Eman

raltar Çevrimdışı

raltar

Super Moderator
Eman, pek çok manalar ifade etmekde olup, başlıca; himaye etmek,emniyet vermek, yardım etmek, teslim almak manalarını karşılar. Devletler hukukunda' ise, düşmana emniyet altında olduğuna dair verilen söz veya yapılan işaret yerinde kullanılan bir tabirdir. Harb sırasında verilen"eman" de, harb hali uzadığında,eman verilen şahıs zimmi ise "cizye"
öder. Eman verilmesine ya "imam" müsaade veya onun temsilcileri olan"müminler müsade eder". Halk dilinde' daha ziyade "aman" şeklinde kullanılır. .

Eman'ın istimal tarzı, şu nevilerdedir:

Eman bi'l-kinaye: Emanı bir karine ile anlatan bir tabir veya işaret ile verilen eman demektir. Bu tabir veya işaretin eman olduğuna görüp itaat gösterenler emana kavuşmuş olurlar. İslam erkekleri, ses işitilmeyecek
kadar uzak bir mesafede ve kendi kuvvetleri arasında bulunan birdüşman eri, müslümanların bulunduklan tarafa silahsız olarak gelip, sesini işittirecek bir mesafede eman dilediği takdirde emana nailolur.

Eman bi'l-kitabe: Harb edenlere yazılı eman gönderilmek suretiyle verilen emandır.

Eman-ı amm: Harbeden düşmanın hepsine birden verilen emandır ki,bir Müsalaha demektir.

Eman-ı hass: Salahiyetli birinin düşmandan bir veya müteaddid şahsa vermiş olduğu emandır.

Eman-ı muvakkat: Muayyen bir zamana kadar verilen emandır. O müddetin bitmesiyle sona erer. Mütareke demektir.

Eman-ı müebbed: Zaman kaydı olmaksızın verilen emandır. Sulh yapmak demektir.

Eman-ı sarih: "Sana emin verdim" ve "siz eminsiniz" ve "size bir
zarar yoktur" gibi bir tabirle verilen emandır.Kendisine eman verilmiş olan şahsa müste'men, istiman eden yani aman dileyen şahsa da müste'min denilir.

Prof. Dr. Aydın TANERi
 
S Çevrimdışı

Sakgül

Guest
Ynt: Eman

Dede Korkut' da da pek çok yerde eman geçer:
"Dirse Han bunu işitdi, aydur: Kırk yoldaşım aman,
Tanrının birliğine yokdur güman (şüphe)".
"Delü Karçar aydur: Meded aman, el-aman,
Tanrının birliğine yoktur güman".
"Aman mere kafir aman
Tanrının birliğine yokdur güman
Kafirler oğlana aman verdiler, elin çözdüler, gözün açtılar".
"Mere Azrail aman
Tanrının birliğine yokdur güman".
"Oğlan kafiri götürdü, yere urdu. Burnundan kanı düdük gibi şorladı.
Sıçrayup şahan gibi kafirin boğazın ele aldı.
Kafir aydur: Yiğit amam, sizün dine ne derler, dinüne girdüm, dedi".

"Aman demek" de şu şekilde zikredilir: "Burada Selcen Hatun at
saldı, karımın bastı. Kaçanın kovmadı, aman deyeni öldürmedi. Eyle
sandı kim vağı basıldı. Kılcınun balçağı kan odaya geldi. Kan Turalıyı
bulımadı".

Dede Korkut'da "aman dilemek" de geçer:
"Deli Dumrul aydur: Mere azrail aman
Tanrınun birliğine yokdur güman
Azrail aydur: Mere deli kavat, dahı ne aman dilersin?
Ağ sakallu baban yanına vardun, can vermedi.
Ağ bürçekle aman yanına vardun,
can vermedi.. Dahı kim verse gerek, dedi".

Bu konuda bir de "eman kasesi" vardır. Herhangi bir
hükümdarın eman vereceği şahsa, eman kasesini yollaması adeti vardı.
Kaseyi alan şahıs şerbeti içer ve şefaate nail olur. Mesela, Selçuklu emirlerinden
Alpkuş, Halife Raşidbillah ile birleşerek Selçuklu Hükümdarı
Mesud'un ismini hutbeden çıkarttı. Onlar, Sultanın yeğeni Azerbaycan
Valisi Melik Davut adına hutbe okutmuşlardı. Mes'ud, Halife'ye galebe
etti ve emirlere bu arada Alpkuş'a da "eman" kasesi gönderdi. Yine, 530-
1135 senesinde Sultan Mes'ud, Arap reislerinden olan İbn-i Dübeys'e
Emir Sarsar vasıtasıyla, eman kasesi gönderdi. Arap reisi kaseyi aldı,
ağlayarak ve titreyerek şerbeti içti. Daha sonra da sultanın
gönderdiği ata binerek, huzura kabul edildi.

Bir de Aydın hocanın eski öğrencileri çok iyi bilirler, (nerdedeyse bir literatür haline gelmiştir.)
Aman (hamam) kasesi vardır. Bunu da hocamızın eski öğrencileri varsa onlar yazsınlar...
 
Geri
Üst