Yüzölçümü 780. 623 km2 ve 1940’ta nüfusu 17. 869. 901 olan Türkiye, savaş döneminde bir tarım ülkesiydi. Topraklarının ancak %10’u işlendiği halde, nüfusun %70’i tarım alanında çalışıyordu. [46]Türkiye’de fiyat düzeyi daha savaş patlamadan önce yüksekti;1940’tan sonra da bu artış sürmüştür. Yetersiz bir ekonomik yapı yolculuk ve ulaşım imkanlarını çok güçleştiriyor, bu yüzden taşıt ücretleri, üretim giderlerini arttırıyordu. Türkiye, savaş patlayıncaya kadar sanayi ürünlerini ülkesinde üretme yerine, bunları hazır olarak dışarıdan ithal etmeyi çok daha ekonomik bulmuştu. Fakat, savaş ticareti aksatınca, Türkiye çok önemli sıkıntılarla karşı karşıya kaldı. Bu, fiyatların daha da yükselmesine yol açtı. Ayrıca, savaş döneminde büyük bir orduyu besleme zorunluluğu, savunma giderlerinin artmasını sağladı. 1941 ve 1942’de özellikle buğday ürününün çok az oluşu, ana besin maddelerinin bile kısıtlanmasını zorunlu kıldı. Yabancı ekonomilerle olan ilişkileri bakımından, savaş sona erdiği zaman Türk lirasının değeri %30 ile %70 arasında daha düşüktü. Sebzelerde 1938 yılı 100 sayısı birim alınmak üzere fiyat artışı 1942’de 424. 9’a varmıştır. 1943’te ise, bu sayı 894. 5’i bulmuştur. Bu fiyat artışları toptan eşya, giyim, akaryakıt ve sanayi hammaddelerinde de aynı oranlarda artmıştı. Ankara’da bir kilo ekmeğin satış fiyatı 1941’de 12 kuruş, 1942’de 25, 1943’te 41, 1944’te 32, 1945’te 33 kuruştu. Koyun etinin kilosu 1941’de 39 kuruşken, 1944’te 129 kuruşa çıktı. Buna paralel olarak kesme şekerin kilosu 50 kuruştan, 345 kuruşa çıktı. [47]Bütün bunların toplu sonuçları pek yıkıcı oldu. İnönü, 1 Kasım 1944’te bunu “Geçen yıllar içinde, memleket içinde başlıca uğraşımız beslenme güçlükleri ve enflasyonun zararlarıyla oldu” sözleriyle belirtmiştir. [48]Hükümet, duruma bir çare bulabilmek için içte birtakım önleyici ve kısıtlayıcı sert tedbirler aldı. Bu tedbirler vatandaş, özellikle köylü üzerinde kırgınlığa yol açtı. Bu kırgınlık, daha sonra İnönü’nün siyasal yenilgisini hazırlamıştır. Savaş döneminde, Türk Hükümetinin aldığı en önemli iç tedbir, TBMM’nin 18 Ocak 1940’ta kabul ettiği Milli Koruma Kanunu’dur. [49]Bu kanun, insan gücü eksikliğini çözümlemek için, köylü vatandaşlara sanayi bölgelerinde çalışma yükümlülüğü koymuştur. Erkeklerin, stratejik önemi olan sanayi dallarında, özellikle madenlerde, bir yıl süreyle ve düşük ücretle çalıştırılmaları sağlanmıştır. Toprak Mahsulleri Ofisi ise, köylülerin ellerindeki ürünü piyasa değerinden daha aşağı fiyatlarla kendisine satmalarını istemiştir. Bu kararların amacı, besin maddelerini eşit şekilde dağıtarak, özellikle ekmek fiyatlarını belirli bir düzeyde tutmaktı. Ancak kararlar tam uygulanamamış, köylüler ürünlerini kaçırmaya, zengin toprak sahipleri ise, ürünlerini karaborsacılara satarak büyük kazançlar sağlamaya başlamışlardı. 1943’te Toprak Mahsulleri Ofisindeki yolsuzluk üzerine geniş ölçüde yayın yapılmıştır. [50]Fakat, Türkleri büyük kitleler halinde etkileyen ve öfkelendiren tedbirler, özellikle vergilendirme alanında olmuştur. Maaşlı ve ücretli olanlar vergi borçlarını tam olarak öderken, çok sayıda özel kuruluş sahibi kazançlarını gizleyerek çok az vergi ödüyordu. Bu da birtakım savaş zenginlerinin elinde büyük çapta sermaye birikimi doğurmuştur. Varlık ve Toprak Mahsulleri Vergileri, mutlu azınlığı ve köylüleri vergilendirmişse de, enflasyonu önlemekte etkili olamamıştır. Ayrıca sosyal birer kurum olarak çeşitli yolsuzluklara yer hazırlamıştır.

Kod:
 [45] Edward Weisband,  İkinci   Dünya   Savaşı’nda  İnönü’nün Dış Politikası I, s.77-78.

[46] Edward Weisband,  İkinci   Dünya   Savaşı’nda  İnönü’nün Dış Politikası I, s.82-83.

[47] Edward Weisband,  İkinci   Dünya   Savaşı’nda  İnönü’nün Dış Politikası I, s.85-86. Ayrıca ayrıntılı bilgi için bkz. Ertuğrul Baydar,  İkinci   Dünya  Savaşı İçinde Türk Bütçeleri, Maliye Tetkik Kurulu, Ankara 1978, ilgili yerler.

[48] Edward Weisband,  İkinci   Dünya   Savaşı’nda  İnönü’nün Dış Politikası I, s.87.

[49] Ertuğrul Baydar, a.g.e.,s. 13.

[50] Edward Weisband,  İkinci   Dünya   Savaşı’nda  İnönü’nün Dış Politikası I, s.87-90.