1. #1
    raltar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Ağustos.2007
    Yaş
    49
    Mesajlar
    734



    Levanten Kavramı ve levantenler Üzerine Bir inceleme
    Raziye OBAN (ÇAKICIOĞLU) - Arş. Gör. Dr., Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Coğrafya Eğitimi Anabilim Dalı

    Levanten kelimesi, Fransızca “Lever” sözcüğünden türemiştir. Doğmak ve Doğu anlamlarına gelen sözcük, Doğu Akdeniz ülkelerini tanımlamak için kullanılmaktadır.Genel bir ifadeyle, Levanten, Avrupalı bir aileden gelerek, bir Doğu Akdeniz ülkesi olan Türkiye’de İzmir’e-İstanbul’a yerleşenleri ifade etmektedir.
    Ortak kabul edilen bir tanımlaması olmayan Levantenler, yerli azınlık gruplar ile Batılı insanlar arasında farklı bir toplum ve kültür olarak görülmektedir.Bu toplumu meydana getirenler, İngiliz, İtalyan, Fransız, Macar ve Slav kökenlidir.

    Levantenler,Osmanlı İmparatorluğu’nun son zamanlarında hem devlet işlerinde hem de ticari hayatta oldukça yönlendirici etkiye sahip bir topluluktur.

    Tarihsel süreçte Levanten kelimesinin ne zamandan beri kullanıldığını anlamak için öncelikle ünlü seyyahların notlarına bakmak yerinde olacaktır. Örneğin,Tancoigne, herhangi bir ülke kökenli olup da, Türkiye’de doğan, evlenen,yerleşen ve Yunanca dil ve adetlerini benimsemiş bulunan insanlar Levanten’dir demektedir.

    Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi adlı çalışmada İlber Ortaylı’ya göre Levanten kelimesi (Doğulu) ile Doğu Akdeniz Limanları ve bütün Doğu Akdenizliler kastedilmektedir. Ortaylı, Levanten (Doğulu) kelimesiyle, Doğu Akdeniz Limanlarının, bir anlamda da hem Bizans, hem Osmanlı döneminde yerli halktan ziyade İtalyan, Katalan, Fransız gibi Batı Akdenizlilerin kastedildiğini,onsekiz ve ondokuzuncu yüzyıllarda ise bu kelimenin Orta ve Kuzey Avrupa’dan gelerek yerleşen yabancıları da kapsadığını belirtmektedir. Ortaylı, ayrıca Osmanlı döneminde Roma-Katolik inancına bağlı Latin milletinin bu terimle anıldığını fakat yeterli olmadığının altını çizmektedir. Çünkü ondokuzuncu yüzyılda Osmanlı topraklarına yerleşen Protestan veya yerli Şark Katoliklerinden bu grupla bütünleşenlerin de Levanten olarak anıldığına dikkat çekmektedir. Ona göre; genellikle yabancı pasaportlu olup, önceleri İtalyancayı sonra Fransızcayı özgün şiveleriyle konuşup benimseyen Hıristiyanlar ve bu sosyal gruba girenler ‘Levanten’dir (Ortaylı, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi,(1994: 204-207; 2006: 23).


    Görüldüğü gibi Levanten terimi, oldukça zor bir terimdir. Belirli bir kimlik olarak tanımlanamaması, ekonomik anlamda Batılı, yaşam alanı yani Doğu Akdeniz deki kültürel yapı etkisi nedeniyle de Batı karşısında Doğulu bir toplumu ifade etmektedir. Başka bir deyişle Levanten, Doğu’nun “Batılısı”, Batı’nın “Doğulusu”dur.

    Levantenler, İstanbul’da ilk olarak 991 yılında Bizans’tan aldıkları ticari imtiyazlarla yerleşmeye başlamışlardır. O dönemde yerleştikleri başlıca alanlar ise Bahçekapı, Eminönü, Fener ve Galata’ (Pera- Venedik ve Ceneviz kolonisinin bulunduğu bölge)’dır.

    Levantenler, genel olarak ülkelerinde bulamayacakları yaşam koşulları ve iş bulma nedeniyle Doğu Akdeniz liman kentlerine gelmişlerdir. Gelişler daha çok koloni şeklindedir. Ticari ayrıcalıklar nedeniyle özellikle ticaretle uğraşan bu kişiler, Küçük Asya’da – Asia Minor (Anadolu’da ) önemli zenginlik elde
    etmişlerdir (Üsdiken, 2006: 88).


    Levantenlerin İzmir ve İstanbul’a gelip yerleşmelerinin en önemli nedeni ise, kazandıkları paraları devletten sağladıkları ticari ayrıcalıklar sayesinde sürekli arttırmaktı (Üsdiken, 2006: 88). Çünkü her iki kent, ticari açıdan önemli birer limandı. Bu nedenle devlet, gümrük gelirlerini arttırmak için çeşitli toleranslar tanıyor, bu da tüccarları cezb ediyordu. Başlangıçta sadece ticaret için gelip giden tüccarlar, zamanla buralara yerleşmeye başladı.



    Başlıgıg yükündürtümüz,tizligig sökürtümüz / Başlıya başeğdirdik,dizliye diz çöktürdük.

  2. #2
    raltar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Ağustos.2007
    Yaş
    49
    Mesajlar
    734

    “Levanten Dünya” denilince ilk akla gelen millet, İtalyanlardır. Çünkü Cenevizliler Ortaçağdan bu yana ticaretle uğraşmış ve çeşitli milletlerden bu konuda ayrıcalıklar elde etmişlerdir. Daha sonra Venediklilerle devam eden bu süreç, zamanla İstanbul ve İzmir’e uzanmıştır. 17. yüzyılda ise İtalya ticareti eskisine nazaran gerilemiştir. Doğu Akdeniz’de zamanla Fransız ve İngiliz etkinliği kendini göstermeye başlamıştır. Çoğu tüccar, değerli mallarını Osmanlı’nın güvenli yollarından geçirmeyi tercih ediyordu. Zaman zaman İzmir devre dışı kalsa da daha sonraları yerel yönetimlerin gümrük gelirlerini arttırmak için yabancı tüccarlara gösterdiği ayrıcalıklı tavırlar, İzmir’i de cazip hale getirdi.

    Levanten dünyanın İstanbul ve İzmir’de ekonomiyi yönlendirmede büyük önemi görülmektedir. Öyle ki, İstanbul ticarette önceliği bırakmak istemezken,İzmir, art ülkesinin verimli topraklarında yetişen üzüm, incir, zeytin, bamya gibi sebze ve meyvelerin yanında pamuk, tütün gibi önemli endüstriyel ürünlere de sahipti. Bu nedenle İstanbul’u besleyen bir konumdaydı. Ayrıca oldukça güvenli bir ortama sahipti. Çünkü liman, coğrafi konumu itibariyle kuzey rüzgârlarına karşı korunaklıydı. Ayrıca saldırılara karşı diğer limanlara göre daha güvenli bir yapıdaydı. Bu nedenle yabancılar-Levantenler, yerleşim için belli dönemlerde yoğunluk kazanmak üzere sürekli İzmir’e gelerek yerleşti.

    İzmir ve İstanbul’a önce Cenevizliler, sonra Venedikliler ve Fransızlar gelmişlerdir. Bunları zamanla İngilizler, Hollandalılar ve Almanlar izlemiştir. Ancak Levanten dünyaya damgasını vuran topluluk, daima Fransızlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Öyle ki, Levantenler arasında kullanılan dil, Fransızcadır. Fransız okulunda okumak da adeta bir Levantenlik gereğidir. Ayrıca yukarıda da ayrıntılı bir şekilde değinildiği üzere, pek çok kaynakta Levantenlerden “Frenk” olarak bahsedilmektedir.

    Ondokuzunucu yüzyılda Levantenlerin sayısı gittikçe artmıştır. Levantenler,yaşadıkları yerlerde sosyo - ekonomik ve sosyo - kültürel hayatın gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Ancak yirminci yüzyılın başından itibaren Anadolu topraklarından ayrılmaya başlamışlardır.

    Levantenler, büyük ölçüde Kurtuluş Savaşı sonrası mübadele ile Anadolu’yu terk etmeye başlamıştır. Ayrıca, 1960’lı yıllardan sonra, köşklerin eskimesi ve tadilat için büyük paralara gereksinim olması dolayısıyla Levantenler, bundan vazgeçerek göç etmeyi tercih etmiştir.

    Bir diğer neden de, Aydın demiryolunun İngilizler’den alınıp TCDDY’ye verilmesi olarak gösterilmektedir.Koloni usulü iş ve yaşam tarzına sahip İngilizler, bu nedenle ticari hareketlerinde kısıtlama yaşamış ve beraberindeki kişilerle göç etmişlerdir. İncelenen kaynaklardan da anlaşıldığı gibi bu iki neden, Levantenlerin İzmir’den ayrılışını destekler niteliktedir. Günümüzde hâlâ İzmir’de yaşayan Levantenler bulunmaktadır.Bunlar da tıpkı o dönemde olduğu gibi yine ticaret işleriyle uğraşmaktadır(Oban, 2006/1: 171).


    İstanbul’da Levanten toplumunun en kalabalık olduğu dönem, tüm Osmanlı topraklarında olduğu gibi kuşkusuz ondokuzuncu yüzyıldır. Nitekim bu dönemde İstanbul’da 14 bin Levantenin varlığından söz edilmektedir. Görüldüğü gibi Levantenler, Türkiye’de özellikle İzmir ve İstanbul’da dikkati çekmektedir. Çünkü bu insanlar, temelde ticaretle uğraştığından, yerleşim için de liman şehirlerini tercih etmişlerdir. Çünkü ticaretle uğraşarak liman kentlerini adeta parsellemişlerdir. İstanbullu Levantenler, ticaretin getirdiği bu zenginliği özellikle bankerlikle daha da üst düzeye çıkarmıştır. Öyle ki, Galata bankerleri, Bizans devrinde Cenevizlilere tanınmış imtiyazlarla önem kazanmaya başlamıştır. Sultan II. Mahmut zamanında da sanayi devriminin çeşitli ve ucuz malları hem İstanbullu, hem de İzmirli Levantenleri oldukça zengin etmiştir.

    Makalenin tamamı için Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...
    Başlıgıg yükündürtümüz,tizligig sökürtümüz / Başlıya başeğdirdik,dizliye diz çöktürdük.

Bu Konu için Etiketler

RSS RSS 2.0 XML MAP HTML SiteMap

Giriş