1. #1
    ilteriş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.Nisan.2007
    Yaş
    43
    Mesajlar
    6,615




    30 Teşrin-i sani 1309/12 Aralık 1893 tarihi Salı günü Ankara Valisi Abidin Paşa’nın hükümete gönderdiği telgraf Yozgat’ta yeni bir isyanın başladığını haber veriyordu. Abidin Paşa yozgat Mutasarrıfı tarafından kendisine bildirilen şekli ile ‘Ermeniler’in kilisede toplanarak çan çalmaya başladıklarını ve çan çalınmasından sonra Ermeniler’in kiliseye doluştuğunu, olayı araştırmak için kiliseye giden yozgat Redif Mirlivası’na, Tabur Ağası ile zaptiye memurlarının kendilerine kötü davrandıklarını söylediklerini, bu sırada çıkan kargaşada Müslümanlardan iki kişinin öldürülmüş ve birçoğunun da yaralanmış olduğunu, asayişin temini için ise çevre illerden asker gönderilmesinin uygun olacağını’ Sadaret’e bildiriyordu.

    Vali aynı gün yozgat Mutasarrıfı’nın daha sonra gönderdiği ikinci raporu Sadaret’e olduğu gibi iletiyordu ki, bu rapor daha sonra gelişen olayları da aktarıyordu. Rapora göre; ‘Ermeni mahalleleri Protestan ermeni evlerinden asayişi sağlamaya çalışan zaptiye üzerine silah atılarak süvari Necip öldürülmüş ve silahı ile cephanesi Ermeniler tarafından gasp edilmiş ve yine aynı şekilde İslamlardan altı kişi yaralanmıştı. Yaralılardan birinin yarasının ağır olması ve baygın halde yatmasından dolayı ilk raporda iki ölü olduğu söylenmesine rağmen ölü sayısı iki değil birdi. Kumandan Paşa ahaliyi yatıştırmak için olay yerine geldiğinde yine Ermeniler tarafından atılan kurşunlarla askerlerinden bazıları yaralanmıştı. Her ne kadar Ermeniler ve İslamlar hanelerine çekilmişlerse de çevre köylerden gelen iki bine (2.000) yakın Ermeni’nin silahlı olarak kilisede toplanması ve ermeni muteberanın dahi kilisede bulunması endişeyi mucib olmakta idi.’

    Ermeniler şehirdeki çarşıda bulunan Hıristiyan bekçilere vazifelerini terk ettirerek esnafın dükkanlarını kapatmalarını sağlamışlardı. Şehirde otuz adet nefer bulunması sebebi ile de güvenliğin sağlanması ancak yine Müslüman eşrafın yardımları ile olmuştu. Eşraftan on iki kişi her biri bir mahalleye yanlarında ikişer zaptiye olmak sureti ile giderek her mahalleden sekizer onar kişiyi nöbet tutmaları için vazifelendirmişlerdi. Bu şekilde Kırşehir zaptiye yüzbaşısı Karaca Bey’in Yozgat’a gelmesine kadar mahallelerin güvenliği temin edilmeye çalışılmıştı.

    Aynı gün Patrikhane’den yozgat olayları ile ilgili bir şikâyet başvurusu gelmişti. Patrikhane’ye göre ermeni olayları Yozgat’taki zaptiyelerin Karayakup ve Karçayır köylerinde halka işkence etmelerinden ve köy meydanında on dört kadının ırzına geçmelerinden kaynaklanmıştı.

    Olayların başlangıç noktası gerçekten de bu iddialarla Ermeniler’in infiale uğratılması olmuştu. Bu hadiselerin ortaya çıkmasında temel rolü Hınçak İhtilal Komitesi’nin programını Yozgat’ta ve çevresinde uygulamak için yaklaşık iki yıldır köylerde çalışan ve Sasun’daki ermeni ayaklanmalarının liderlerinden ‘Hınçak Murat’ (Hamparsum Boyacıyan)’ın kardeşi olan Moruk, bilinen diğer adları ile Jirar (Boyacıyan) ya da Kalost adındaki şahıs oynamıştı. yozgat olayları çıktığında tutuklanan Ermeniler’in ifadeleri ile bu şahsın ismine ulaşılmış ve sıkı bir takipten sonra ancak ele geçirilebilmişti. Yakalandığında verdiği ifadelerden olayın nasıl tertiplendiği de ortaya çıkıyordu.

    Moruk adlı bu şahıs İstanbul’da bulunduğu sırada kitapçı Vahram Dermarkaryan adındaki bir kimse vasıtasıyla Hınçak Komitesi adına önce İzmir oradan İskenderun ve Belen mevkilerine giderek faaliyetlerde bulunmuştu. Buradaki faaliyetlerinin göze batması üzerine Adana yolu ile Kayseri’ye ulaşmış ve burada iken Deverenk manastırında Gürün civarında faaliyet gösteren Andon Riştoni ile buluşmuştu. Bu görüşmeden sonra kendisi Gemerek bölgesine, Andon Riştoni de Talas bölgesinde Hınçak programını yaymak için harekete geçmişlerdi. Gemerek’te çalıştığı sıra Nezak imzalı bir mektup ile Deverenk manastırına çağrılmış ve buradan Merzifon’a yazılan mektup üzerine Merzifon’dan Yozgat’a yafta götürülmüştü. 1893 yılı Mart ayında Yozgat’ın Terzili karyesine ve oradan da Behrek karyesine gelerek faaliyette bulunmuştu. Bu sıralarda Yozgat’taki İhtilal Komitesi üyelerine şifreli bir mektup göndermiş bu mektup yozgat Komitesi’nin katibi bulunan Sinekerim tarafından diğer üyelere okunduktan sonra kendisinin Yozgat’a gelmesi uygun bulunmuştu. Yanındaki adamı Kirkor ile Yozgat’a gittiğinde Protestan Ermeniler’in evinde kalarak yafta hadisesi sonrasında dağılmakta olan yozgat komitesini yeniden yapılandırmaya başlamış ve beş kişilik bir idare heyeti ile toplanacak paraların hesabını tutacak üç kişilik bir sandık heyeti tertip etmişti. Bu sırada Merzifon’da Şemeon ve Leyon adlarındaki ihtilalcilerle görüşerek Avrupa’dan getirtilerek Yozgat’ta dağıtılacak silahlar hakkında mütalaalarda bulunmuştu. Silahların dağıtımı Yozgat’tan Meşlahcıyan Avadis ve Gemerek’ten Haçik Hoca’nın Merzifon’a gelmesi ile sağlanacaktı. Silah dağıtımın yapılacağı zamanı bildirmek için aralarında bir de şifre tespit etmişlerdi. ‘Merzifon’a hocalığa gel’ ibareli tel gönderildiğinde silah dağıtımı başlayacaktı.

    Bu görüşme ve organizasyonlardan sonra tekrar Yozgat’a gelerek ermeni sakinlerinin fazla olduğu mahallelerden biri olan Tuzkaya mahallesinde Kehribarcıyan’ın hanesinde ikamet etmeye başlamıştı. Burada bulunduğu sürede Hınçak Komitesi’nin nizamnamesinde bulunan kararlar gereğince her beş ihtilal üyesine Ermenice ‘Hanyaak’ veyahut ‘Honeb’ adı ile bir reis tayin etmişti. Daha sonra tekrar Pöhrenk köyüne dönerek burada Toros nam-ı diğer Dikran ile buluşarak Mugaroğlu köyünde kendilerine destek vermeyen Simon kahyayı öldürmüşler; Delot ile Mihran adlarındaki adamları ise Gülbenk’i hükümete ihbar edeceği gerekçesi ile komitenin öldürülme kararı verdiği Maden’li kuyumcu Yordan’ı öldürmüşlerdi. Bu ihtilalcilerden Hayta Ohannes oğlu Mihran Maden bölgesinin sorumluluğunu almış ve etrafındaki adamlara Gürcü elbisesi giydirerek köylerde korku salmaya başlamışlar, ermeni köylerinde ise kadın ve erkekleri bir araya toplayarak onları hükümete karşı kışkırtan nutuklar atmışlardı. Bu nutuklarında Ermeniler’e şöyle sesleniyorlardı: ‘Cesur olunuz. Osmanlı’dan ve tüfeklerinden korkmayınız. Köylere tahsildarlar ve zaptiyeler geldiği vakit itibar etmeyiniz. Beş bin kuruş isterlerse beş yüz kuruş veriniz.’ Kadınlara da: ‘Erkeklerinize cesaret veriniz Hükümetten zaptiye veyahut bir memur gelirse kapıdan koymayınız. Üzerlerine hücum ediniz’ derken genç kızlara da şu öğüdü veriyordu: ‘Evvela millete hizmet ediniz ondan sonra görüşelim diye nişanlılarınıza ibramatta bulununuz.’ Bu konuşmalarda Moruk da kendisi gibi on yedi ihtilalcinin Sivas’a geldiğini ve her birinin çeşitli bölgelere dağıldığını söyleyerek ayaklanmanın bütün Ermeniler’ce desteklendiği kanaatini uyandırmaya çalışıyordu.

    Bu propagandalar esnasında geldikleri Kara Yakup ve Kara Çakır köylerinde bir tertip meydana getirmeye kara vermişlerdi. Bu tertibe göre bu iki köyün kadınları askerlerin köy meydanında kendilerine tecavüz ettiğini iddia ederek, Yozgat’a yürüyecekler ve hem Yozgat’taki halkı kızgınlığa hem de çevre köylerdeki Ermeniler’i Yozgat’a celp ile bir kargaşa çıkarmaya çalışacaklardı. Nitekim, karar fiiliyata geçirilerek seçilen kadınlar gizlice Yozgat’a getirilerek bir gece burada saklandıktan sonra ertesi günü 12 Aralık 1893 tarihinde kilisede toplanarak çan çalmaya başlamışlardı. yozgat İhtilal Komitesi Yozgat’taki bütün Ermeniler’in dükkânlarını kapatarak kiliseye toplanmasını istemişti. Gelmeyenler olursa da bu şahısları silah zoru ile tehdit ederek getirmeye teşebbüs etmişti. Hadise organize olduğu için de aynı gün köylerden elleri silahlı Ermeniler akın akın Yozgat’a gelmişler ve daha sonra kiliseden çıkan ermeni grupları Müslüman hanelerine saldırarak kimilerini öldürmüş kimilerini de yaralamışlardı.

    Ayaklanmanın başlaması ile bir taraftan da kendilerini haklı göstermek maksadı ile Patrikkhane’ye aynı gün telgraf çekerek şikayette bulunmuşlardı. Böyle bir şikayetin Babıaliye ulaşması ve Sultan Abdülhamit’in bu olayı öğrenmesi üzerine de derhal bir Tahkik Heyeti oluşturulmasına ve olaylarına yatıştırılmasına karar verilmişti. Sultan Abdülhamit tebaasından kimi askerlerin ermeni kadınlarına köy meydanında tecavüz edildiği şikayetleri ulaştığında çok şaşırmıştı. Bu şaşkınlıkla şu ifadeleri kaleme almıştı:

    ‘14 nefer nisvanın Kumandan Paşa huzurunda ırzlarına tasallut ve fiil-i şenii icrası hakkındaki istinadat pek izyade şayan-ı ehemmiyet olup bu misillü hâlât bundan bin sene evvel Tatar istilası zamanında bile vukuu bulmamış ve şeriat-ı mutahhare-i islamiyeye ve Gülhane Hatt-ı Hümayunu’na külliyen münafi olan bu gibi isnadat-ı fahişe namus-ı din ü devlete büyük bir taarruz olduğundan tahkikat-ı adilane ve müşfikane icrasıyla neticesinin arzı emrü ferman buyurulmuştur.’

    Olaydan birkaç gün sonra Ankara’daki İngiltere Konsolosu Cumberbatch, İngiltere Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Sir Nicolsan’a olayı; ‘12 Aralık 1893 tarihinde ermeni kilisesinin çanları çalmaya başlayarak kilisede toplanan Ermeniler ile evlerinde bulunan Ermeniler tarafından Müslümanlar üzerine ateş açılmış, biri ölmüş onu yaralanmıştır. Olay Müslümanlar ve Rumlar arasında büyük telaş yaratmış ve dükkanlarını kapayarak evlerine çekilmişlerdir. Mutasarrıf telgraf ile yardım istemiş ve asker gönderilinceye kadar, mahalli polisin gönüllülerle takviyesine yetkili kılınmıştır. Durumun ağırlığını taktir eden Vali hemen savcı ile jandarma komutanını Yozgat’a göndererek Müslümanları Ermeniler’e karşı ayaklanmalarının önlenmesi için bütün imkanların kullanılması istenmiş, Türklere karşı bire on olan Ermenilerin bu cüretli hareketlerinin sebebi bilinmemekle beraber, telgraf tellerine zarar verenleri bulmak için arama yapan polisin sert davranışlarının sebep olabileceğini’ ifade ederek bildiriyordu.

    Nitekim, gelişen olaylar belirsizlik içinde ve Osmanlı Hükümeti için tam anlamı ile şaşkınlık verici idi. Çünkü, daha önceki hadiselerden dolayı temkinli olan Hükümet birden bire böyle bir haberle karşılaştığında ne yapacağını şaşırmış vaziyette idi. Sultan Abdülhamit’in de emri ile olaydan hemen bir gün sonra 13 Aralık 1893 tarihli kararı ile; ‘icra-yı tahkikat olunmak üzere teftiş-i askeri komisyon alisi azasından iki ve adliye ve dahiliye nezaret-i celileleriyle jandarma dairesinden birer zattan mürekkeb bir heyet-i tahkikiyenin bu gün mahalline izamına’ karar vermiş ve Heyet-i Tahkikiye azalarını ‘komisyon-ı ali azasından Ferik İbrahim Paşa, Erkan-ı Harbiye Mirlivası Osman Paşa, Dahiliye Nezareti mektupçusu Hüsnü Bey, jandarma dairesinden Alaybeyi Hakkı Bey ve daire-i adliyeden Beyoğlu müdde-i umumisi Mihlaki Efendi’ teşkil etmişti. Bu ilk kararda heyetin başkanlığına Ferik İbrahim Paşa düşünülmüş olmasına rağmen daha sonra Ferik Hilmi Paşa tayin edilmiştir. Bu görev değişikliklerinin çok kısa bir süreçte olması hükümetin heyet göndermek ve heyete üye seçmekte ne kadar acele ettiği anlaşılır. İstanbul’daki İngiliz sefiri Nicolson tarafından Kont Rosebery’ye gönderilen bir telde bu husus üzerinde duruluyor ve ayaklanma haberinin Saray’ı çok telaşlandırdığı, bu sebeple Tahkik Heyeti’nin acele ile bölgeye gönderildiği ifade ediliyordu.

    Tahkik Heyeti gerginliği yatıştırarak iddiaların adilane incelenmesi için bir heyet oluşturmaya çalışmıştır. Fakat olayın bir tertip olması sebebi ile görev yapacak heyete bir Müslüman ve bir Rum üye bulunurken, ermeni üye bulunamamıştır. Daha doğrusu üyeliği kabul eden üç kişi de muhtemelen kendilerine Ermenilerce yapılan baskılar sonucunda arka arkaya heyete katılmaktan vazgeçtiklerini açıklamışlardır. ermeni üye olmadan heyetin yaptığı araştırmalar iddia edildiği gibi işkenceler ve tecavüzlerin olmadığını ortaya koymuştur. Mahkeme devam ederken Kara Yakup ve Kara Çakır köylerinden gelen ihbarcılar ve köy muhtarlarının tebliğleri de bu yönde olmuştur. Nitekim bu şekilde takip edilen politika çok açıktır ki, Osmanlı idaresini suçlayarak ve Hıristiyanlara zulmedildiğini iddia ederek dış güçlerin Osmanlı Devleti’ne müdahalesini sağlayabilmektir. Kaldı ki, yozgat şehrinde Rumlar da yaşamaktadır ve onların ayaklanmaya iştirak etmemeleri Ermeniler’in iddia ettiği gibi çıkan olayların Hıristiyanlara yönelik bir saldırı olmadığını da ortaya koyar. Nitekim, Alliance des Aglises Reformies Proffesant le System Presbyterien adlı dini kuruluşun genel sekreteri rahip G.D.Matthews’in The Quarterly Register dergisinde yazdığı bir yazı ermeni olaylarının din kavgası olarak kamuoyuna yansıtılmasını şiddetle eleştirmektedir. O bu yazısında şu görüşleri ifade etmektedir: ‘Haberler İngilizce konuşan toplumlara öylesine aktarılmakta ve inandırılmaktadır ki, sanki sırf Hıristiyan oldukları için Müslümanlar tarafından vahşiyane kötü muameleye maruz kalan barışçı Hıristiyan kadın ve erkeklerin oluşturduğu masum bir çetenin ayaklanmasıdır. Bu motif bu toplumlara büyük bir gayretle işlenmektedir. Oysa din bu çatışmada bahis konusu değildir. Ne Müslümanlar Hıristiyanlara ne de Hıristiyanlar Müslümanlara dini bakımdan hiçbir zaman cephe almış bir durumları yoktur. Mesele gayet basit ve katıksız politik bir durumdur. Türkler bu hareketi tabi olarak fesatçılık diye adlandırırken Ermeniler de vatanperverlik olarak adlandırmaktadırlar.’

    Bu arada Ankara Vilayeti’nden sürekli bilgi almaya devam eden Hükümet olayın basit bir kargaşadan çok organize bir ayaklanma teşebbüsü olduğunu da anlamaya başlamıştı. Kilisede çanın çalındığı gün çevre köylerden ikibine yakın ermeni vatandaşının Yozgat’a gelerek olaya iştirak etmeleri ve özellikle Protestan Ermenilerin evlerinden silah atılması gelişmelerin basit adli bir vaka olmadığını açıkça gösteriyordu.

    Olayın organize bir şekilde cereyan etmiş olmasına rağmen Ankara Valisi Abidin Paşa ile yozgat Mutasarrıfı Abdülvahhab Bey’in gerek istihbarat ve gerekse asayiş açısından yetersiz kaldığının tespit edilmesi üzerine 13 Aralık 1893 tarihinde olaylara meydan verdiği söylenen Tabur Ağası ile birlikte her ikisi de görevlerinden alındılar. yozgat Mutasarrıflığı’na Bahaeddin Bey, Ankara Valiliği’ne ise Memduh Bey tayin edildiler. Abidin Paşa’ya görevinden alındığı ve Cezayir Bahr-i Sefid Valiliği’ne tayin edildiği Memduh Bey’in görev mahalline gidişine kadar gizli tutulması kararlaştırıldı.

    Yozgat’a bulunan Tahkik Heyeti bir taraftan olayın mahiyetini ortaya çıkarmaya çalışırken diğer taraftan da dükkanlarını kapatan ve ayaklanmaya destek veren Ermenilerin dükkanlarını açmalarını temin etmeye çalıştı. Fakat Ermeniler dükkanlarını açmaya yanaşmadılar. Durumun Dersaadet’ten sorulması üzerine Hilmi Paşa’ya Ermeniler’in mutlaka dükkanlarını açmalarını sağlaması aksi takdirde itaat etmeyenler hakkında hukuki muamelenin icra edilmesi ve cebren dükkanların açtırılması hususunda emir verilmiştir. Ertesi gün ermeni ileri gelenleri ile yapılan görüşmeden sonra ermeni esnafın dükkanları açması temin edilmiş olmasına rağmen Ermeniler bir müddet sonra aynı davranışı tekrarlayarak dükkanlarını kapatmışlardır Tahkik Heyeti bu faaliyetlerin önüne geçebilmek ve sorgulamaları yapabilmek için derhal bir mahkeme oluşturmuştu. Heyet’in mahkemenin merkez vilayette toplanıp toplanmaması konusundaki sorusuna Sadaret mahkemenin mutlaka Yozgat’ta devam etmesini ve güvenliğin azami gayretle temin edilmesini Tahkik Heyeti’nden talep etmişti. Mahkemenin çalışmaları sonucunda olayın müşevvikleri ile katillere gönderilen celp ve ihtarnamelere yedi kişi uyarak tutuklanmayı kabul etmişlerdi. Fakat diğerlerinin tutuklanmayı kabul etmeyerek firar etmeleri olayların devam etmesine de neden olmuştu.

    3 Şubat 1894 tarihi Cuma günü bir polis komiseri ve zaptiye neferleri sorgusu yapılmak üzere mahkemece istenen bir Kirkor adındaki Ermeni’yi almak için hanesine gittiklerinde kendilerine silahla saldırıda bulunulmuş ve polis komiseri vefat etmişti. Zaptiye neferleri Ermeni’yi yakalayarak hükümet dairesine götürürlerken bazı Ermeniler toplanarak tutukluyu kurtarmak istemişler ve askerlerin üzerine ateş etmişlerdi. Bu olay üzerine kimi Müslümanlar da askerlere yardım için saldırgan Ermeniler’e ateş açmışlardı. Çatışma sonucunda iki kişi ölmüş, bir zaptiye yaralanmıştı. Ermeniler’den ise on kişi yaralanmış, bir kadın ile bir ermeni ölmüştü. Tutuklanan Müslümanlardan Mendan Bedros oğlu Serkis’i öldüren Çolak Hüseyin adındaki şahıs idam cezasına, yaralama olayına karışanlardan iki kişi on beşer ve bir kişi sekiz yıl kürek cezasına çarptırılmışlardır.


    YAZILI KAĞIDI HAZIRLAMAK NE KADAR ZAMANINIZI ALIYOR? Soru Bankamızı ziyaret etmek için Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...
    DOSYA İNDİRMEKTE SIKINTI MI YAŞIYORSUNUZ?
    FORUMA DESTEK OLMAK MI İSTİYORSUNUZ?
    ALTIN ÜYE OLUN.
    AYRINTILI BİLGİ İÇİN Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...


    Ölmek yenilmek değil yüceltmektir şanını

  2. #2
    ilteriş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.Nisan.2007
    Yaş
    43
    Mesajlar
    6,615

    Bu hadiseler Yozgat’ta olayların durulmayacağını da gösteriyordu. Benzer olaylar arkası arkasına cereyan ediyordu. Yozgat’ta üç Ermeni bir Müslümanı şiddet kullanarak kendi evlerine çekmek isterlerken beş kişilik asker grubu hadiseyi görerek Müslüman’ı kurtarmışlar ve bu sırada Ermeniler askerlerin üzerine ateş açmıştı. Karşılıklı çatışmadan sonra iki Ermeni kaçmış ve biri askerler tarafından ele geçirilmişti.

    Bölgedeki ihtilalin ele başı olduğundan hiçbir şüphenin kalmadığı Moruk çevre köylerdeki tertiplerine devam ediyordu. 4 Şubat 1894 tarihi Cumartesi günü Moruk’un faaliyetlerini yürüttüğü Pöhrenk köyünden onu aşkın atlı ve bir o kadar yaya silahlı Ermeniler, Hozman köyünü basarak köylülere silah sıkmışlardı. Bu esnada çevrede bulunan zaptiyelerden bir grup silah seslerini işiterek Hozman köyüne gelmiş ve köyü basmaya teşebbüs eden Ermenilerden altısını ele geçirmişlerdi. Daha sonra da saldırıda silah kullanan diğer dört kişi ile Moruk ve avanesine yataklık eden altı kişi ele geçirilmişti. Olaylarda kullanılan silahların revolver marka silahlar ve yeni olmaları Ermeni köylerdeki silahlanma çabalarını gösteriyordu. Yapılan tahkikatlarda Moruk’un Ermeni köylerinde silahlı askeri birlikler oluşturduğu, asker kaydı yapılanlara onbaşı, çavuş, yüzbaşı ve binbaşı gibi zabitler tayin ederek silah satın almak için para topladığı ve Mayıs ayında genel bir ayaklanma başlatacağı öğrenilmişti. Yine yapılan araştırmalarda Ermeniler’in Albar köyünde barut yapımında kullanılan malzemelerle üretilmiş barut ele geçirilmişti.

    Yine diğer bir olay aranan üç Ermeni’nin tutuklanması sırasında cereyan etmişti. 1 Şubat 1894 tarihinde mahkemece tutuklanması istenen Ermeniler’den ikisi tutuklanmış ve fakat üçüncüsü silahla karşılık vererek polis komiserini kolundan yaralayarak firar etmişti.

    Ankara Valisi Memduh Bey olayların devam etmesinde Heyet-i Tahkikiye’yi suçlayarak bulundukları süre içerisinde ciddi bir önlem almadıklarını bu sebeple Ermenilerin cesaretlendiklerini bu sebeple Yozgat’ta idare-i örfiye ilan edilmesi ve şehre mutlaka bir tabur asker celb edilmesi gerektiğini söylemişti. Bu şikayet üzerine Tahkik Heyeti başkanı Hilmi Paşa’ya Sadaret’ten gönderilen acil bir emir ile ‘Ermeni müfessidleri tarik-i mefsedette pek ileri gitmekte olup bu halin devamına meydan bırakılması asla caiz olmadığından Yozgat’ta hemen idare-i adliye ve bir Divan-ı Harb teşkil olunarak mütecasirinin bila-ifate-i vakt mahkemelerinin icrasıyla haklarında kanunen verilecek kararların acilen işarını’ bildiriyordu. Hilmi Paşa aldığı emir üzerine idare-i örfiye ilan edildiğine dair geceden hazırlattığı resmi varakaları ruhani liderlere vererek 4 Şubat 1894 tarihi itibarıyla Yozgat’ta idare-i örfiyeyi ilan etti.

    Kısa bir süre sonra Hükümet, Ferik Hilmi Paşa’nın hastalıklı bünyesinden dolayı yerine Levazımat-ı Umumiye Dördüncü Şubesi Müdürü Ferik Mustafa Paşa’yı Tahkik Heyeti başkanlığına tayin etti. Fakat, bu tayinde Ankara Valisi’nin şikayeti ve Hilmi Paşa’nın asayişi istenildiği ölçüde koruyamamasının etkili olduğu açıktır.

    Ferik Mustafa Paşa görevlendirildiğinde kendisi için hazırlanan talimatnamede; ‘Heyet-i Tahkikiye’nin icra edeceği tahkikatın kanunun gereklerine göre olması ve eşitlik ilkesinden ayrılınmaması, lüzumlu olan tedbirlerin uygulanmasında dövüşkenlik zaafı gösterilmeyerek olgunluk ve ciddiyet ile hareket edilmesi’ tavsiye ediliyordu.

    Ferik Mustafa Paşa, Yozgat’a geldikten sonra Sadaret tarafından kaleme alınan ve durumu bildirir bir beyannameyi ilan etti. Beyannamede olaylar özetlenerek herkesin güvenlik kuvvetlerine yardımcı olması, ellerindeki silahları teslim etmesi isteniyordu.

    Tahkik Heyeti ve Divan-ı Harb’in çalışmaları ile ancak Ermenilerin evleri tam teşekkülü bir aramaya tabi tutuldu ve kısa sürede suçluların hepsi tevkif edildi. Aramlar sırasında Ermeni evlerinin bazılarının gizli geçitlerle birbirlerine bağlandığı tespit edilmişti. Tutukluların da ifadelerinde belirttikleri gibi bu gizli geçitler Ermeni ihtilal komitesine üye olanların birbirleri ile irtibatlarının saklanması amacını taşıyordu.

    Tahkik Heyeti ve Divan-ı Harb’in çalışmaları yeni olayların önüne geçemedi. Bir Ermeni kızının evliliği sebebi ile olaylar çıkmış ve Ermeniler ile Türkler birbirlerine ateş etmişlerdi. Bu hadise Sivas’ta bulunan Amerika konsolosu Jewett tarafından ilginç bir lisan ile bildiriliyordu: ‘Türkler evlilik amacı ile bir Ermeni kızını kaçırmaya teşebbüs etmişler ve daha sonra hükümet binası etrafında bir çatışma çıkmış, bir Türk ölmüş, hükümet binası etrafında bulunan askerlerden bazıları ile yedi Türk ve yedi Ermeni yaralanmıştır.’ Konsolos, bir Ermeni kızının Müslüman ile yapacağı evliliği, Müslümanları kızı alıp kaçırması olarak anlatmakta herhangi bir sakınca görmemektedir. Halbuki, daha önceleri de olduğu gibi Ermeni kızlarının Müslümanlar ile evlenmesine büyük tepki gösteren ve bunu engellemeye çalışanlar Ermeniler olmuş, hatta bu şekilde evlilik yapanlar kocalarından kaçırılmıştır. Daha sonraki dönemlerde de devam eden bu evlilik hadiseleri Ermenilerin propagandalarında kullandığı bir unsur olmuştur.

    Şubat 1894’de cereyan eden hadiseler Osmanlı Devleti’ndeki Ermeni sorununun mahiyetini göstermesi açısından dikkate değerdi. Ermeni fesat cemiyetine bağlı 10–15 kişi Yozgat’ın İslam köylerine silahlı saldırılarda bulunmaları üzerine verilen karşılıkta Pöhrek köyünden Kör Artinoğlu İskender ve arkadaşları yakalanarak hükümet binasına götürülürken diğer köylerden toplanan Ermeniler Müslümanların önlerine geçerek Ermeni eşkıyayı silah zoru ile kurtarmaya muvaffak olmuşlardı. Bu bölgedeki Ermeni çetesinin köylerde asker adı altında Ermeni fesat cemiyetine kayıtlar yaptığı ve karşı çıkan Ermenileri ise ölümle tehdit ettiği tespit edilmişti. Boğazlıyan kazasındaki bir köyde de Ermeniler vergi memurlarına karşı şiddet kullanarak vergi vermeyeceklerini, şimdiye kadar vermiş oldukları vergiler için pişman olduklarını söyleyerek memurları köyden çıkarmışlardı. Aynı şekilde Yozgat’a bağlı Sungurlu’da bulunan Ermeniler vergilerin Devlet’e verilmesini engellemeye çalışmışlar bu hususta Papaz Haçator Ermeni cemaatini ikna etmiş ve hatta Gabril’i de ihtilal komitesi adına vergi toplayıcısı tayin etmişlerdi. Yozgat’ta bulunan Ermeni Fesat Cemiyeti liderlerinden Karayılan Mardiros’un örgütlemesi ile Gürcü elbisesi giyen Ermeniler’in Müslüman köylerine saldırarak tahrikatta bulundukları tespit edilmişti.

    Karışıklığın büyümesi için Ermeni faaliyetlerine karşı tehdit olarak görülen Müslüman ve Ermenilerin evlerine tehdit dolu mektuplar atıldığı gibi, Devlet’e sadık Ermeniler de öldürülmeye başlanmıştı.

    Bütün bu olaylar sırasında Ermenilerin yeni silahlar kullandıkları tespit edilmişti. Özellikle Yozgat Ermenileri’nin Anadolu’nun orta kesimlerinde bulunmalarından dolayı silahlanmaları pek mümkün görünmüyordu. Hükümet bunun nasıl gerçekleştiğinin öğrenilmesi için tahkikat yapılması lüzumunu bildirmiş ve Ankara Valiliği yakalanan şahıslar üzerinde yaptığı sorgulamadan sonra Kayseri, Yozgat ve Merzifon gibi bölgelerin hangi yol kullanılarak silahlandıklarını öğrenebilmişti. Silahlar İzmir ve Karadeniz sahilleri üzerinden tüccarlar vasıtası ile gazyağı tenekeleri arasında ya da diğer ticari eşyalar arasına gizlenerek gerçekleştiriliyordu. Hatta bu şekilde rahip Kirkor tarafından Ankara’ya gönderilmek istenen 2390 tüfek ve tabanca mermisine İstanbul gümrük memurları tarafından el konulmuştu.

    Divan-ı Harp Mahkemesi yaptığı çalışmalar sonucunda Yozgat olaylarını on sekiz mazbata halinde açıklamıştı. Mazbatalardan tespit edildiği kadarı ile isyan günü silahlı Ermeniler küçük büyük demeden o an ellerine geçirdikleri Müslümanlara saldırıda bulunmuşlardı. Müslümanlardan bir çok yaralı olmasına rağmen mahkemeye intikal eden ve öldürme kastının tespit edilmediği olaylar mahkeme gündemine alınmamıştır. Divan-ı Harp yukarıda belirtilen hadiseleri gündeme almayı uygun bulmuştur. Babıali’nin Zaptiye Nezareti’ne olaya dahil olan şahıslar hakkında verilecek ihbarların iyice tetkik edildikten sonra tutuklamaların yapılmasını istemiştir. Çünkü, Ermeniler’in sevmedikleri şahıslar hakkında bazı isnadatlarda bulunacakları kesin idi.Bir çoklarının haklarında ihbarlar olmasına rağmen bu ihbarlar çok titizlikle incelendiği ve yeterli delile ulaşılamadığı için bunlar tutuklanmamışlardı.

    Çok ilginçtir ki, Hıristiyanlara yönelik en küçük adli vakayı dahi katliam olarak dünyaya duyuran İngilizler her nedense Ermenilerin Yozgat’ta çıkardıkları bu ayaklanmaları ve Müslümanlara yönelik katliamlarını önemsiz olaylar olarak değerlendirmeyi tercih etmişlerdir. Öyle ki, Ankara konsolosu Cumberbatch İstanbul sefirine gönderdiği raporda, Türk yetkililerin durumun vahametini abarttıklarını ve onlarca tutuklamanın gerçekleştiğini yazıyordu.

    Tutuklamalardan hemen sonra İngiliz elçisi Ermeniler’in serbest bırakılmaları konusunda tavassutta bulunmaya çalıştı. Fakat hükümet böyle bir müdahalenin Osmanlı Devleti içişlerine doğrudan müdahale olduğunu bildirerek tavassut ve Ermeniler lehinde yapılacak her türlü davranışı reddedeceğini bildirmişti. Fakat bu cevaba rağmen baskılara dayanamayarak ilk önce Protestan vaiz Karakin (Kirikor) serbest bırakıldı. Misyonerler Yozgat’taki Protestanları maaşa bağlamışlar ve aslında Gregoryen olan rahip Karakin de Protestanlara vaiz olarak tayin edilmişti. Bir bakıma Protestan misyonerlerce satın alınan bu şahıs İngiltere’nin Ankara konsolosluğuna ajanlık yapıyordu. Önce tutuklanan bu vaiz baskılar karşısında serbest bırakılmış, fakat Yozgat’ta bırakılmasının mahzuru göz önünde tutularak İstanbul’a gönderilmesine karar verilmişti. Kendisinden bekleneceği gibi İstanbul’a gittikten birkaç gün sonra İstanbul’daki İngiliz sefirine Yozgat olaylarını çarpıtarak anlatmıştı. Ona göre Yozgat olaylarında Ermeniler’in hiçbir suçu yoktu ve yalnızca Yozgat’ta bulunan yöneticilerin işkenceleri ile suçu kabul etmişlerdi. Geleneksel Ermeni tavrını sergileyen Karakin, İngilizler’in nefret duygularını harekete geçirmek için Ermenilere işkence yapıldığını büyük bir abartı ile anlatıyordu. İfadelerine göre, Ermeniler zincirlerle dövülüyorlar, kör teneke bıçaklarla elleri, kolları ve butları kesiliyor, körüklerle bağırsaklarına hava dolduruluyor ve hayaları sıkılıyordu. Yine ona göre, devam eden olaylarda 200 ya da 300 Ermeni tutuklanmasına rağmen bir tek Müslüman tutuklanmamıştı. Halbuki, her iki iddia da tamamen uydurma ve abartılı idi. Çünkü, hapishanedeki Ermeniler’e işkence yapıldığına dair propaganda yapılacağını bilen hükümet cezalarını affederek serbest bıraktığında cemaat liderlerinin önünde bunlara işkence yapılmadığını tespit ederek, hapisten çıktıktan sonra bir daha devlete karşı gelmeyeceklerine dair yemin almıştı. Müslümanların tutuklanmaması iddiası da tamamen yalandı. Yozgat olaylarında bir Ermeni’yi kasten öldürdüğü tespit edilen bir kişi idam cezasına, diğer üç kişi de kürek cezalarına çarptırılmıştır. Kısacası, Yozgat olaylarının çıkmasında parmağı olan, İngilizler’e ajanlık yapan Karakin, tutuklanıp bırakıldıktan sonra da hükümet aleyhine attığı iftiralarla üstlendiği rolü başarı ile yerine getirmiştir.

    Bu tutuklanma hadiseleri Patriklik’in dış dünyaya yansıttığı şekli ile bir ‘soykırım’ olarak nitelendiriliyordu. 21 Şubat 1894 tarihinde The Times gazetesinde Yozgat hadiseleri üzerine bazı yazılar kaleme alındı. Daha sonraki tarihlerde konu üzerindeki yayınlarını devam ettiren The Times, Ermeniler’in nüfusunun önemli oranda azaldığını iddia ediyordu. Biz bu çalışmada Yozgat isyanlarında yalnızca 177 kişinin tutuklanarak sorgulandığını ve demografik yapı konusunda da nüfusta her hangi bir azalma olmadığını ortaya koyuyoruz ki, gerçekte soykırımı ve Ermeni nüfusunun azaldığı konusundaki bu haberlerin tamamen uydurma ve olayın Avrupa kamuoyunda infial uyandırmasına yönelik olduğu ortaya çıkmaktadır.

    Avam kamarası milletvekillerinden Francis S. Stevanson’un başkanlığını yaptığı Anglo-Armenia Association (Anglo-Ermeni Derneği) konu ile ilgili bir çok toplantılar yaparak hükümetin Türkiye’de yaşanan Ermeni olaylarını durdurması ve reformların yapılması konusunda harekete geçmesini istiyordu. Yine bu şahısların girişimi ile Yozgat ve Sivas’ta hapishanede bulunan Ermenilerin muhakemelerinde yabancı konsolosların yardımını temin etmek maksadıyla yapılacak teşebbüsü kararlaştırmak üzere İngiliz ve Ermenilerden mürekkep bir komite 8 Nisan 1894 tarihinde Dr. J. A. Calantaring’in başkanlığında toplanarak çalışmalarına başlamıştı.

    Nitekim İngiltere’nin bu konudaki baskıları giderek sertleşmeye başlamıştı. Londra’da bulunan Rüstem Paşa’nın Lord Remili ziyareti esnasında Yozgat mahkemeleri gündeme geldiğinde Lord Remili dostça olmayan sert bir tavır ile yargılamaların Osmanlı Devleti aleyhine olacağını söyleyerek Rüstem Paşa’yı tehdit etmişti. Rüstem Paşa görüşmeleri Hariciye Nazırı Sait Paşa’ya ileterek bu konuda ne gibi bir karar verileceğini soruyor ve durumun olumsuz bir propagandada kullanılmaması için engellenmesinin faydalı olacağını yazıyordu.
    YAZILI KAĞIDI HAZIRLAMAK NE KADAR ZAMANINIZI ALIYOR? Soru Bankamızı ziyaret etmek için Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...
    DOSYA İNDİRMEKTE SIKINTI MI YAŞIYORSUNUZ?
    FORUMA DESTEK OLMAK MI İSTİYORSUNUZ?
    ALTIN ÜYE OLUN.
    AYRINTILI BİLGİ İÇİN Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...


    Ölmek yenilmek değil yüceltmektir şanını

  3. #3
    ilteriş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.Nisan.2007
    Yaş
    43
    Mesajlar
    6,615

    İlk andan itibaren İngiltere’nin baskısı ile çalışmalarına başlayan Yozgat Divan-ı Harb mahkemesi yukarıda belirtilen hadiselerden dolayı 117 kişinin sorgulamasını yapmış ve suçlu bulduğu şahısların cezalarını tanzim ettiği üç adet pusula ile tebliğ etmiştir. Yozgat Divan-ı Harbi’nin 16 Temmuz 1894 tarihi itibarıyla verdiği cezalar ve mücrimlerin memleket, ikametgâh ve isimleri şu şekildedir:

    1 Numaralı Pusula
    Mücrimlerin Memleket ve İkametgahlarıyla Şöhret ve İsimleri ve Pederlerinin İsmi

    MORUK VE AVANESİNE DAİR

    Miktar İsim Ceza Mülahazat

    * 1 Anasl Hacinli Jirar nam-ı diğer Moruk ve Kaloset İdam Reis
    * 2 Keskin Madeni Kasabasından Savulyan Haci Artin Oğlu Haci Varto İdam Refiki
    * 3 Yozgatın Pöhrenk Karyesinden Deli Agop oğlu Kerkör İdam Bu dahi
    * 4 Yozgatın Köhne Karyesinden Keşiş Mikail oğlu Mıgırdıç İdam Bu dahi
    * 5 Yozgatın Pöhrenk karyesinden Parsih oğlu Manik İdam Bu dahi
    * 6 Yozgatın Karayakup karyesinden Çakır Tacos oğlu Kirkor İdam Bu dahi
    * 7 Gürün kasabasının Çakşır mahallesinden Tavil oğlu Nazar Veled Manik İdam Bu dahi
    * 8 Yozgat’ın İncirli karyesinden Demirci Ohan oğlu Haçator Kalebend (7 Sene) Kalagoz
    * 9 Gürün kasabasından Baidesar oğlu Oseb Kalebend (7 Sene) Kalagoz
    * 10 Yozgatın Terzili karyesinden Kirkor oğlu Arhaya Kalebend (7 Sene) Kalagoz
    * 11 Küçük Çat karyesinden Keşiş oğlu Kabril Veled Ohannes Kalebend (7 Sene) Kalagoz
    * 12 Yozgatın Köseoğlu mahallesinden Papasyan Agobcıyan İdam Reis
    * 13 Yozgatın Tekye Mahallesinden Berberyan Nezaret İdam
    * 14 Yozgatın Köseoğlu mahallesinden dava vekili Tekiryan Artin İdam
    * 15 Yozgatın Köseoğlu mahallesinden Papasyan Ağa Karabet Kalebend 15 Sene
    * 16 Eskipazar mahallesinden Meşihciyan Avadis Kalebend 15 Sene
    * 17 Köseoğlu mahallesinden Papasyan Kamisi Kalebend 15 Sene
    * 18 Köseoğlu mahallesinden Ateş Mike Kalebend 15 Sene
    * 19 Köseoğlu mahallesinden Efe Mihran Kalebend 15 Sene
    * 20 Tuzkaya Mahallesinden Kadıkıran oğlu Kirkor Kalebend 13 Sene
    * 21 Tuzkaya Mahallesinden Şişkarın oğlu Agop Kalebend 13 Sene
    * 22 Köseoğlu mahallesinden Papasyan Ebrim Kalebend 12 Sene
    * 23 Tekye Mahallesinden Kazaz Rafael oğlu Menail Kalebend 12 Sene
    * 24 Yozgatın Ahmed Germiya mahallesinden Emcenek oğlu Aris Kalebend 12 Sene
    * 25 Tekye mahallesinden Köşke oğlu Kazaros namıdiğer Cezayirli Kalebend 12 Sene
    * 26 Tuzkaya mahallesinden Sihirci Pilegos oğlu Penik Kalebend 12 Sene
    * 27 Tuzkaya mahallesinden Dermenasyan Kiragos oğlu diğer Penik Kalebend 12 Sene
    * 28 Köseoğlu mahallesinden Sehakyan Nezaret Kalebend 9 Sene
    * 29 Köseoğlu mahallesinden Papasyan Kirkor Kalebend 9 Sene
    * 30 Tuzkaya Mahallesinden Enyazyan Baronak Kalebend 9 Sene
    * 31 Tuzkaya mahallesinden Karagöz oğlu Misak Kalebend 9 Sene
    * 32 Tekye mahallesinden Cingöz oğlu Haziton Kalebend 9 Sene
    * 33 Tekye Mahallesinden Dermenasyan Kiragos oğlu Ezik Kalebend 9 Sene
    * 34 Köseoğlu mahallesinden Samurkaş oğlu Aleksan Kalebend 9 Sene
    * 35 Köseoğlu mahallesinden Delutyan Ohannes Kalebend 7 Sene
    * 36 Yozgatlı Protestan milletinden Haralambo Kalebend 7 Sene
    * (Hanesini erbab-ı mefsedete darülmüzakere ittihaz ettirmiş olduğu)
    * 37 Köseoğlu mahallesinden Hamamcı Gökoğlan oğlu Kunduracı Armin Kalebend 5 Sene
    * (Kilise’de Çan çalan)

    2 Numaralı Pusula
    Mücrimlerin Memleket ve İkametgâhlarıyla Şöhret ve İsimleri ve Pederlerinin İsmi

    MAKTUL SALİH VE AHMET EFENDİLER İLE ZAPTİYE NECİB’İN KATİLLERİNE DAİR

    Miktar İsim Ceza Mülahazat

    * 1 Yozgatın Köseoğlu mahallesinden Elekci Karabet oğlu Margos İdam
    * 2 Yozgatın andeasl Sivaslı Doktor Dikran İdam
    * 3 Köseoğlu mahallesinden Emin oğlu Seropi İdam
    * KATİLLERLE BİRLİKTE MAKTULLERE İSTİMAL-İ İSLİHA EDENLERE DAİR
    * 4 Köseoğlu mahallesinden Elekci Karabet oğlu Margosun biraderi Kör Matyos Kalebend 10 Sene
    * 5 Köseoğlu mahallesinden Elekci Karabet oğlu Debbağ Samuel Kalebend 10 Sene
    * 6 Köseoğlu mahallesinden Kör Matyos Manuel Kalebend 10 Sene
    * 7 Tuzkaya mahallesinden Aşçı Sehak oğlu Sarac Artin Kalebend 8 Sene
    * 8 Tuzkaya mahallesinden Gülbenk oğlu Çarkçı Rupen Kalebend 8 Sene
    * 9 Tekye mahallesinden Berberyan Ohannes oğlu Menail Kalebend 8 Sene
    * 10 Köseoğlu mahallesinden Haci Agop oğlu Eczacı Bedros Kalebend 12 Sene
    * 11 Köseoğlu mahallesinden Haci Agop oğlu Avadis Kalebend 12 Sene
    * 12 Köseoğlu mahallesinden Hamparsumun yeni kasap oğlu Karabet Kalebend 12 Sene
    * MECRUH BEKİR VE BAĞÇECİ MUSTAFA VE MECNUN VE MUHSİN VE İSMAİL VE MİRZANIN CARİHLEİNE DAİR
    * 13 Yozgatın Eski Demircilik mahallesinden Kadı kıran oğlu Ohan Kalebend 10 Sene
    * 14 Köseoğlu mahallesinden Varvar Karabet oğlu Aleksan Kalebend 10 Sene
    * 15 Eskipazar mahallesinden Seraplı Ohannes oğlu Paravon Kalebend 12 Sene
    * 16 Eskipazar mahallesinden biraderi Kirkor Kalebend 12 Sene
    * 17 Eskipazar mahallesinden Külahkar oğlu Minas Kalebend 12 Sene
    * 18 Tuzkaya mahallesinden Sihirci Asator oğlu Kunduracı Rupen Kalebend 12 Sene
    * 19 Tekye mahallesinden Topal Karabet oğlu Dülger Mikail Kalebend 12 Sene
    * 20 Eskipazar mahallesinden Tandırcı Nişan oğlu Aris Kalebend 10 Sene
    * 21 Tuzkaya mahallesinden Ayvaz Estepan oğlu Berber Mihran Kalebend 10 Sene
    * 22 Tekye mahallesinden Kantorcu Agorlu oğlu Avadis Kalebend 13 Sene
    * 23 Tekye mahallesinden Güyün Torunu Ohannes oğlu Boyacı Ebrim Kalebend 13 Sene
    * 24 Köseoğlu mahallesinden Kazaros oğlu Senekerim namıdiğer Zenik Kalebend 13 Sene
    * 25 Köseoğlu mahallesinden Amasyalı Hamal Bedros oğlu Aşçı Haci Kaçbar Kalebend 13 Sene
    * 26 Köseoğlu mahallesinden Ümmizadesi Haci Kazaz oğlu Aşçı Mıgırdıç Kalebend 13 Sene
    * 27 İstanbulluoğlu mahallesinden Gürcü Kabril oğlu Karabet Kalebend 11 Sene
    * 28 İstanbulluoğlu mahallesinden tütüncü Bedros oğlu İskender Kalebend 11 Sene
    * 29 Tuzkaya mahallesinden Ago oğlu Kalıpcı Şişman Kiropi Kalebend 11 Sene
    * 30 Köseoğlu mahallesinden Artinyan Kör Karabet oğlu Agop Kalebend 11 Sene

    3 Numaralı Pusula
    Mücrimlerin Memleket ve İkametgâhlarıyla Şöhret ve İsimleri ve Pederlerinin İsmi

    ESNA-YI HADİSEDE TEŞHİR-İ SİLAH VE İSLAM MAHALLATINA HÜCUM EDENLERE DAİR

    Miktar İsim Ceza Mülahazat

    * 1 Yozgatın Eskipazar mahallesinden Karabetoğlu Haci Onnik Kalebend 13 Sene
    * 2 Tuzkaya mahallesinden Çenka oğlu Köşker Sinekerim veled Mardiros Kalebend 7 Sene
    * 3 Tuzkaya mahallesinden Anyazyan kasap Kalos Kalebend 9 Sene
    * 4 Tuzkaya mahallesinden biraderi kapap Artin Kalebend 9 Sene
    * 5 Çatak mahallesinden muhtar Espan oğlu Bedros Kalebend 10 Sene
    * 6 Eskipazar mahallesinden Kabril oğlu Tüyü Kırık Kazaros Kalebend 9 Sene
    * 7 Eskipazar mahallesinden Karındaş Haziton Kalebend 9 Sene
    * 8 Eskipazar mahallesinden Terzi Misak oğlu Ebrim Kalebend 9 Sene
    * 9 Eskipazar mahallesinden Saraylı Hamparsom oğlu Ermenak Kalebend 8 Sene
    * 10 Eskipazar mahallesinden muhtar Haci oğlu Çarıkçı Avadis Kalebend 8 Sene
    * 11 Eskipazar mahallesinden Parsam oğlu Ermenak Kalebend 8 Sene
    * 12 Eskipazar mahallesinden birader Misak Kalebend 8 Sene
    * 13 Eskipazar mahallesinden Arabacı Simon oğlu Kunduracı Hampar Kalebend 8 Sene
    * 14 Eskipazar mahallesinden arabacı Mıgar oğlu Santor Kalebend 8 Sene
    * 15 Eskipazar mahallesinden Ebe Mıgarın Agop oğlu Bağçeci Haçator Kalebend 8 Sene
    * 16 Eskipazar mahallesinden biraderi Ermenak Kalebend 8 Sene
    * 17 Eskipazar mahallesinden kahveci Parsih oğlu Seropi Kalebend 10 Sene
    * 18 Eskipazar mahallesinden biraderi Avadis Kalebend 8 Sene
    * 19 Eskipazar mahallesinden Kaltak kıran oğlu Misak Kalebend 8 Sene
    * 20 Eskipazar mahallesinden Uzun Serkiz oğlu diğer Avadis mıgırdıç Kalebend 8 Sene
    * 21 Eskipazar mahallesinden Balıkçı Toros oğlu Kantarcı Karabet Kalebend 8 Sene
    * 22 Eskipazar mahallesinden Çubukçu Dedenin oğlu Penon Kalebend 8 Sene
    * 23 Eskipazar mahallesinden biraderi Haziton Kalebend 8 Sene
    * 24 Tuzkaya mahallesinden Uzun Serkiz oğlu Santor Yahud Aleksan Kalebend 8 Sene
    * 25 Tekye mahallesinden Şamilyan Karbet oğlu Harik Kalebend 8 Sene
    * 26 Tekye mahallesinden Bozo Karabet oğlu Misak Kalebend 8 Sene
    * 27 Yozgatın Köseoğlu mahallesinden Mitil oğlu Karabet Kalebend 8 Sene
    * 28 Tekye mahallesinden Camgös Kigork oğlu diğer Karabet Kalebend 8 Sene
    * 29 Köseoğlu mahallesinden Çulhacıyan Haçator oğlu Agop Kalebend 8 Sene
    * 30 Tekye mahallesinden Misak oğlu terzi Oninek Kalebend 8 Sene
    * 31 Tekye mahallesinden Çeçeyan Artin oğlu Rupen Kalebend 8 Sene
    * 32 Tekye mahallesinden Çeçeyan Artin oğlu Armin Kalebend 8 Sene
    * 33 Tekye mahallesinden Çil berber Mardiros oğlu berber Karabet Kalebend 8 Sene
    * 34 Eskipazar mahallesinden Karındaş Harik Kalebend 8 Sene
    * 35 Eskipazar mahallesinden Dıvarcı Sehak oğlu nalbadan Serkiz Kalebend 8 Sene
    * 36 Eskipazar mahallesinden İkaryan Harik Kalebend 12 Sene
    * 37 Eskipazar mahallesinden Güheryan İskender oğlu Kavur Haci Kalebend 10 Sene
    * 38 İstanbulluoğlu mahallesinden dava vekili Semerciyan Nehabet Kalebend 10 Sene

    Mahkemenin bu kararı İngilizleri ve özellikle Anglo-Armenian Associate’i harekete geçirmişti. Michel Paul adı ile Daily News gazetesinde yayınlanan bir yazıda on beş kişinin ölüm cezasına çarptırıldığı, fakat bunların büyük bir entrika sonucu ölüme mahkûm edildikleri bildiriliyor; Bryce, Stevanson gibi kişilerin çabalarının boşa gittiği, fakat İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nın kendilerine yardım edebileceği anlatılarak yardım isteniyordu.

    Daha önce ilk isyanda olduğu gibi bu mahkeme sonucunda da Sultan Abdülhamit’in kararı ile suçluların cezalarının azaltılmasına karar verildi. Yukarıda listesi verilen tutuklulardan Moruk adlı şahıs daha önce Mart ayında yakalanarak idam edilmiş idi. Mahkeme heyetinin bu kararları uygulanmaya konmadan dokuz aylık mahbusiyetleri göz önünde tutularak ve padişahın cülusunun yıldönümü sebebi ile idam ve müebbet kürek cezalarına çarptırılmış olanlar cezaları hafifletildi diğerleri ise tamamen affedildiler. Affedilen isyancılardan din ve mezhepleri üzerine bir daha isyana teşebbüs etmeyeceklerine dair yemin alındı.

    Tahkik Heyeti başkanı Ferik Mustafa Paşa, Saray’a gönderdiği bir yazıda Ermenilerin bu şekilde affedilmesinin Ermeniler üzerinde bir daha devlete sadakatten ayrılmayacaklarına dair çok büyük bir his uyandırdığını söylüyordu.

    Fakat Mustafa Paşa’nın bu öngörüsü tamamen yanlıştı. Çünkü, Hınçak Komitesi yayınladığı bildiride Yozgat ve civarında yaşanan olayları bir katliam olarak duyurarak diğer Ermenileri de isyana davet ediyordu ki, bu komitenin çalışmaları ile Ermeni olayları Tokat ve Amasya’ya sıçrayarak bütün hızıyla devam etmiştir.

    Ayrıca Amerika’da 28 Temmuz 1894 tarihinde New York’da yapılan Hınçak toplantısı önem arzetmektedir. Papasyan başkanlığında yapılan bu toplantıda Ermenilerin ayaklanmaları kutsanmış ve bu ayaklanmaların devam edeceği şu şekilde ifade edilmiştir:

    ‘Beş asırdan beri Ermeniler Osmanlıların sadık uyruğu olmuşlardır. Ancak Türklerin vahşetine ve Osmanlı memurlarının zulüm ve tazyikinin dayanılmaz bir hale gelmesi dolayısyla artık isyana karar verilmiştir. Bundan dört yıl evvel İstanbul’da Türklerin zulmünü protesto maksadıyla Ermenilerin yaptığı nümayişte bazı Ermeniler hayatlarını kaybetmişlerdi. Hürriyete kavuşmak için isyandan başka çare kalmamıştır. Rumlar, Bulgarlar ve Romenler aynı şekilde hürriyetlerine kavuşmuşlardır. Osmanlı ülkesinde hürriyetine kavuşmayan yegane Hıristiyan tebaa Ermeniler kalmıştır. Ya istiklal, ya ölüm’.

    Beyannamelerle ve toplantılarla isyanın devam edeceğini ilan eden ihtilal komitesinin hedeflerine ulaşmadan hiçbir şekilde isyanları durdurması mümkün değildi. Nitekim, Sultan Abdülhamit’in uzlaşma girişimi de sonuçsuz kalmıştı.

    İlk dönem Ermeni ayaklanmaları Hınçak ve Taşnak komitalarının organizasyonları ile bütün Türkiye’de gerçekleşmişti. Yozgat, bu isyanlar zinciri organizasyonunun yalnızca küçük bir parçası idi. Fakat diğer bölgelerde çıkan isyanlar da göz önünde tutulduğunda isyan organizasyonunun ne kadar büyük olduğunu görmek mümkündür.

    Bu çalışmada bir husus özellikle belirtilmelidir. Yozgat isyanları bir çok eserde Merzifon, Kayseri olayları içerisinde kaydedilmektedir. 6 Ocak 1893 tarihli ilk olay doğrudan Merzifon merkezinden yönlendirilmesi sebebi ile Merzifon ve Kayseri ayaklanmaları ile bağlantılı gerçekleşmiştir. Fakat 12 Aralık 1893 tarihindeki ikinci olay doğrudan doğruya Hınçak Komitesi’nin Yozgat bölgesine tayin ettiği Jirar Boyacıyan (Moruk) tarafından organize edilmesi sebebi ile Merzifon’dan bağımsız gelişmiştir. Bu açıdan Ermeni isyanları tarihine dair tertip edilen listelerde Yozgat isyanları; Birinci Yozgat İsyanı (6 Ocak 1893) ve İkinci Yozgat İsyanı (12 Aralık 1893) olarak düzenlenmelidir.

    Yozgat’ta daha sonraki dönemlerde de yani 1895 ve akabinde Ermeni olayları ortaya çıksa da birinci ve ikinci isyanlar kadar organize gelişmemiş olduğunu da belirtmek gerekir. Dolayısı ile 5 Aralık 1895 tarihi ile ortaya çıkan ve Ermenilerin iki gün boyunca dükkânlarını kapatma eylemleri her ne kadar ayaklanmalara destek vermek amacı ile yapılmış olsa da, bu girişim nasihat yolu ile engellendiği için bir ayaklanmaya dönüşmemiştir.
    YAZILI KAĞIDI HAZIRLAMAK NE KADAR ZAMANINIZI ALIYOR? Soru Bankamızı ziyaret etmek için Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...
    DOSYA İNDİRMEKTE SIKINTI MI YAŞIYORSUNUZ?
    FORUMA DESTEK OLMAK MI İSTİYORSUNUZ?
    ALTIN ÜYE OLUN.
    AYRINTILI BİLGİ İÇİN Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...


    Ölmek yenilmek değil yüceltmektir şanını

  4. #4
    ilteriş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.Nisan.2007
    Yaş
    43
    Mesajlar
    6,615

    Sonuç

    1890-1896 döneminde cereyan eden Ermeni isyanları Batı dünyasında ve özellikle Ermeni yazarlar tarafından büyük bir soykırım olarak gösterilir. Nalbandian’ın ifadesi esas alınırsa bu konudaki abartıları görmek mümkündür. Nalbandian 1894–1896 isyanlarında ölenlerin sayısını şu şekilde ifade ediyor: ‘Babıali bütün Hıristiyanları yok etmeyi hedefledi. Bu acımasız politikayı 1894’de başlayan bir dizi katliam takip etti. Binlerce silahsız Ermeni bu zalimce katliamın kurbanı oldu. Tam anlamı ile sayıları tespit edilememekle birlikte sayılar 50.000’den 300.000’e kadar değişebilmektedir.’

    Verilen bu değişken rakamın kendi içerisinde dahi tutarlı olmadığı görülmektedir. 50.000’den 300.000’e değişen rakamlar. Aradaki değişme oranı 250.000 kişi. Kaldı ki, olayların abartılarak propagandaya dönüştürülmesi ve Avrupa kamuoyunun dikkatinin bu şekilde çekilmesi uygulamasının Hınçak Komitası’nın bir yöntemi olduğunu Nalbandian kendisi de ifade etmektedir.Bu yöntemin etkisi altında kaldığı açıktır.

    Pasdermajian ise; iddiasında biraz daha tutarlı görünüyor. O’na göre 100.000-110.000 civarında Ermeni öldürülmüştür. Fakat çok dikkat çekicidir ki, Pasdermajian’ın bu rakamları verirken esasa aldığı kaynak Gladstone’un Türkler’i karalama politikalarının Türkiye’deki uygulayıcısı, yazdığı bütün eserlerde Türk düşmanlığı yapan hukukçu ve gazeteci Sir Edwin Pears’in II. Abdülhamit ile ilgili eseridir.

    Fakat Edwin Pears eserlerinde bu konuda o kadar değişik rakamlar verir ki, hangisinin daha tutarlı olduğunu tespit etmek mümkün değildir. Sultan Abdülhamit’in hayatını anlattığı eserinde verdiği rakam 100.000 civarında iken, hatıralarında verdiği rakamlar 100.000 ile 1.000.000 arasındadır. Bu tutarsızlık ve abartı karşısında söylenecek söz bulmak oldukça zordur.

    Ermeni isyanları esnasında isyana katılan Ermeniler ölmüştür. Fakat olayın diğer tarafı isyan sırasında birçok Müslüman da öldürülmüştür. Gürün’ün çeşitli kaynaklardan derleyerek yaptığı tespite göre; Ermenilerin 1896 yılına kadar verdikleri kayıpların toplamı ancak 20.000’e çıkmaktadır. Müslümanların kayıpları ise 5.000 kişi civarındadır. Ayrıca Gürün, Aghasi’nin Zeytun isyanlarında ‘20.000 Türk öldürdük’ sözünü ciddiye almaktan kaçınmaktadır. Bu abartılı rakamlarla Türkler’in kaybını 25.000–30.000’e çıkarmak mümkündür.

    1890’lı yıllarda cereyan eden bu isyanlar sebebi ile iddiaların araştırılması ve suistimallerin önüne geçmek için Sultan Abdülhamit’in kendisi bir tahkikat komisyonu kurmaya karar verir. Fakat İngiltere’nin isteği doğrultusunda İngiliz, Rus, Fransız ve Amerikalı temsilcilerin katıldığı bir heyet meydana getirilir.

    Heyet 4 Ocak 1895 tarihinden 21 Temmuz 1895 tarihine kadar 108 toplantı yaparak 190’dan fazla şahit dinler. Hazırlanan rapor Ermenilerin katliama maruz kaldığı iddialarını yalanlar mahiyette idi. Nitekim, New York Herald gazetesi tahkikatın sonucunu şu şekilde dünyaya duyuruyordu:

    ‘Avrupa tahkikatı Ermenilerin yabancı ülkelerden gelen tahrikçilerle birlikte isyan etmiş olduklarını göstermiştir. Asiler, İngiltere’den gelen modern silahlarla her şeyi yapmışlardır. Yangın, adam öldürme yağmadan sonra düzenli askere de karşı koymuşlardır. Tahkikat Komisyonu, Osmanlı hükümetinin asilere karşı asker göndermekle en meşru hakkını kullandığını tespit etmiştir.’

    Osmanlı hükümetinin suçsuzluğunu ortaya koyan bu raporlara rağmen devam eden olaylar Batı dünyasına olayları suistimal etme şansı vermekte idi. Sultan Abdülhamit, kendisinin bölgelerde soy kırım uyguladığına dair iddiaları çürütmek için teklif edilen bir gözlemcinin Anadolu’yu gezmesini kabul etti. Bu gözlemci George Hepworth adındaki Amerikalı bir rahipti. Fakat aynı zamanda New York Herald gazetesi adına çalışan bir gazeteci idi. George Hepwort, 1897 yılında yazdığı raporlarında katl olaylarının sorumluluğunun Ermenilere ait olduğunu ve bu sebeple cezaya çarptırılmaları gerektiğini, fakat insan öldürmekte Türklerin dünyada yalnız olmadığını, bir bakımdan Türklerin diğer milletlerden daha günahkâr olduklarını söylemenin doğru olmadığını söyleyerek, konuyu şu ifadeleri ile bitirmektedir:

    ‘Amerikan kamuoyunun genel kanaati ki, daha evvel bu kanaati ben de paylaşıyordum, Türklerin sebepsiz ve tahrik söz konusu değilken hareket ettikleri şeklindedir. Şimdi, inanıyorum ki, şayet Türkler bu şekilde davransalardı yeryüzünde bir tek Ermeni kalmazdı.’

    1898 yılında yazdığı ve gözlemlerinin yer aldığı kitabında da olayın İngiliz ve Ruslar tarafından organize edildiğini ifade etmektedir. Böyle olmakla birlikte, Hepworth’un bu eseri ve ismi Edwin Pears’in sahteciliğine alet edilmektedir. Pears, Hepworth’un Türkleri suçlu bulduğunu ve hatta Türkiye’deki gezi güzergâhının Türkler tarafından belirlendiğini ve sorunun yalnızca Türk tarafına ait kısmının görülmesi için gayret sarf edildiğini belirtir. Fakat bu ifadelerin olayı bir sahtecilik ile çarpıtmaktan ibaret olduğu Hepworth’un eseri okunduğunda görülmektedir.

    Hepworth ilk anlarda kendisi gibi bir gazetecinin sorunlu bölgelerde gezmesine Sultan’ın izin vermeyeceğini düşündüğü için özgürlüğünün ne derecede olduğunu test etmek ister. Bu amaçla aldığı bir harita üzerinde gezmek istediği yerleri tayin ederek bu haritayı Sultan’a gönderir. Beklentisi bu güzergahın reddedileceğine dairdir. Fakat Sultan Abdülhamit’ten gelen haber Hepworth’un beklentisinin tam tersidir ve güzergah kabul edilmiştir. Kısacası Pears’in ifade ettiği gibi inceleme Türklerin istediği yerlerde değil Hepworth’un istediği güzergah üzerinde gerçekleşmiştir. Daha önceki bölümlerde de belirtildiği gibi Hepworth’un Ermeni olayları ile ilgili kanaati şu şekildedir:

    ‘Eğer İngiltere Ermeniler diye bir milletin varlığından haberdar olmasa idi dürüstçe inanıyorum ki bu ölümlerin hiç birisi gerçekleşmezdi.’

    Hepworth’un ifadesi ile Türkiye’deki temel sorun diğer devletlerin çeşitli çıkraları adına Ermenileri tahrik etmesi idi. Ona göre bu çok kötü bir fikirdi. Çünkü gezdiği hiçbir bölgede Ermenileri çoğunlukta görmemişti. Böyle bir isyanın başarılı olması beklenemezdi. Kaldı ki, ihtilalciler zaten isyanın başarılı olmasını beklemiyorlardı. Amaçları ölümlerin sayısını artırmak ve bu şekilde büyük güçlerin Osmanlı Devleti’ne askeri müdahalesini sağlamaktı. İhtilalcilerin bu amaçları ve büyük devletlerin de çıkarları devam ettiği müddetçe Ermeni olaylarının bitmesi beklenemezdi. Nitekim, tarihi süreç Hepworth’un kanaatlerini doğrular şekilde gelişmiş ve Lozan Anlaşması’na kadar Ermeni isyanları çeşitli vesilelerle ortaya çıkarılmıştır. Türkiye genelinde gerçekleşen bu hadise Yozgat’ta da aynı tarzda gelişmiş, çeşitli vesilelerle Ermeniler olaylar çıkarmaya devam etmişlerdir.

    Alıntıdır
    YAZILI KAĞIDI HAZIRLAMAK NE KADAR ZAMANINIZI ALIYOR? Soru Bankamızı ziyaret etmek için Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...
    DOSYA İNDİRMEKTE SIKINTI MI YAŞIYORSUNUZ?
    FORUMA DESTEK OLMAK MI İSTİYORSUNUZ?
    ALTIN ÜYE OLUN.
    AYRINTILI BİLGİ İÇİN Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...


    Ölmek yenilmek değil yüceltmektir şanını

Bu Konu için Etiketler

RSS RSS 2.0 XML MAP HTML SiteMap

Giriş

Giriş