İstanbul'un Hicri Fetih Tarihi

ilteriş Çevrimdışı

ilteriş

Administrator
İstanbul hicri takvime göre tam olarak (gün/ay/yıl) hangi tarihte feth edilmiştir?
 
B Çevrimdışı

BeyazZambak

New member
Ynt: İstanbul'un Hicri Fetih Tarihi

İstanbul'un hicri takvime göre tarihi: 20 Cemaziye'l-Evvel 857'dir. Hatta Kuran-ı Kerim'deki "Beldetü'n-Tayyibetün=Güzel Belde" kelimelerinin ebced hesabına göre toplamı "857"dir. Buradan da bu kelimenin İstanbul için söylenmiş olabileceği üzerinde duran alimler vardır.
 
ilteriş Çevrimdışı

ilteriş

Administrator
Ynt: İstanbul'un Hicri Fetih Tarihi

Bu soruyu özellikle internette dolaşırken bulduğum bir yazıyı teyit etmek için sordum Buyrun yazıyı bir okuyun ardından fikir teatisinde bulunalım.

İstanbul’un fethiyle ilgili tarihî hata

Şu tarihçi milleti hiçbir şeyden çekmemiştir takvimlerden çektiği kadar. Tarihteki bir olayın tam olarak ne zaman vuku bulduğunu tespit etmek, sorunun sadece bir tarafı. Asıl zor olan, olayın tarihinin “hangi takvimde” geçtiğini tespit etmek. Neden peki? Bilimdeki bunca ilerlemeye rağmen gerçekten de neden bir türlü çözümlenemiyor şu takvim sorunu? Mesela hicrî tarihleri miladî tarihlere çevirirken düşülen hataların en büyüğü, miladi takvimin kesintisiz devam ettiği yanılgısından çıkıyor. Oysa gerçekte miladi takvimde bir kesinti, kelimenin tam anlamıyla bir “kesik kısım” vardır ki, hikâyesi ilginçtir.

Roma İmparatoru Jül Sezar’ın devrinde yapılan takvim, Sezar’ın ismine izafeten Jülyen Takvimi diye bilinir ve kendisine başlangıç tarihi olarak Roma’nın kuruluşunu almıştır. Miladi takvimin esası bu takvime dayanır. 6. yüzyılda Bodur Denis adlı keşiş tarafından bu takvim İsa’nın doğumu eksen alınarak yeniden düzenlendi ve Hz. İsa’nın doğduğu yıldan önce ve sonra diye ikiye bölündü (İsa’dan Önce ve İsa’dan Sonra). Gelin görün ki, bu takvim, yılı 365 gün olarak görüyor ve 4 yılda bir şubat ayını 29 gün çektirerek meseleyi hallediyor, bundan öte bir düzeltmeye gitmiyordu. İyi de güneş yılının günleri tam 365 gün 6 saat değildir ki! 365 gün, 5 saat, 48 dakika…

Şimdi sakın bana “Başa kaktığın topu topu 12 dakika mı?” demeyin. Çünkü bu 12 dakika uzun vadede o kadar önemlidir ki, 10 yılda 2 saat, 100 yılda 20 saat, 120 yılda ise tam bir gün kaymasına sebebiyet vermektedir takvimin. Diyelim ki, 1453’e geldiğinizde 9 günlük bir fark oluşmuştu. Takvimin yüzyıllar içinde bu şekilde kayması hep o 12 dk.nın başının altından çıkmaktadır işte.

Bu kayma en fazla din adamlarını kızdırmaktadır çünkü kozmik zamana endeksli dinî yortu ve paskalyalar yaklaşık her yüzyılda bir gün öne kaymış ve kaya kaya 1582’ye gelindiğinde aradaki fark tam 10 günü bulmuştur. İki arada bir derede kalan Papa 13. Gregor’un imdadına bir Cizvit matematikçi (Clavius) yetişmiş ve bu hatanın düzeltilmesini teklif etmiştir. Önerdiği çözüm gerçekten de tuhaftır. Clavius, takvimi zaman denizinde sarhoş bir gemiye çeviren o 12 dakikanın Hıristiyanlardan aldığı intikamı bu defa bir rövanşla geri almayı, yani takvimden gün atmayı teklif ediyordu. Evet, gün atmayı!

İşin tuhafı, bu yapılmıştır da. 1582 yılının 5 Ekim’inden 14 Ekim’ine kadarki tarihler Papa Hazretlerinin yüce emirleriyle takvimden bir kumaş gibi kesilip atılmış ve 5 Ekim’in bundan böyle 15 Ekim olmasına karar verilmiştir! (Tabii bu arada sevgili hicrî takvimimiz 17 Ramazan 990’ı gösteriyor ve komşu takvimdeki bu kesikten habersiz bir şekilde yoluna devam ediyordu.) Bize komik görünen Papa’nın bu kararı, bakın İstanbul’un fetih tarihini nasıl etkilemiş?

İsmail Hami Danişmend 1953’te İstanbul Fetih Derneği başkanıdır ve hiç değilse 500. yıl kutlamalarında İstanbul’un miladi fetih tarihi olarak tespit edilen 29 Mayıs’ın yanlış hesaplandığını birilerine kabul ettirmek için kapı kapı dolaşmaktadır. Ne yazık ki, bulduğu vesikaları götürüp gösterdiği kişilere bile derdini anlatamamış ve sonunda içini yazıya dökmüştür. Danişmend’e göre, 29 Mayıs 1453, Papa’nın makası eline almasından önceki takvime, yani Sezar’ın takvimine göre hesaplanmıştır ve “o zaman için” doğru bir tarihtir. Ama fetihten 129 yıl sonra gerçekleşen bu takvim makaslama eylemi sanki hiç olmamış farz edilerek fetih tarihi, o zamanki 29 Mayıs’ın üzerinden Papa’nın makası geçirilmeden bugüne postalanmıştır. Dolayısıyla 1453’te henüz 9 gün olan bu takvim farkını hesap etmeden fethin 29 Mayıs’ta gerçekleştiğini söylemek bugün kullandığımız “atlanmış” takvim açısından hatalıdır ve düzeltilmesi gerekir.

Öyleyse fethin doğru tarihini nasıl bulacağız? Aynen Papa Hazretlerinin yaptığı gibi elimize makası alıp 1453’teki 9 günü yine bir kumaş keser gibi takvimden eksilterek. 29 Mayıs’ın üzerine 9 günü ilave ettiğimizde 7 Haziran 1453 çıkar ki, fethin doğru tarihi budur.

7 Haziran 1453… İnanın benim bile dilim henüz alışmadı bu tarihe ama çocuklarımıza sağlam bir tarih bilinci vermek için bu tarihin değiştirilmesi gerekiyor. Böyle bir düzeltme yapmak belki birçok başka olayın tarihini de alt üst edecektir ama en azından bir tarih ve takvim bilincinin doğmasına da hizmet edecektir.
 
B Çevrimdışı

BeyazZambak

New member
Ynt: İstanbul'un Hicri Fetih Tarihi

Ahmed Muhtar Paşa, “Feth-i Celile-i Kostantiniyye” adlı kitabında eskiden her 20 Cemaziyelevvel gününün halk arasında “Kudüm günü” diye anıldığını, o gün gelince fetih şehidleri ve gazilerinin ruhlarına Kur’an-ı Kerimler okunduğunu, hayır ve hasenatlarda bulunulduğunu yazmaktadır.
 
G Çevrimdışı

Gökizgi

New member
Ynt: İstanbul'un Hicri Fetih Tarihi

Tarihman ' Alıntı:
... Kuran-ı Kerim'deki "Beldetü'n-Tayyibetün=Güzel Belde" kelimelerinin ebced hesabına göre toplamı "857"dir...

Zaten senede bir ihtilaf yok, ayda bir ihtilaf var: 29 Mayıs mı yoksa 7 Haziran mı?
 
A Çevrimdışı

arzu_1966

New member
Ynt: İstanbul'un Hicri Fetih Tarihi

Ziya Nur Aksun ''Osmanlı Devleti'nin Tahlilli,Tenkidli Siyasi Tarihi'' adlı eserine göre :20 Cumade'l-ula
 
G Çevrimdışı

Gökizgi

New member
Ynt: İstanbul'un Hicri Fetih Tarihi

arzu_1966 ' Alıntı:
Ziya Nur Aksun ''Osmanlı Devleti'nin Tahlilli,Tenkidli Siyasi Tarihi'' adlı eserine göre : 20 Cumade'l-ula

Arabi aylardan 5.'si olan Cumade'l-ula = Cemaziyelevvel'dir. Yani ikisi de aynı ay ismidir.

Bu konuda bakınız: Mehmet Zeki Pakalın, "Cümad-el-ula, Cumad-el-ahire", Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, MEB İstanbul 1983, 3. baskı, I, s. 316
 
G Çevrimdışı

Gökizgi

New member
Ynt: İstanbul'un Hicri Fetih Tarihi

"Cemaziyelevvel"
Hicrî yılın beşinci ayı.
Rebîülâhirden sonra, cemâziyelâhirden önce gelir. Türkçe'de cemâdi'l-ûlâ ve cemâdi'l-âhlre, daha yaygın olarak da cemâziyelevvel ve cemâziyelâhir şekillerinde kullanılan iki ayın Arapça'daki asıl adla­rı cumâdelûlâ ve cumâdelâhiredir. Câhiliye dönemin­de diğer aylar gibi bu iki ayın da başka adlan bulunduğu, bu isimlerin İslâm'ın doğuşu sırasında kullanılmaya başlan­dığı nakledilmektedir.

Bakınız: "Cemaziyelevvel", Diyanet İslam Ansiklopedisi, cilt VII.



NOT İlteriş hocama: İletimi düzenleme hakkına ne zaman sahip olabilirim? Düzenleme hakkım olmadığı için peşpeşe iki mesaj göndermek zorunda kaldım. :-\
 
G Çevrimdışı

Gökizgi

New member
Ynt: İstanbul'un Hicri Fetih Tarihi

İlteriş ' Alıntı:
İstanbul’un fethiyle ilgili tarihî hata

Şu tarihçi milleti hiçbir şeyden çekmemiştir takvimlerden çektiği kadar...

Bu makale Mustafa Armağan'a aittir. "İstanbul 29 Mayıs'ta değil, 7 Haziran'da fethedildi!" başlıklı, Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler (Timaş Yay., İstanbul 2005, s. 183-187) isimli eserinde yayımlanmıştır.

18.jpg

İlteriş ' Alıntı:
...
İsmail Hami Danişmend 1953’te İstanbul Fetih Derneği başkanıdır ve hiç değilse 500. yıl kutlamalarında İstanbul’un miladi fetih tarihi olarak tespit edilen 29 Mayıs’ın yanlış hesaplandığını birilerine kabul ettirmek için kapı kapı dolaşmaktadır. Ne yazık ki, bulduğu vesikaları götürüp gösterdiği kişilere bile derdini anlatamamış ve sonunda içini yazıya dökmüştür....

Mustafa Armağan'ın bahsettiği gibi bu tarih hatası konusunu ilk yazan İsmail Hami Danişmend olmuştu. Danişmend'in bu yazısı şu eserinde yayımlanmıştı: Tarihi Hakikatler, II, İstanbul 1979, Tercüman Tarih ve Kültür Yay., s. 214-219.
 
M Çevrimdışı

medetres

New member
Ynt: İstanbul'un Hicri Fetih Tarihi

türk tarihçileri bu konuda pek bilgi vermezler değişik tarihler vardır,13 mart,31 mart,1 nisan gibi önceki tarihi verenler olduğu gibi 28 haziran,6 temmuz gibi 1 1.5 ay sonrasını verenlerde vardır;
tursun bey:28 cemaziyelahir 857 6 temmuz 145
idris-i bitlisi:28 cemaziyelahir 857 6 temmuz 1453
oruç bey:21 rebiülevvel 857 1 nisan 1453
gelibolulu mustafa ali :21 rebiülevvel 857 1 nisan 1453
neşri tarihi:20 cemaziyelahir 857 28 haziran 1453
enveri :20 cemaziyelahir 857 28 haziran 1453
hoca sadeddin:20 cemaziyelahir 857 28 haziran 1453
anonim tevarih-i ali osmanlar-giese neşri-:20 rebiülevvel 857 31 mart 1453
lütfi paşa :20 rebiülevvel 857 31 mart 1453
müneccimbaşı ahmed dede :212 cemaziyelahir 857 bir başka rivayete göre ise 2 rebiülevvel 857 29 haziran veya 13 mart 1453 tarihini verir
işin enteresan tarafı kuşatmaya katılan aşıkpaşazade nin gün ay vermemesi ve diğeri olan tursun bey ise 28 cemaziyel a 857 6 temmuz 1453 tarihini vermesidir türk tarihçilerden ibn kemal ve tacizade cafer çelebi 20 cemaziyelevvel 857 29 mayıs 1453 tarihini verir .fetihten sonra memlük sultanı melik eşref inal ve karakoyunlu hükümdarı cihanşaha gönderilen fetihnamelerde de bu tarih 20 cemaziyelevvel 857 29 mayıs 1453 vardır.kuşatmada bulunmuş rum ve batılı tarihçiler ise 29 mayıs 1453 tarihini verirlerki burada da karşımıza bir mesele çıkar bu tarihçilerin verdiği 29 mayıs tarihi jülyen takvimine göredir1582 de bırakılarak şimdi tüm dünyada kullanılan gregoryan takvimine geçilmiştir.Bu yeni sisteme geçilirken takvime 10 günlük ilave yapılmıştır bu durumda fethin tarihi:9 haziran olmalı,daha da ilginç olan osmanlıların 11 haziranı fetih kutlaması olarak kutlamalarıdır ve 11 haziran tarihinin nereden çıktığı anlaşılamamaktadır
osmanlının son döneminde ittihat ve terakki iktidarında osmanlı tarihindeki önemli hadiseler kutlanmaya başlandı,hatta ittihatçılar önceki dönemdekileri böyle kutlamalar yapmadılar diye suçladılar1914 te istanbul da çıkan gazatelerde bu kutlamalarla ilgili bilgi bulabiliyoruz .Le Monitor Oriental isimli gazatede osmanlıların istanbulun fethini 11 haziran da coşkuyla kutlarken yunanlıların ise büyük bir üzüntü ile aynı hadisenin mateminde olduğunu yazıyor
 
Geri
Üst