şubat.2008
    Mesajlar
    107

    1- Sanal alemde "Şeyh Edebali'nin Osman Gazi'ye Nasihatı" olarak geçen bu sözlere burada "vasiyet" başlığı verilmiş.

    2- Bu öğüt, ilk dönem Osmanlı veya Bizans kroniklerinde bulunmaz. Kaynağınız nedir? Nereden bulup da buraya aktardınız?

    3- Kullanılan dile bakılırsa, pek eski değil. Kelimeler yeni ve üslup tanıdık. Bu cümleler Tarık Buğra'nın Osmancık isimli roman kitabından alınmış olmasın..?

  3. #3
    medetres - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13.Haziran.2009
    Yaş
    48
    Mesajlar
    124

    Alıntı Harut Nickli Üyeden Alıntı
    1- Sanal alemde "Şeyh Edebali'nin Osman Gazi'ye Nasihatı" olarak geçen bu sözlere burada "vasiyet" başlığı verilmiş.

    2- Bu öğüt, ilk dönem Osmanlı veya Bizans kroniklerinde bulunmaz. Kaynağınız nedir? Nereden bulup da buraya aktardınız?

    3- Kullanılan dile bakılırsa, pek eski değil. Kelimeler yeni ve üslup tanıdık. Bu cümleler Tarık Buğra'nın Osmancık isimli roman kitabından alınmış olmasın..?
    1 vasiyet sehven yazılmıştır aslında aklımda osman gazibnin vasiyetini yazacaktım aklımda kalmış haklısınız vasiyet nasihat özür diler düzeltirim
    2-) Şakâyık-ı nu’mâniyye Tercümesi; sh. 20 -- Kâmûs-ül-a’lâm; cild-2, sh. 317--6) Tevârih-i Âl-i Osman (Âşıkpaşazâde); sh. 6, 18, 35, 40, 99

    burhan bozgeyik meşhurların son anları oruç bey tarihi 1288-1502 sayfa :10..bu eserin sahibi oruç beye sorsalar bu tarihi menkıbeleri nereden biliyorsun ,nereden aldın derseler biz deriz ki bunları anlatan kişiler konstantiniye şehrindeydiler.Bunlardan biri derviş ahmed aşıkı yani meşhur tarihçi aşıkpaşazade idi...kendi eserinde anlatmıştı.

    3--günümüz türkçesiyle açıklanmştır istiyorsanız metni yok sayıp bilenler orjinalden okurlar

    örnek :OSMAN GÂZÎ’NİN VASİYYETNÂMESİ
    Âkıbet-i kâr budur herkese, bâd-ı fena pir ve civana ese Azmi-bekâ eylersem ben bu dem, devlet-i ikbal ile ol muhterem! Çünkü, senin gibi halef koymuşum, rihlet edersem bu cihândan ne gam, Lîk vasiyyet ederim gûş kıl! Gayri gam-ı denî ferâmûş kıl. Dilerim ey sâhib-i ikbâl-câh! İtmeyesin cânib-i zulme nigâh! Adl ile bu âlemi âbâd kıl! Resm-i cihâd ile beni şâd kıl! Râh-ı cihâd içre edip fütûhat, memleket-i Rûm’da kıl adl-ü dâd! Eyle riâyet ulemâya temâm. Tâ ki bula, emr-i şerî’at nizâm! Her nerede işidesin ehl-i ilm, göster ona rağbet-ü ikbâl ü hilm! Asker ve mal ile gurur eyleme! Şer’i şerif ehlini dûr eyleme! Şer’dir mâyeşi şâhi ve bes! Şera muhalif işe etme heves! Matlabımız dîn-i Hudâdır bizim! Mesleğimiz râh-ı Hudâdır bizim. Yoksa kuru mihnet ve gavga değil, şâh-ı cihân olmaya dâva değil! Nusret-i din oldu çû maksad bana, maksadıma kasd yaraşır sana. Âleme in’âmını âm ide gör. Memleket emrini temâm ide gör! Hıfz-ı re’âyâ çalış rûzü şeb! Tâ ki karîn ola sana lutf-i Rab!

    bu şekilde verseydik belki anlaşılmayacaktı bilinen anlayabileceğimiz günümüz türkçesiyle vermeyi uygun buldum

    Vasiyetnamenin özü şöyledir:

    “Allahü teâlânın emirlerine muhalif bir iş eylemeyesin! Bilmediğini şerî’at ulemâsından sorup anlayasın. İyice bilmeyince bir işe başlamayasın! Sana, itaat edenleri hoş tutasın! Askerine in’âmı, ihsânı eksik etmeyesin ki, insan ihsânın kulcağızıdır. Zâlim olma! Âlemi adaletle şenlendir ve Allah için cihâdı terk etmeyerek beni şâd et! Ulemâya ri’âyet eyle ki, şerî’at işleri nizâm bulsun! Nerede bir ilim ehli duyarsan, ona rağbet, ikbâl ve hilm göster! Askerine ve malına gurur getirip, şerî’at ehlinden uzaklaşma. Bizim mesleğimiz Allah yoludur. Ve maksadımız Allah’ın dînini yaymaktır. Yoksa, kuru gavga ve cihângirlik dâvası değildir. Sana da bunlar yaraşır. Dâima herkese ihsânda bulun! Memleket işlerini noksansız gör! Hepinizi Allahü teâlâya emânet ediyorum!”


    maalesef tarık buğra osmancık ı okumadım o da benim eksikliğim olsun en kısa sürede edinip okuyacağım ilginize çok teşekkür eder bol paylaşımlı günler dilerim

    DÜNYA OSMANLININ ADALETİNE MUHTAÇ...

  4. #4
    Gökizgi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09.Şubat.2008
    Mesajlar
    107

    Şeyh Edebali'nin nasihatinden şimdi Osman Gazi'nin vasiyetine mi geçtik. Önce şu Şeyh Edebali'nin nasihatini bir tartışalım değil mi?

    XVI. Asırda yaşamış olan tarihçi Cenâbi'nin el-Hâfilu'l-Vâsıt ve Aylemu'z-Zâhiru'l-Muhît isimli Arapça eseri dışında bu nasihati aktaran başka bir kaynak yoktur.

    İnsanların dini duygularına hoş gelen sözleri, tetkik ve tenkid etmeden, bilimsel bir gerçekmiş gibi veya mütevatir bir rivayetmiş gibi insanlara sunmak ne kadar doğrudur..? Bu nasihat konusu birkaç sene önce CHP eski başkanı Deniz Baykal ile gündeme gelmiş, Murat Bardakçı ise gazetedeki köşesinde bir tenkid yazısı kaleme almıştı.

    Bu nasihatın meşhur olması, 1982'de ilk baskısı yapılan Tarık Buğra'nın Osmancık isimli romanı ile olmuştur. Büyük ihtimal Tarık Buğra'da bu rivayeti Cenabi Tarihi'nden veya Cenabi Tarihi'nden bu kısmı aktaran yakın dönem bir tarihçinin eserinden romanına almış olmalıdır.

    Bunları yazmamın nedeni bu nasihatı toptan reddetmek değildir. Sadece zayıf, sorunlu bir rivayet olmasından ötürü dikkatli kullanılması gerektiği, olur olmaz her yerde kullanılmaması gerektiğidir. Örneğin bilimsel bir yazıda bu veri kullanılamaz. Çünkü tarih usulüne göre kaynak olamayacak bir esere dayanılmak zorunda kalınacaktır. Şeyh Edebali XIV. asırda yaşamış, Cenabi Tarihi ise XVI. asırda kaleme alınmıştır. Önceki dönem kroniklerde bu nasihatin olmaması, bu rivayet üzerindeki şüpheleri daha da arttırmaktadır. Konunun bilimsel boyutu kısaca bu şekildedir.

  5. #5
    medetres - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13.Haziran.2009
    Yaş
    48
    Mesajlar
    124

    Alıntı Harut Nickli Üyeden Alıntı
    Şeyh Edebali'nin nasihatinden şimdi Osman Gazi'nin vasiyetine mi geçtik. Önce şu Şeyh Edebali'nin nasihatini bir tartışalım değil mi?

    XVI. Asırda yaşamış olan tarihçi Cenâbi'nin el-Hâfilu'l-Vâsıt ve Aylemu'z-Zâhiru'l-Muhît isimli Arapça eseri dışında bu nasihati aktaran başka bir kaynak yoktur.

    İnsanların dini duygularına hoş gelen sözleri, tetkik ve tenkid etmeden, bilimsel bir gerçekmiş gibi veya mütevatir bir rivayetmiş gibi insanlara sunmak ne kadar doğrudur..? Bu nasihat konusu birkaç sene önce CHP eski başkanı Deniz Baykal ile gündeme gelmiş, Murat Bardakçı ise gazetedeki köşesinde bir tenkid yazısı kaleme almıştı.

    Bu nasihatın meşhur olması, 1982'de ilk baskısı yapılan Tarık Buğra'nın Osmancık isimli romanı ile olmuştur. Büyük ihtimal Tarık Buğra'da bu rivayeti Cenabi Tarihi'nden veya Cenabi Tarihi'nden bu kısmı aktaran yakın dönem bir tarihçinin eserinden romanına almış olmalıdır.

    Bunları yazmamın nedeni bu nasihatı toptan reddetmek değildir. Sadece zayıf, sorunlu bir rivayet olmasından ötürü dikkatli kullanılması gerektiği, olur olmaz her yerde kullanılmaması gerektiğidir. Örneğin bilimsel bir yazıda bu veri kullanılamaz. Çünkü tarih usulüne göre kaynak olamayacak bir esere dayanılmak zorunda kalınacaktır. Şeyh Edebali XIV. asırda yaşamış, Cenabi Tarihi ise XVI. asırda kaleme alınmıştır. Önceki dönem kroniklerde bu nasihatin olmaması, bu rivayet üzerindeki şüpheleri daha da arttırmaktadır. Konunun bilimsel boyutu kısaca bu şekildedir.
    vasiyeti sizin nasihat günümüz türkçesine benziyor demenize karşı yazdım normal şekilde yazılınca anlaşılamayabilir diye örnek oluştursun diye malum osmanlıcayı herkes okuyup yazamıyor neyse polemik derdinde değilim ben bana bir harf öğretenin kölesi olurum diyen bir medeniyetin ferdi olmaktan gurur duyuyorum ,ayrıca dediğiniz gibi bu bilimsel bir çalışma değildir

    osmanlı devletinin tarih sahnesine çıktığı 13.yüzyıl sonlarıyla 14 yüzyıl başlarına ait kaynak eserler son derece azdır bu tarihleri kaleme almış üç bizanslı tarihçi pachymeres ,niceporas,kantakousenos ile üç arap seyyahı ve coğrafyacısı ibn batuta ,ibn said,el umari bunların da osmanlı beyliği hakkında verdikleri bilgiler son derece azdır osmanlıların ilk başlarında yazılmış bir türk tarihi yoktur 15.yüzyıl başında yazılan yahşi fakih menakıbnamesi ise bugün mevcut değildir yahşi fakih orhan gazi nin imamı ishak fakıh ın oğludur babasından duyduğu hadiseleri kullanmış olmalıdır,ilk devirlerdeki önemli olayları kaleme alan aşıkpaşazade 1413 te hastalanmış ve yahşi fakıh ın evinde misafir olmuştur.kendi tarihini yazarken de bu bilgileri kullanmıştır,bu menakıbname osmanlı beyliğinin ilk yıllarına ait bilgi veren anonim tevarih -i ali osmanlara da kaynak olmuştur.

    güzel bir tarih ailesi içinde olmaktan mutluluk duyuyorum bu siteyi de hususen önemsiyorum bol paylaşımlı günler


    DÜNYA OSMANLININ ADALETİNE MUHTAÇ...

Bu Konu için Etiketler

RSS RSS 2.0 XML MAP HTML SiteMap

Giriş

Giriş