1. #1
    tarihçi0058 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14.Eylül.2008
    Yaş
    41
    Mesajlar
    5



    DEĞERLERİMİZ

    Saygıdeğer okul müdürüm, müdür yardımcılarım, öğretmen arkadaşlarım ve sevgili öğrenciler, 2010–2011 Eğitim-Öğretim yılına başladığımız bu mutlu günümüzde, hepinize hoş geldiniz diyorum;
    Öncelikle bugün burada ilk dersi sizlerle birlikte gerçekleştirmekten duyduğum onuru belirtmek isterim.

    Sevgili Gençler;

    Değerler konusuna girmeden önce değer kelimesi üzerinde duralım:
    “Değer” kelimesinin sözlük anlamı “Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü bir şeyin değdiği karşılık kıymet bir şeyin ya da şahsın taşıdığı yüksek ve yararlı nitelik ya da kıymet “ olarak verilmiştir.

    Bireyi, aileyi, yaşanılan toplumu ve dünyayı tehdit eden risk ve sorunların çözümünde toplumsal yaşantının temel yapısını oluşturan milli, manevi, sosyal, ahlaki ve kültürel değerlerden olan yardımlaşma, dayanışma, hoşgörü, misafirperverlik, vatanseverlik, doğruluk, iyilik, temizlik, çalışkanlık, dürüstlük, sevgi, saygı, adil olma, paylaşımcı olma gibi birçok değere sahibiz.

    Milletlerin, tarih boyunca geçirdikleri pek çok sarsıntılı anlarda bile hiç elden bırakmadıkları bir takım değerleri vardır. Bu değerler, fert fert olduğu kadar toplumun bütün katlarında da aynı şevk ve heyecan kaynağı olur. Çünkü bu değerler o milleti meydana getiren bütün kişilerin ve zümrelerin ortak var oluş kaynakları, var oluş sebepleridir. Devletler, başka devlet ve milletlerle olan münasebetlerine hep bu millî değerleri açısından bakmak zorundadırlar. Yeni ortaya çıkan durumları da milletler ve millî değerler çerçevesinde değerlendirip yollarını ona göre çizmek durumundadırlar. Bu millî değerlerin bir kısmı ortaktır. Yani diğer milletler ve devletler de aynı değerlere sahip olmak arzusu besleyebilirler. O değerlerin yanında bir takım millîlik vasfı taşıyan pek çok özel değerler vardır. Türk milleti olarak bizim millî değerlerimiz, vatan sevgisi, bayrak, millî marş, istiklal, dinî inançlarımız, gelenek ve göreneklerimiz, yakın tarihimizde geçirmiş olduğumuz mücadeleler, devlet ve millet büyüklerimiz, tarihî kişiliklerimiz vb. sayılabilir.

    İnsanlar birlikte yaşamak zorundadırlar Her oyunun bir kuralı olduğu gibi birlikte yaşamanın
    da belirli kuralları vardır Bu kurallara uyan insanların, ihtiyaçlarını daha kolay temin edecekleri ve daha çok mutlu olacakları açıktır Bu nedenle insanların, toplum hayatını düzenleyen belirli kuralları
    öğrenmeleri ve bunları davranış haline getirmeleri hayatın bir gereğidir

    Toplum hayatında insan ilişkileri önemli bir yer tutar Bu ilişkiler, belli kurallara dayanır Bu
    kuralların bir kısmı hukuka, bir kısmı örf ve adetlere bir kısmı da inançlara, sevgi-saygıya dayalıdır
    Toplum hayatını düzenleyen bu kurallara uymak, insan ilişkilerini geliştirir ve kişilerin mutlu
    olmasını sağlar Kurallara aykırı davranışlar; kişileri mutsuz kılar, giderilmesi güç olan durumların meydana gelmesine sebep olabilir. İnsan davranışları, hukuk kurallarına aykırı olursa, “hata veya suç”,örf ve adetlere aykırı olursa “ayıp”, inançlara aykırı olursa “günah”, sevgi-saygı kuralına aykırı olursa sevgisizlik ve saygısızlık şeklinde değerlendirilir

    Son olarak belirtmek istiyorum ki, insanların birbirleriyle ilişkilerinde; önce kendilerine, sonra da
    karşısındakilere saygılı olması işlerini kolaylaştırır Bu karşılıklı etkileşim insan ilişkilerinin bir gereğidir


    İlk dersi burada bitirirken tüm öğretmen arkadaşlarıma ve okulumuz öğrencilerine
    sağlık ve esenlik içinde başarılı bir eğitim yılı diliyor ve en derin sevgi ve saygılarımı sunuyorum.





    tarihçi0058





  2. #2
    bilgece - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14.Şubat.2008
    Yaş
    43
    Mesajlar
    3

    Sayın Müdürüm,Değerli Öğretmen Arkadaşlarım,Kıymetli Misafirler,Sevgili Öğrenciler;
    2010-2011 eğitim-öğretim yılının hepimize,hayırlı uğurlu olması dileği ile saygı ve sevgilerimi sunarım.

    Kız Meslek Lisesi Ailesine yeni katılan yeni öğrencilerimize de hoş geldiniz diyor bu aileye katılmanın güzelliklerini ilerleyen zaman içerisinde keşfedeceklerini de ifade etmek istiyorum.
    Okulumuzun bir kız okulu olması itibariyle,tarihte Türk Milletinin büyük bir millet olmasında en az Türk erkeği kadar rol oynamış kahraman Türk kadınlarından bahsetmek istiyorum.

    Türklerin bildiğimiz tarihleri boyuca, kadının her zaman özel ve saygın bir konumu olmuştur.
    Orhun abidelerinde, kadının konumundan son derece saygı ile bahsedilmekte, 8. yy. Oğuz Kağan Destanında ise, Türk Kadının sosyal ve siyasi çalışmalarına değinilmiş olduğunu biliyoruz. Türk kültüründe erkek destan kahramanları iyi ata binen, iyi savaşan, iyi kılıç kullanan, kendileri ile boy ölçüşen kadınlarla evlenmek istemektedirler. Çünkü Türkler, kendileri ile eşit güçlere ve haklara sahip eşlerle evlenmeyi, kadınlarının erkekle aynı seviyede olmasını uygun görüyorlardı. Dede Korkut kitabında, Ailenin yönetiminin tamamen kadınlara ait olduğunu anlatmaktadır.

    Türk Ülkelerine seyahat eden gezginlerden, kadar giden Venedikli seyyah Marco Polo 1254-1323 yıllarında şöyle söyler: "Türk kadınlarından daha çok yaşamları hakkında bilgiler ediniyoruz. Bunlardan bir tanesi, Orta Çağlarda, Çin'den Moğolistan'a ve Türkistan'a eşine bağlı sağlam ve değerli hiçbir millet kadını yoktur... O çağlarda Türkleri dünyada en başarılı yapan kadınlarının bu özelliğidir. " der.

    Yeri geldi kağnısıyla yeri geldi sırtında cepheye mermi,erzak,giyecek taşıdı…
    Yeri geldi hemşire oldu,askerin ağrısını dindirdi, yarasını sardı…
    Yeri geldi halkı işgale karşı uyandırmak için protesto mitinglerine,yürüyüşlere katıldı…
    Yeri geldi silahını kaptı, mücadeleye katıldı…
    O,
    KAHRAMAN TÜRK KADINIYDI…
    NENE HATUN
    Erzurum’un Pasinler ilçesine bağlı Çeperler Köyü’nde dünyaya geldi.Henüz 20 yaşında bir gelinken 1877-1878 yılları arasında yapılan Türk-Rus Savaşı’nda (93 Harbi) Aziziye Tabyası’nı sopayla,taşla, kazma, kürekle savunanlara katılarak cesurca savaştı.Daha sonra oğlunu Çanakkale Savaşı’nda şehit verdi.
    HALİDE EDİP ADIVAR
    İşgallerin ardından İstanbul'da yaptığı konuşmalarla halkı işgallere karşı uyandırmaya çalıştı.1919'da Sultanahmet Meydanı'ndaki mitingde yaptığı etkin konuşma sonrası hakkında tevkif kararı çıkınca, eşi ile birlikte Anadolu'ya kaçarak Kurtuluş Savaşına katıldı. İstanbul Hükümeti tarafından Mustafa Kemal ile birlikte hakkında ölüm kararı verilen altı kişiden biriydi. Mustafa Kemal onu Garp Cephesine tayin etti. Kendisine önce “onbaşı” , sonra da “üstçavuş” rütbesi verildi.
    ŞERİFE BACI
    1921 yılı Kasım ayında İnebolu'ya önemli miktarda savaş malzemesi gelmiştir. Malzemenin bir an önce Kastamonu'ya iletilmesi gerekir. Cepheye gidemeyip de köylerinde kalan yaşlılar sakatlar, kadınlar, Menzil komutanlığının malzeme taşınması haberi üzerine kağnılarla yola çıkarlar. İnebolu'dan kağnılara yüklenen cephaneler Kastamonu'ya doğru yol alır. Bu cephane kollarında hep kadınlar vardır. Bunlardan biri de Şerife Bacıdır. Şerife Bacı top mermileri ıslanmasın diye kazağını mermilerin üzerine örtmüş, yavrusu ölmesin diye üzerine abanmış ve soğuktan ölmüştür, ama ölene kadar vücut sıcaklığını yavrusuna vermiştir.
    NAZİFE KADIN
    9 Mart 1922’de Çanakkale Bigadiç civarını kuşatan Yunan ordusu Komutanı Nazife Kadın’dan bilgi istemiş, ancak o bilmediğini, bilse bile asla söylemeyeceğini ifade etmiş, bunun üzerine Yunanlılarca fırına atılarak şehit edilmiştir.
    SATI ÇIRPAN
    Millet mekteplerinde okuma yazmayı öğrenen Satı Hanım, Kurtuluş Savaşında cepheye sırtında mermi taşımıştı. 1934 yılında Atatürk’ün kadınlara seçme ve seçilme hakkı vermesiyle meclise giren ilk 18 kadın milletvekilinden biri olmuştu.
    belgelerde adına rastlanmayan daha binlerce eli öpülesi, kahraman Türk kadını…
    HEPSİNİ SAYGIYLA ANIYORUZ

    “Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde Anadolu köylü kadınının üstünde kadın çalışmasını zikretmeye imkan yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını "Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim" diyemez.”
    MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
    Bir toplumun, sosyal yaşamında, üretiminde ve siyasi yaşam alanında, kendi çağdaşları liderlere göre, kadının önemini çok daha önce fark etmiş, varlığı ile toplumda kadınların yer almamasının, ne tür yoksunluklara neden olduğunu bilen Mustafa Kemal Atatürk, radikal değişimler yapmıştır. Mustafa Kemal’le birlikte, Kadının başta eğitim olmak üzere, hukuk, çalışma, siyasal katılım, toplumsal yaşamda ve aile yaşamında eşit haklara sahip olarak yerini alması için gereken tüm atılımlar yapılmış ve mümkün olan kısa zaman içinde gerçekleştirilmiştir. Bu değişimler, yasalarla güvence altına alınmış, seçme ve seçilme hakları verilmiş, kadının erkeklerle her alanda eşitliği sağlanmıştır.

    Türk Kadını, yüzyıllar sonra yeniden kavuştuğu eşit hakları konusunda sahip olduğu her şeye, hiç zahmetsiz, mücadelesiz, yorulmadan Mustafa Kemal Atatürk’ün sayesinde sahip olmuştur!
    Ve biz Türk Kadınları olarak, bu güzel Vatanın özgürlüğüne ve Cumhuriyetimizin varlığına katılan her tuğlanın harcıyız! Vatan için akan her kanın zerresinde biz varız! Uçmağa varan, her yiğit şehidimizin canında biz varız!

    Başarılı bir eğitim yılı dileği ile konuşmama son verirken saygı ve sevgilerimi sunuyorum.


    Bu metinde benim yeni eğitim öğretim yılı için hazırladığım ilk ders konuşması daha çok kız meslek liselerine hitap ediyor ama yinede paylaşmak istedim.

Bu Konu için Etiketler

RSS RSS 2.0 XML MAP HTML SiteMap

Giriş

Giriş