1. #1
    sinan08 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12.Eylül.2007
    Mesajlar
    78



    Ermeni Terör Örgütü Asalanın Şehit Ettiği Diplomatlarımız
    ERMENİ TERÖR ÖRGÜTÜ asalanin ŞEHİT ETTİĞİ DİPLOMATLARIMIZ
    27 Ocak 1973 - Los Angeles (ABD) Mehmet Baydar - Bahadır Demir
    * Türk vatandaşlarına yönelik ermeni saldırıları, 1973 yılında başladı. Türkiye'nin Los Angeles Başkonsolosu Mehmet BAYDAR ve Konsolos Bahadır DEMİR, 78 yaşındaki Amerikan uyruklu ermeni Gurgen (Karakin) Yanikiyan tarafından şehit edildi.
    Elinde bulunan Abdülhamit'e ait bir tabloyu Türkiye'ye armağan etmek istediğini bildirerek, Baydar ve Demir'i Santa Barbara'daki Baltimore Oteline davet eden Yanikiyan, iki diplomatı otelde silahla üzerlerine ateş açarak öldürdü. Cinayetten sonra tutuklanan ve müebbet hapis cezasına çarptırılan Yanikiyan, 31 Aralık 1984 tarihinde af ile serbest bırakıldı. Yanikiyan, serbest kaldıktan kısa bir süre sonra öldü.

    Türk diplomatlara karşı ilk saldırı olarak nitelenen bu olay, daha sonra bir cinayetler zincirini başlattı ve örgütlü ermeni terörüne örnek oluşturdu.


    22 Ekim 1975 - Viyana (Avusturya) Daniş Tunalıgil
    * Türkiye'nin Viyana Büyükelçisi Daniş TUNALIGİL, büyükelçiliği basan 3 terörist tarafından şehit edildi.
    20 Şubat 1975'de Beyrut'taki THY bürosu bombalandı. Olayı, Gizli ermeni Ordusu Esir Yanikiyan Gurubu üstlendi. Olay yerine bırakılan mektupta, "Ermenilerin haklı davasında emperyalistlere karşı mücadele edileceği, eylemlerin Türkiye, İran ve ABD'yi hedef alacağı, bu bombalama eyleminin de bir başlangıç olduğu" bildirildi.

    22 Ekim 1975 tarihinde, otomatik silahlı 3 kişi, Türkiye'nin Viyana Büyükelçiliği'ne girerek kapıdakileri etkisiz hale getirdikten sonra Büyükelçi'nin makam odasına girdiler. Burada Daniş Tunalıgil'e Türkçe, "Siz Sefir misiniz?" diye soran ve "Evet" yanıtını alan saldırganlar, Tunalıgil'i otomatik silahlarla taradılar. Tunalıgil, olay yerinde can verdi. 3 terörist, hızla binayı terkederek, bir otomobille uzaklaştılar.


    24 Ekim 1975 - Paris (Fransa) İsmail Erez - Talip Yener
    * Türkiye'nin Paris Büyükelçisi İsmail EREZ ve makam şoförü Talip YENER, büyükelçilik yakınlarında katledildi. Büyükelçi Erez'in makam aracı, yerel saatle 13.30 sıralarında Büyükelçilik yakınındaki Seine Nehri üzerindeki Bir Hakeim Köprüsü'nde pusuya düşürüldü. İsmail Erez ve makam şoförü Talip Yener, otomatik silahlarla taranarak öldürüldü. Saldırıyı "Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları" adlı örgüt üstlendi.

    16 Şubat 1976 - Beyrut (Lübnan) Oktar Cirit
    * Türkiye'nin Beyrut Büyükelçiliği Başkatibi Oktar CİRİT, bir salonda otururken, ermeni terörizminin kurbanı oldu. Saldırıyı ASALA üstlendi. ASALA ilk kez bu cinayetle adını ortaya attı.

    9 Haziran 1977 - Roma (İtalya) Taha Carım
    * Türkiye'nin Vatikan Büyükelçisi Taha CARIM, büyükelçilik ikametgahının önünde iki teröristin açtığı ateş sonucu öldü. Saldırıyı bu kez "Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları" adlı örgüt üstlendi.

    2 Haziran 1978 - Madrit (İspanya) Necla Kuneralp - Beşir Balcıoğlu
    * Türkiye'nin Madrit Büyükelçisi Zeki KUNERALP'in makam aracına 3 terörist tarafından ateş açıldı. Arabada bulunan büyükelçinin eşi Necla KUNERALP ile emekli büyükelçi Beşir BALCIOĞLU, hayatlarını kaybettiler. Saldırıyı "Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları" adlı örgüt üstlendi. Bu olayda, ilk kez bir yabancı da ermeni teröristlerin Türklere yönelik saldırısı sırasında öldü. Makam Şoförü İspanyol Atonyo TORRES, teröristlerin kurşunlarına hedef oldu.

    12 Ekim 1979 - Lahey (Hollanda) Ahmet Benler
    * Hollanda'daki Türkiye Büyükelçisi Özdemir BENLER'in oğlu Ahmet BENLER, silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Olayı bu kez hem "Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları" hem de ASALA ayrı ayrı üstlendi.

    22 Aralık 1979 - Paris (Fransa) Yılmaz Çolpan
    * Türkiye'nin Paris Turizm Müşaviri Yılmaz ÇOLPAN, bir teröristin saldırısı sonucu katledildi. Bu olay, ermeni terörizminin Paris'teki ikinci saldırısı oldu. Olaydan sonra haber ajanslarına telefon eden bir kişi, Roma, Madrit ve Paris'teki eylemlerden "Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları" adlı örgütün sorumlu olduğunu bildirerek, "Türk Hükümeti Ermenilere hak tanımadığı için Avrupa'daki Türk diplomatlarını öldürüyoruz" dedi.

    31 Temmuz 1980 - Atina (Yunanistan) Galip Özmen - Neslihan Özmen
    * Türkiye'nin Atina Büyükelçiliği İdari Ataşesi Galip ÖZMEN ile 14 yaşındaki kızı Neslihan ÖZMEN, bir teröristin silahlı saldırısı sonucu katledildiler. Galip Özmen'in eşi Sevil ÖZMEN ve oğulları Kaan ÖZMEN olaydan yaralı olarak kurtuldular. Saldırıyı bu kez ASALA üstlendi.

    17 Aralık 1980 - Sidney (Avustralya) Şarık Arıyak - Engin Sever
    * Türkiye'nin Avustralya Başkonsolosu Şarık ARIYAK ile koruma görevlisi Engin SEVER, ermeni terörizminin kurbanı oldular.
    1980 yılında ayrıca;
    - 6 Şubat'ta Türkiye'nin İsviçre Büyükelçisi Doğan Türkmen, Bern'de uğradığı saldırıdan yara almadan kurtuldu.
    - 17 Nisan'da Türkiye'nin Vatikan Büyükelçisi Vecdi Türel'in makam aracına ateş açıldı. Türel ve koruma görevlisi Tahsin Güvenç saldırıdan yaralı olarak kurtuldular.
    - 26 Eylül'de Türkiye'nin Paris Büyükelçiliği Basın Danışmanı Selçuk BAKKALBAŞI, uğradığı silahlı saldırıda yaralandı.


    4 Mart 1981 - Paris (Fransa) Reşat Moralı - Tecelli Arı
    * Türkiye'nin Paris Büyükelçiliği Çalışma Ataşesi Reşat MORALI ile din görevlisi Tecelli ARI, Çalışma Ataşeliği'nden çıkıp arabaya binecekleri sırada 2 teröristin saldırısına uğradılar. Moralı saldırı sırasında hayatını kaybederken, din görevlisi Arı, ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede öldü. Saldırıyı ASALA üstlendi. Bu olay ile ermeni terörizminin, Paris'teki üçüncü katliamı oldu. Türkiye, Türk diplomatlarını etkin bir şekilde korumadığı için Fransa'ya protesto notası verdi.

    9 Haziran 1981 - Cenevre (İsviçre) M. Savaş Yergüz
    * Türkiye'nin Cenevre Başkonsolosluğu Sözleşmeli Sekreteri Mehmet Savaş YERGÜZ, evine gitmek üzere konsolosluktan ayrıldıktan hemen sonra uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti. Saldırıyı ASALA üstlendi. Olaydan sonra yakalanan Lübnan uyruklu ermeni terörist Mardiros Camgozyan, 15 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı.

    24 Eylül 1981 - Paris (Fransa) Cemal Özen
    * Türkiye'nin Paris Başkonsolosluğu ile Kültür Ataşeliği'nin bulunduğu binayı işgal eden 4 ermeni terörist, 56 Türk görevli ve vatandaşı rehin aldı. Teröristler, kendilerine müdahale etmek isteyen güvenlik görevlisi Cemal ÖZEN'i öldürdüler, Başkonsolos Kaya İNAL'ı yaraladılar. ermeni teröristler, Türkiye'de siyasi tutuklu 12 kişinin salınarak Paris'e getirilmesini istediler. İsteklerinin kabul edilmeyeceğini anlayan teröristler 15 saat sonra polise teslim oldular. Türkiye, Fransa'yı bir kez daha uyarırken, Fransa da saldırıyı kınadı. Olayı ASALA üstlendi. Saldırıyı gerçekleştiren 4 ermeni terörist, Vasken Sakosesliyan, Kevork Abraham Gözliyan, Aram Avedis Basmaciyan ve Agop Abraham Turfanyan, 31 Ocak 1984'de Fransa'da 7'şer yıl hapis cezasına çarptırıldılar. Mahkemenin sonucu Türkiye'de büyük tepkiyle karşılandı.
    1981 yılında ayrıca;
    - 2 Nisan'da Türkiye'nin Kopenhag Çalışma Ataşesi Cavit Demir, oturduğu apartmanın asansöründe uğradığı silahlı saldırıdan yaralı olarak kurtuldu.
    - 25 Ekim'de Türkiye'nin Roma Büyükelçiliği İkinci Katibi Gökberk Ergenekon, yolda yürürken saldırıya uğradı. Ergenekon, olaydan hafif yaralarla kurtuldu.


    28 Ocak 1982 - Los Angeles (ABD) Kemal Arıkan
    * Türkiye'nin Los Angeles Başkonsolosu Kemal ARIKAN öldürüldü. Arıkan'ın katili Taşnak militanı Hampig Sasunyan, müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

    5 Mayıs 1982 - Boston (ABD) Orhan Gündüz
    * Türkiye'nin Boston Fahri Başkonsolosu Orhan GÜNDÜZ, uğradığı silahlı saldırıda öldü.

    7 Haziran - Lizbon (Portekiz) Erkut Akbay - Nadide Akbay
    * Türkiye'nin Lizbon Büyükelçiliği İdari Ataşesi Erkut AKBAY otomobilinde uğradığı silahlı saldırıda öldü. Otomobilde bulunan eşi Nadide AKBAY, yaralı olarak kaldırıldığı hastanede bir süre sonra yaş**ını yitirdi.

    27 Ağustos 1982 - Ottawa (Kanada) Atilla Altıkat
    * Türkiye'nin Ottowa Büyükelçiliği Askeri Ataşesi Atilla ALTIKAT, silahlı saldırı sonucu öldü.

    9 Eylül 1982 - Burgaz (Bulgaristan) Bora Süelkan
    * Türkiye'nin Burgaz Başkonsolosluğu İdari Ataşesi Bora SÜELKAN katledildi.
    1982 yılında ayrıca;
    - 8 Nisan'daTürkiye'nin Ottawa Büyükelçiliği Ticaret Müşaviri Kani GÜNGÖR, uğradığı silahlı saldırıda yaralandı.
    - 21 Temmuz'da Türkiye'nin Rotterdam Başkonsolosu Kemal Demirer'e konutu önünde silahlı saldırı düzenlendi. Demirer, olaydan yara almadan kurtulurken, saldırgan yaralı olarak yakalandı.
    - 7 Ağustos'da ASALA'ya bağlı 2 terörist Ankara Esenboğa Havalimanında düzenlediği silahlı baskında 8 kişi öldü, 72 kişi yaralandı. Bu, ermeni terörizminin Türkiye'deki ilk eylemi oldu. ESENBOĞA OLAYI


    9 Mart 1983 - Belgrad (Yugoslavya) Galip Balkar
    * Türkiye'nin Belgrad Büyükelçisi Galip BALKAR'a 2 terörist tarafından 9 Mart'ta silahlı saldırı düzenlendi. Olayda ağır yaralanan BALKAR, 11 Mart'ta hayatını kaybetti. Olayda, bir Yugoslav öğrenci de öldü. Saldırıyı yapan Kirkor Levonyan ile Raffi Aleksandr, olaydan tam bir yıl sonra 9 Mart 1984'de 20'şer yıl ağır hapis cezasına çarptırıldılar.

    14 Temmuz 1983 - Brüksel (Belçika) Dursun Aksoy
    * Türkiye'nin Brüksel Büyükelçiliği İdari Ataşesi Dursun AKSOY, ermeni teröristlerce katledildi.

    27 Temmuz 1983 - Lizbon (Portekiz) Cahide Mıhçıoğlu
    * Türkiye'nin Lizbon Büyükelçiliği, 5 ermeni terörist tarafından basıldı ve bina içindekiler rehin alındı. Baskın sırasında büyükelçilik Müsteşarı Yurtsev MIHÇIOĞLU'nun eşi Cahide MIHÇIOĞLU hayatını kaybetti. Portekiz polisi, düzenlediği operasyonla rehineleri kurtardı, 5 teröristi de öldürdü. Saldırıyı, "Ermeni Devrimci Ordusu" adlı örgüt üstlendi. Örgüt, teröristlerin öldürülmesi nedeniyle Portekiz Başbakanı Mario Soarez'i ölümle tehdit etti.
    1983 yılında ayrıca;
    - 16 Haziran'da İstanbul Kapalıçarşı'da bir terörist tarafından halkın üzerine ateş açıldı. Olayda 2 kişi öldü, 21 kişi de yaralandı. Saldırgan, olay yerinde öldürüldü. Olayı bir ermeni teröristin yaptığı anlaşıldı.
    - 15 Temmuz'da THY'nin Paris Orly havalimanındaki bürosu önünde bomba patladı. Olayda, 2'si Türk, 4'ü Fransız, 1'i Amerikalı, 1'i de İsveçli olmak üzere 8 kişi öldü, 28'i Türk, 63 kişi de yaralandı. Bu olay tarihe "Orly Katliamı" olarak geçti.


    28 Nisan 1984 - Tahran (İran) Işık Yönder
    * Türkiye'nin Tahran Büyükelçiliği Sekreteri Şadiye YÖNDER'in eşi, İran ile Türkiye arasında ticaret yapan işadamı Işık YÖNDER, bir ASALA militanı tarafından öldürüldü.
    .
    20 Haziran 1984 - Viyana (Avusturya) Erdoğan Özen
    * Türkiye'nin Viyana Büyükelçiliği Çalışma Ataşesi Erdoğan ÖZEN, otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu öldü. Olayı, "Ermeni Devrimci Ordusu" adlı örgüt üstlendi.
    .
    19 Kasım 1984 - Viyana (Avusturya) Evner Ergun
    * Türkiye'nin BM Temsilciliğinde görevli Evner ERGUN, aracına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu öldü. Bu olayı da, "Ermeni Devrimci Ordusu" adlı örgüt üstlendi.
    1984 yılında ayrıca;
    - 27 Mart'ta Türkiye'nin Tahran Büyükelçiliği Ticaret Müşavir Yardımcısı Işıl ÜNEL'in otomobiline bomba yerleştirmeye çalışan bir terörist, bombanın elinde patlaması sonucu öldü.
    - 28 Mart'ta yine Tahran'da Büyükelçilik Başkatibi Hasan Servet ÖKTEM ve Büyükelçilik Ataşe Yardımcısı İsmail PAMUKÇU, evlerinin önünde uğradıkları silahlı saldırıda yaralandılar.




  2. #2
    sinan08 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12.Eylül.2007
    Mesajlar
    78

    ERMENİ SORUNU


    Tarihte bağımsız bir devlet kurdukları dönemler kısa ve sınırlı olan Ermeniler,Türklerin Anadolu’ya gelmelerinden sonra Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde Türklerin yönetimi hakkında azınlık statüsünde yaşamışlardır.
    Selçuklular,Bizans’ın ezmeye ve yok etmeye çalıştığı Ermeni Kilisesini korumuşlar,Ermeni Kilisesi,Manastırları ve ruhban sınıfına Bizans tarafından konulan ağır vergileri kaldırarak bunları vergiden ayrık tutmuşlardır.
    Selçukluların bu davranışı Ermenilerin gerek toplum olarak varlıklarını gerek din ve kiliselerini korumalarına ve iki toplum arasında bir yakınlaşma ve kaynaşmanın doğmasına neden olmuştur.
    Osmanlı İmparatorluğu döneminde ise Selçuklular devrinde başlayan bu yakınlaşma ve kaynaşma giderek yoğunlaşmış,bunun sonucu olarak Türklerle Ermeniler güven içerisinde dostça ve kardeşçe aynı köy,aynı kasaba ve aynı şehirde yanyana yaşamışlardır.Aynı zamanda Osmanlı yönetiminin güvenini ve hoşgörüsünü kazanan Ermeniler,Osmanlı Devletinin en üst makamlarında görev almışlardır.
    Ermeniler diğer azınlıklardan farklı olarak 1890’lı yıllara kadar Osmanlı yönetimi altında rahat ve huzurlu bir yaşam sürmüşlerdir.
    İşte Türklerin Anadolu’ya gelmesinden bu yana Türk siyasi tarihinde önemli bir yeri olan Ermenilerin özellikle Osmanlı Devletinin son dönemlerinde ortaya çıkan bir takım olaylar nedeniyle uluslararası bir sorun haline gelmiş olması Türkiye’nin dışında birçok ülkenin ilgisini çekmiş ve sorunun bu boyutlara ulaşmasında çeşitli ülkelerin bu konuyu kendi çıkarları kullanmak istemeleri birinci derecede rol almıştır.
    Yaklaşık 1070 yılından 1870 yılına kadar 800 yıl,bazı gündelik olaylar dışında dostça yaşayan bu iki toplumun iyi ilişkileri neden bozulmuştur?Neden Ermeniler hemen hemen imparatorluğun her yanında ayaklanmalar çıkarıp terör eylemlerine başlamıştır?Bu soruların yanıtları Ermenilerin ortaya attıkları bazı iddiaların içinde bulunmaktadır.Bu iddialar üç ana başlık altında toplanabilir:

    1-Ermeni anavatanı iddiası
    2-Ermeni nüfus çoğunluğu iddiası
    3-Tehcir değil,soykırım iddiası

    Bir bölgenin anavatan olabilmesi için belirli şartlar nelerdir?Akla gelen bazıları şöyle sıralanabilir:

    *Bölgenin otoktan halkı olmak
    *Bölgeye ilk gelip yerleşmiş olmak
    *Bölgede uzun süre oturmuş olmak
    *Bölgede bağımsız devletler kurmuş olmak
    *Bölgede nüfus çoğunluğuna sahip olmak
    *Bölgeye dilini ve kültürünü yaymış olmak
    *Bölgede bir uygarlık yaratmış olmak






    Ermenilerin dışardan geldikleri ve bu bölgelerde kendilerinden önce birçok toplumun yaşadığı kesindir.Bugünkü Ermenistan bölgesinde –genelde azınlık nüfus olarak- bin yıla yakın oturmuşlardır.Buna karşılık Türklerin de bölgedeki tarihi en az bin yılı bulmaktadır.Ermeniler oturdukları bölgede genellikle ve gerçek anlamda bağımsız devletler kuramamışlardır.Ermeni dili bölgede etkili olamadığı gibi aksine Ermenice diğer dillerin geniş ölçüde etkisi altında kalmıştır. Bölgedeki Ermeni kültür etkisi ise çok sınırlıdır. Bir Ermeni kültür ve uygarlığından söz edilse bile bu hiçbir zaman Hitit, Pers ,Asur,Urartu,Roma kültür ve uygarlıklarıyla kıyaslanacak ölçüde değildir. Bizans döneminden itibaren Ermenilerin bu konularda hemen hemen hiçbir varlık gösteremedikleri söylenebilir.
    Sonuç olarak, bugün birinin kalkıp Hititli olduğunu söyleyerek Türkiye toprakları üzerinde hak iddia etmesi ne kadar tutarsız ise Ermeni Anavatanı iddiası aynı ölçüde tutarsızdır. Bu tutarsız iddialara rağmen, neden Ermeniler böyle bir davranış içine girmiştir? Elbette ermeni olaylarının başlamasının birçok nedeni vardır. Bunlardan akla gelen bazıları şunlardır.

    • Fransız inkılabı ile yayılan milliyetçilik akımları
    • Bu yolla bağımsızlığa kavuşan Sırbistan,Bulgaristan ve Romanya’nın örnek oluşturması
    • Ermeni kilise ve din adamlarının bu yoldaki propagandaları
    • Ermeni Patrikhanesinin çalışmaları
    • Özellikle Amerikan misyonerlerinin faaliyetleri
    • Osmanlı Devletinin dağılmaya yüz tutması ve Ermenilerin bundan yaralanmak istemesi
    • Avrupa’daki Haçlı zihniyetinin henüz tamamıyla ortadan kalkmamış olması
    • Sömürge savaşına girmiş olan güçlü Avrupa devletlerinin çıkarlarının Osmanlı topraklarında düğümlenmesi
    Bütün bu nedenler bir araya gelince Ermeniler özellikle özellikle Rusya ,İngiltere, Fransa ve Amerikan’ın desteğiyle Türk halkına ve Osmanlı Devletine karşı ayaklanmaya ve terör eylemlerine başladı.
    Ermenilerle ilgilenen ilk devlet Rusya oldu.Rusya,Balkanlar,Boğazlar veya Anadolu yoluyla mutlaka Akdeniz’e inmek istiyordu.Ermeniler Rus çıkarları için kullanılabilecek en elverişli toplumdu.
    Nüfus yoğunluğu iddiasına gelince;19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında Doğu Anadolu,Sivas ve Çukurova taraflarında Ermeni nüfusunun,Türk nüfusuna oranla fazla olduğu şeklindedir.Gerçi o zamanlar için bugünkü anlamda bir nüfus sayımından söz etmek mümkün değilse de Ermeni,Türk ve yabancı birçok kaynak veya kişiler tahmini de olsa birtakım rakamlar vermişlerdir.Yerli ve yabancı bütün kaynaklar özellikle içinde altı vilayet denilen Erzurum,Van,Bitlis,Diyarbakır,Elazığ ve Sivas’ta,Ermeni nüfusunun fazla olduğunu söyleyen tek kaynak,patrikhane istatistiklerini kullanan Ermeni yazarlardır.
    Ermeniler,Osmanlı Devletinin hiçbir yerinde nüfusun %25’ini geçememişlerdir.Osmanlı Devletinin sayımına göre İstanbul dahil ülkede toplam 1.300.000 Ermeni vardı.Ermeni Patrikhanesi,Berlin Konferansında Türkiye’de 3.000.000 bulunduğunu söylemiş,ancak vergi gibi bazı yükümlülükler söz konusu olunca daha sonra bu sayıyı 1.780.000’e indirmiştir.
    Ermeniler ve Ermeni görüşünü benimseyen batılılar,olaylar sırasında ölen Ermenilerin sayısının 3.000.000 olduğunu ileri sürüyorlar.Patrikhaneye göre nüfus 3.000.000 ise nasıl ölenlerin sayısı 3.000.000 olur.Ya ölenler Ermeni değil,ya ölenlerin sayısı yanlış ya da bugün kendisine Ermeni diyenler gerçekten Ermeni değil.





    Ermenilerin üçüncü iddiası da 1915 yılında tehcir değil soykırım yapışdı şeklindedir.Birinci Dünya Savaşına kadar Ermenilerin eylemleri artan bir tempoyla devam etti.1914 yılında Osmanlı Devleti,İngiltere,Rusya ve Fransa’ya karşı savaşa girdi.Birinci Dünya Savaşında Osmanlı-Rus çatışmaları başlar başlamaz Rus orduları doğudan ilerlemeye başladı.Erzincan-Bitlis-Muş çizgisine kadar Doğu Anadolu Ruslar tarafından işgal edildi.
    Bu sırada Rusya’nın Anadolu’yu hızla işgal edip Akdeniz’e inmesini sağlayacak fırsat çıkmıştı.Bunun için en uygun yol Rus ilerlemesine engel olacak Osmanlı ordusunun gerilerinin Ermenilerle vurulması ve aynı zamanda Ermeni çetelerinin yapacağı eylemler ve çıkaracakları ayaklanmalarla Türk ordusunun meşgul edilmesi idi.
    Alınan önlemler Ermeni ayaklanmalarını önleyemediği gibi olaylar daha da büyüdü.Bunun üzerine İçişleri Bakanlığı(Dahiliye Nezareti),24 Nisan 1915 tarihinde Ermeni komite merkezlerinin kapatılması,belgelerine el konulması ve komite elebaşlarının tutuklanmasını bir genelge ile bildirdi.Ermenilerin her yıl ‘soykırım yıldönümü’ diye andıkları ve her yıl ABD meclislerine getirilen,Fransa,İtalya ve diğer bazı Avrupa ülkelerinde kabul edilen ’24 Nisan’ günü bu genelgenin yayınlandığı gündür.
    Alınan bütün bu eylemler sonuç vermeyince 27 Mayıs 1915 tarihinde göç ettirme ve yerleştirme (tehcir ve iskan)ile ilgili yasa kabul edildi.Bu kanuna göre:
    1-Hükümetin ve asayişin sağlanmasına karşı silahlı bir tecavüz olursa en şiddetli şekilde karşılık verilecek
    2-Askeri sebeplerden ve casusluk hadiselerinden dolayı o bölgenin halkını tek veya toplu olarak başka bölgelere sevk veya iskan edebilecek
    Ayrıca gönderilen bir tamimle şunlar isteniyordu:
    1-Gönderilen Ermenilerin belirlenen yerlere iskan edilmesi
    2-Sevk imkanlarının yerel idarecilerle sağlanması
    3-Taşınabilir malların yanlarında gönderilmesine izin verilmesi
    Van,Bitlis,Erzurum illeri ile;Adana,Mersin ve Kazanın il merkezleri dışında,bu illerin kırsal kesimi ile Ceyhan,Osmaniye Dörtyol bölgeleri;Maraş il merkezi dışı,Halep ilinin İskenderun,Beylan,Cisr-i Şoğur ve Antakya kazaları,köyleri ve kasabalarında bulunan Ermeniler başak yerlere iskan edilmelidir.
    İskan edilecek yerler ise;Musul ilinin kuzeyi dışındaki yerler,Zor Sancağı(Suriye’de),Urfa ilinin güneydeki kesimleri,Halep ilinin doğu ve güneydoğu kesimleri,Suriye ilinin doğusunda Hükümetçe belirlenecek yerler.
    1. Dünya Savaşı sırasında her türlü sebepten dolayı Ermenilerin kaybı 300.000’i geçmemektedir.1. Dünya Savaşı sırasında Doğu Anadolu ve Kafkaslarda 3 milyondan fazla Türk şehit edilmiştir.
    Ermenilerin savaş sırasında gösterdikleri ihanete rağmen Osmanlı Hükümeti tehcire tabi tutulan Ermenilerin yerlerine salimen varmalarının temini,yerlerine yerleşmeleri için her türlü tedbirin alınması ve sağlık işlerinin dahi sağlanması için talimatname yayınlamıştır.
    Ermenilerin dünya devletlerine ,bugün,tehciri bir katliam gibi göstermeleri inandırıcılığını kaybetmesine rağmen,sırf kendilerini siyasi alanda yalnız bırakmamak için tehcir vakasını ortaya atarak bir şeyler elde etmeye çalışmaktadırlar.
    1920 yılında Ermenistan’ın Gümrü Antlaşmasının imzalanması ve doğuda bugünkü sınırların çizilmesinden sonra uzun süre konu gündeme gelmedi.1950 yıllarından sonra ise Ermeniler terör faaliyeti ile seslerini dünya kamuoyuna duyurmaya başladılar.
    S.ALTUN

    KAYNAKLAR
    1-‘Türkiye’nin Siyasi Tarihinde Ermeniler ve Ermeni Olayları’
    Halil Metin,MEB Yayınları
    2-‘Osmanlıdan Günümüze Ermeni Sorunu’
    Komisyon,Yeni Türkiye Yayınları
    3- Türk Dünyası Tarih Dergisi,Şubat 1989
    Dr.Ergünaz Akçora,’Ermeni İsyanların Kaynağı’

RSS RSS 2.0 XML MAP HTML SiteMap

Giriş

Giriş