Türk kadını, en eski Türk devletlerinde bile erkeklerle eşit haklara sahipti hatta savaşlara kadınlarla birlikte gidilirdi.

Hakan, Hatunla beraber ülkeyi yönetirdi ve ayrıca çok geniş yetkilere sahipti, eski Türklerde tek eşlilik hakimdi kadının toplumdaki yeri önemli ve değerliydi. Jean-Paul Roux, Türklerin Tarihi isimli eserinde, İslamiyet öncesindeki Türk kadınını anlatırken şu cümleleri kullanmıştır:
"Türk kadını yüzünü saklamazdı ve hareme kapatılmazdı. Siyasal ve toplumsal yaşama tam bir özgürlükle katılırdı. Uyulması gereken yasa erkeklerin göbekleriyle dizleri arasını örtmekti. Avrupalılar Türk kadınlarının, ok attıklarını ve öküz arabalarını sürdüklerini görünce en az Müslümanlar kadar şaşırmıştır."

Müslümanlığın kabulünden sonra, Arap kültürünün etkisi ile kadınlar ikinci sınıf muamelesi görmeye başladı, ayrıca utanılacak çekilinecek gizlenecek şey manasına gelen "Avrat" kelimesi kullanıldı, çok eşliliğin önü açıldı ve kadınlar toplumdan çok dışlandı.

Atatürk kadınların zaten eski Türk devletlerinde ellerinde olan haklarını geri vermiştir, bunlar neydi; 17 Mart 1926 yılında kabul edilen Medeni Kanunla birlikte tek eşlilik, kadına boşanma hakkı ve velayet hakkı kanunda yer almıştır.

3 Mart 1924 yılında kabul edilen Tevhidi Tedrisat Kanunu ile beraber kız çocukları erkek çocuklarla birlikte eşit eğitim hakkı elde etmiştir.

1930 Belediye seçme ve seçilme hakkı, 1934 milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanındı, 1936 yılında ise iş kanunu ile birlikte kadınların iş hayatına daha çok katılması sağlandı ve çalışma hayatlarına düzenleme getirildi.

Alıntı: Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...