1. #1
    tarihçi0058 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14.Eylül.2008
    Yaş
    41
    Mesajlar
    5



    Saygıdeğer müdürüm, müdür yardımcılarım, kıymetli öğretmen arkadaşlarım ve geleceğimizin teminatı sevgili öğrenciler;
    2009-2010 Eğitim öğretim yılının açılış törenine hepiniz hoş geldiniz.
    Bu ders yılında aramıza katılan yeni öğrencilerimize hoş geldiniz diyor, değerli öğretmen arkadaşlarıma ve öğrencilerimize başarılı bir ders yılı diliyorum.
    Bilindiği üzere, devletimizin öncülüğü ile son yıllarda insan hakları alanında önemli anayasal ve yasal reformlar gerçekleştirilmiştir. İnsan haklarının evrensel standartlarda uygulanmasının Devletimizin demokratik, laik, sosyal hukuk devleti ilkelerinden ve uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan temel bir zorunluluk olduğu açıktır. Ülkemiz adına önemli bir adımı temsil eden bu reformların kalıcı olması, halkımız tarafından benimsenmesi ve uygulamaya hakiki manada yansıtılması gerekmektedir. Ayrıca insan hakları alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının desteği de büyük bir öneme sahiptir.
    Toplumsal refahı sağlamak, barışı korumak, hak, özgürlük, eşitlik ve adalet için ekonomik ve hukuksal tedbirleri almak modern devlet anlayışının gereğidir. Günümüzde toplumu oluşturan tüm bireylerin hak ve özgürlüklerden eşit şekilde yararlanmasına çaba sarf etmek ve bu konuda gerekli düzenlemeleri yaparak, sorumluluk almak devletin en önemli görevlerinden biridir. Küreselleşen dünyanın halen en önemli sorunlarından biri de; ekonomik, sosyal ve hukuki fırsatlardan eşit olarak yararlanamayan ve ayrımcılığa maruz kalan bireylerin varlığıdır. Ayrımcılık nedeniyle ortaya çıkan sorunları en aza indirgemek; eşitlik, adalet ve barışın hakim olduğu bir dünyada yaşamak için bireylere, kurumlara kısaca toplumun bütün kesimlerine önemli sorumluluklar düşmektedir.
    Ayrımcılık insanların dil, din, cinsiyet, ırk, siyasi düşünce, felsefi inanç, bedensel farklılık vb. nedenlerle diğer insanlar tarafından olumsuz muamele görmesi, aşağılanması şeklinde ortaya çıkmaktadır. Ayrımcı davranışların odak noktası, ötekileştirme, dışlama, reddetme ya da aşağı1amadır. Ayrımcılık sosyal, kültürel ve ekonomik sebeplerle kadın-erkek eşitsizliği, engellilere yönelik ayrımcılık, ırkçılık, hoşgörüsüzlük vb. şekilde devam etmektedir.
    Türk toplumu binlerce yıldır barış, hoşgörü, adalet, insana saygı ve eşit1ik anlayışı ile bir arada yaşayabilmenin en güzel örneklerini vermiştir. Barış ve hoşgörü ortamında birlikte yaşama kültürü geleneğini yeni nesillere aktarmak konusunda hepimize çeşitli ödevler ve sorumluluklar düşmektedir.
    1982 Anayasasının “Kanun Önünde Eşitlik ” başlığını taşıyan 10’uncu maddesi şöyle demektedir:
    Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
    Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
    Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar”.
    Sevgili Öğrenciler;
    Osmanlı toplumu farklı din, dil, mezhep ve etnik yapıdaki insanlardan oluşmaktaydı. Rum, Bulgar, Sırp, Ermeni gibi birçok gayrimüslim etnik grup ile Türk, Boşnak ve Araplardan oluşan Müslüman gruplar yüzyıllarca bir arada yaşadılar. Osmanlı Devleti yaklaşık 600 yıllık bir dönemde bünyesinde farklı din, millet, mezhep ve kültüre sahip yukarıda belirttiğimiz insan topluluklarını adil bir yönetim anlayışıyla barış içinde yönetme kabiliyetini gösterdi. Osmanlı devletinin bu adil yönetimi sayesinde birbirinden çok farklı özelliklere sahip insanların, kendi dil, din ve kültürlerini serbestçe yaşayabildi: ''Bunun adı günümüz diliyle “birlikte yaşamak” tır. Birlikte yaşamak demek, çok kültürlülük içinde birbirlerine hoşgörü gösterebilmesidir. Bugünün dünyasının temel sorunu olan bu konuda Osmanlı Devleti zengin bir tecrübeye sahiptir. Zaten bu gün ülkemizde farklı din, dil ve kültürel farklılara sahip toplumlar arasında, geçmişin zengin mirasının ve sağlam temellerinin üzerinde bir arada yaşama isteği devam etmektedir. Bunun en güzel örneği büyük şehirlerimizde caminin, kilisenin, sinagogun geçmişte olduğu gibi bu günde yan yana olmasıdır.
    Kıymetli Öğretmen Arkadaşlarım;
    Hedefimiz öğrencilerimizi; devletine, şehit kanıyla sulanmış ay yıldızlı Bayrağına ve tarihin şahidi eşsiz Milletine sevgiyle bağlı, ahlaklı, insana ve doğaya saygılı, bilgiye ulaşmayı öğrenmiş ve öğrendiklerini hayata geçirebilen, yaşadığı sorunlarla baş edebilen, başkalarının farklılıklarını hoşgörüyle karşılayabilen ve geleceğe her zaman umutla bakabilen bireyler olarak yetişmelerine katkıda bulunmaktır.
    Bu umutlarla gelecek nesillerimiz ve Büyük Türkiye için yorulmadan çalışanların her birine ayrı ayrı selam olsun der hepinize sevgi ve saygılarımı sunarım.
    Tarih Öğretmeni




  2. #2
    arzu_1966 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30.Ağustos.2008
    Mesajlar
    107

    2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılının ilk dersi Millî Eğitim Bakanı tarafından 24 Eylül 2009 Beşiktaş İsmail Tarman İlköğretim Okulu'nda "Ayırımcılık" konusu üzerine verilecekmiş.(kaynak:meb anasayfa)

Bu Konu için Etiketler

RSS RSS 2.0 XML MAP HTML SiteMap

Giriş

Giriş