1. #1
    raltar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Ağustos.2007
    Yaş
    47
    Mesajlar
    734



    Tarih derslerinde "Dökümanlarla Öğretim" Yaklaşımı
    Bahri ATA

    GİRİŞ
    Bu makalede okul tarih derslerinde "dokümanla öğretim" yaklaşımı, Amerika ve İngiltere'deki araştırma ve bulgulardan hareketle, eğitsel gerekçeler bağlamında ele alınarak, Türkiye'de benzer uygulamaların geliştirilmesi ve daha sonra yapılabilecek deneysel araştırmalara alt yapı teşkil edebilmesi için bir kuramsal çerçeve çizilmeye çalışılacaktır.

    A. BİRİNCİL KAYNAK NEDİR?
    Bir tarihçi, tarih yazım işinde iki tip kaynak kullanmaktadır. Bunlar, birincil kaynaklar ve ikincil kaynaklardır. Birincil kaynak, çalışılan olayın geçtiği döneme ait kaynaklardır. İkincil kaynaklar ise bu kaynaklara dayanarak hazırlanmış telif eserlerdir. "Birincil kaynak" ibaresinin çok değişik tanımlamaları bulunmaktadır. Bugün, Henry Johnson'un " birincil kaynak, insan geçmişinden kalan bütün izleri içermektedir" geniş tanımı yaygınlık kazanmıştır (Akt: Otten, 1998 Tarih Derslerinde "Dökümanlarla Öğretim" Yaklaşımı. Danzer ve Newman (1996), birincil kaynakları 5 kategoride incelemektedir. Bunlar; yazılı dokümanlar, elektronik medya, güzel sanatlar, folklor ve mitoloji, fiziksel çevre ve maddi kültürdür.

    Amerikan Kongre Kütüphanesi, birincil kaynak türlerini altı grupta ele almaktadır. Bunlar;
    a. Nesne Kaynakları : Buluntular, aletler, silahlar, icatlar, üniformalar, modalar, mezar taşları.
    b. İmaj Kaynakları: Fotoğraflar, filmler, videolar, güzel sanatlar.
    c. İşitsel Kaynaklar: Sözlü tarih kayıtları, görüşme kayıtları, müzik kayıtları.
    d. İstatistik Kaynakları: Nüfus verileri, haritalar, mimarî çizimler gibi.
    e. Metin Kaynaklar: Gazeteler, mektuplar, tarihsel yemek kitapları, reklamlar, günlükler, bilinen tarihsel dokümanların orijinal metinleri.
    f. Halk Kaynakları: Aile fotoğrafları, atadan kalma aletler ve malzemeler, giysiler.
    Başka bir sınıflamaya göre de birincil kaynaklar; basılı birincil kaynaklar, basılmamış birincil kaynaklar, sözlü gelenek, görsel dokümanlar ve buluntular olarak sınıflandırılmıştır.

    Doküman; geçmiş olaylara tanık olmuş ya da katılmış kimselerce oluşturulan raporlar, günlükler, konuşmalar, fotoğraflar, mektuplar, günlükler, çizimler, hatıralar, haritalardır. Görüldüğü gibi doküman, yazılı olabileceği kadar, görsel de olabilir. Bu çalışmada sadece yazılı doküman nitelikteki birincil kaynaklar ele alınacaktır.

    Batıdaki uygulamalara bakıldığında; öğretmenlerin, ilköğretim aşamasının birinci kademesinde yani, okuma becerilerinin tam gelişmediği dönemde, daha çok maddi kültür kalıntılarını kullandığı ve nesneye dayalı dersler yaptığı görülmektedir. Ancak 4. ve 5. sınıflarda, çocukların, birincil kaynak olarak öncelikle ailelerine ait eski fotoğraflar, resimler, kimlikler, pasaportlar, sürücü belgeleri gibi kaynaklarla karşılaştırıldığı ve 7. sınıftan sonra dokümanlarla öğretime başlandığı anlaşılmaktadır.

    B. BİRİNCİL KAYNAKLARIN KULLANILMASININ EĞİTSEL GEREKÇELERİ
    tarih derslerinde doküman kullanma, benimsenen tarih anlayışı ve eğitim görüşü ile yakından ilgilidir. tarih derslerinde doküman kullanma temelde pedagojik tarih ile bilimsel tarihin pek ayrı olmadığı ve öğrencilerde tarihçi becerilerinin geliştirilmesi gerektiği görüşüne dayanır.

    Tarihi, salt üniversitedeki akademik tarihçilerin yapıp ettiği ve tarih öğretmenlerinin de bunu öğrenciler düzeyinde "hikayeleştiren" biri olarak kabullenen bir eğitimci, elbette derslerde doküman kullanılmasını yadırgayabilir. Maalesef, ülkemizde tarih öğretmenleri; çocuklara ve gençlere, yoğun tarih programı çerçevesinde yazılmış ders kitaplarına dayalı olarak tarih adına " geçmişe ilişkin hikayeler" anlatıp, sınavlarda da bu anlattıklarını (neden-sonuç ilişkisi bağlamında!) bir kompozisyon şeklinde istemektedir.

    Tarih derslerinin okul programlarında yer alması ile ilgili pek çok eğitsel neden ileri sürülebilir. Bu konu, "Tarihi Neden Öğretiyoruz?" sorusu ile yakından ilişkilidir. Belçikalı eğitimci Raf de Keyser ve arkadaşları (1999), tarih eğitiminin nihaî amacının, tarih bilincinin geliştirilmesi olarak görmektedir. Karl-Ernst Jeissmann'a göre, tarih bilinci, geçmişin yorumu, şimdi algısı ve gelecek beklentisinin karışık bir kombinasyonudur(Akt: Keyser ve arkadaşları, 1999 Tarih Derslerinde "Dökümanlarla Öğretim" Yaklaşımı. tarih bilinci, bir yanda tarihsel bilgi, öngörü, beceriler ve tutumların ortaya çıktığı öğrenme sürecinin aracılığıyla, öte yanda tarihsel ve şimdiki gerçeklik arasındaki sürekli diyalog ile gelişmektedir.

    Makalenin tümü aşağıdaki linktedir.

    Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...


    Konu raltar tarafından (31.Temmuz.2013 Saat 23:45 ) değiştirilmiştir.
    Başlıgıg yükündürtümüz,tizligig sökürtümüz / Başlıya başeğdirdik,dizliye diz çöktürdük.

RSS RSS 2.0 XML MAP HTML SiteMap

Giriş