nusretk
Member
MAĞLOVA KEMERİ VE EFSANESİ
Nusret Karaca / Tarih Araştırmaları
Karagümrük, Eyüp, Alibeyköy, Silahtarağa, Hasköy... Kısacası Haliç kıyılarında geçen çocukluk ve ilk delikanlılık yıllarımda, o bölgenin tarihi dokusu içinde öyle değerli yapılar görme ve gezme olanağı buldum ki!
Bir de anlatılanlar, söyleşiler, sohbetler...
Benim için bir zenginlikti.
Tarih öğretmeni ve yazar olarak, zaman içinde belleğimdekileri, notlarım ve araştırmalarımla harmanlayıp yazıya dökmek bir alışkanlık, bir tutku, hatta bir yaşam biçimi oldu.
İşte onlardan biri: Mağlova Kemeri ve Efsanesi.
Dünya su mimarisinin önemli eserleri arasında bulunan Mağlova Kemeri ya da Muallakkemer, Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle, Mimar Sinan tarafından 1554-1562 yılları arasında İstanbul'da, Alibey Deresi vadisi üzerinde inşa edilmiştir.
257 metre uzunluğunda, 35-36 metre yüksekliğinde, 2 katlıdır. Altta 8 büyük, üstte 8 küçük gözü vardır. Alttaki gözlerden 4'ü diğerlerinden daha büyüktür, genişlikleri 18,4 metredir. Üstteki ortadaki 4 gözün genişliği ise 13,4 metredir.
Kemerburgaz'ın yaklaşık 4 km güneybatısındadır.
1563 yılında selden zarar görmüş, ancak aynı yıl hemen onarılmıştır.
Kırkçeşme Suyolu'nun parçasıdır. Mağlova tek başına bir kemer değildir. Kırkçeşme Suyolu sisteminin en büyük ve en anıtsal kemeridir. Bu sistemde 33 kemer vardır, Mağlova hepsinin şahıdır.
Bugün hâlâ su taşır, ama yarısı suda: Alibeyköy Barajı'nın suları, kemerin yaklaşık dörtte birini kaplamıştır. Yani kemeri bugün tam boyuyla görebilmek, barajın su seviyesine bağlıdır. Su çekilince ayakları, su yükselince gövdesi görünür.
Mimar Sinan, Tezkiretü'l-Bünyan'da bu kemerden "Muallak Kemer" diye bahseder. Yani havada asılı gibi duran kemer. Tarihçi Semavi Eyice de Mağlova için, dünya su mimarisinin başyapıtı der.
Efsanesi:
Efsaneye göre, Kanuni Sultan Süleyman Belgrad Ormanları'nda avlanmaya çıktığında atının ayağı sürçer. Atın bastığı yerde bir çukur açılır ve oradan gürül gürül su fışkırmaya başlar. Su sıkıntısı çeken şehrin bu sorununu çözmek için Mimar Sinan görevlendirilir. Bu yere bir su kemeri yapılarak şehrin su sıkıntısı giderilir.
Efsane midir, gerçek midir bilinmez. Ama bildiğimiz şudur: O çukurun suyu, Sinan'ın elinde taşa, kemere, İstanbul'un çeşmelerine dönüşmüştür.
Kaynaklar:
Nusret Karaca Arşivi: Semtimde geziler, duyduklarım, gördüklerim, tarih sohbetleri, anlatılanlar Eğitim Enstitüsü Sanat Tarihi Ders Notları, Gezilerim İ.B.B. Kültür A.Ş. Seyyar Efsane İstanbul (Arşivim),
Haliç Belediyeler Birliği Kültür Çalışmaları,
İslâm Ansiklopedisi,
Kazım Çeçen, Sinan's Water Supply System in Istanbul,1992- Tezkiretü'l-Bünyan / Tezkiretü'l-Ebniye (Mimar Sinan'ın anlatımları)- Semavi Eyice, Mağlova Kemeri değerlendirmeleri
Nusret Karaca / Tarih Araştırmaları
Karagümrük, Eyüp, Alibeyköy, Silahtarağa, Hasköy... Kısacası Haliç kıyılarında geçen çocukluk ve ilk delikanlılık yıllarımda, o bölgenin tarihi dokusu içinde öyle değerli yapılar görme ve gezme olanağı buldum ki!
Bir de anlatılanlar, söyleşiler, sohbetler...
Benim için bir zenginlikti.
Tarih öğretmeni ve yazar olarak, zaman içinde belleğimdekileri, notlarım ve araştırmalarımla harmanlayıp yazıya dökmek bir alışkanlık, bir tutku, hatta bir yaşam biçimi oldu.
İşte onlardan biri: Mağlova Kemeri ve Efsanesi.
Dünya su mimarisinin önemli eserleri arasında bulunan Mağlova Kemeri ya da Muallakkemer, Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle, Mimar Sinan tarafından 1554-1562 yılları arasında İstanbul'da, Alibey Deresi vadisi üzerinde inşa edilmiştir.
257 metre uzunluğunda, 35-36 metre yüksekliğinde, 2 katlıdır. Altta 8 büyük, üstte 8 küçük gözü vardır. Alttaki gözlerden 4'ü diğerlerinden daha büyüktür, genişlikleri 18,4 metredir. Üstteki ortadaki 4 gözün genişliği ise 13,4 metredir.
Kemerburgaz'ın yaklaşık 4 km güneybatısındadır.
1563 yılında selden zarar görmüş, ancak aynı yıl hemen onarılmıştır.
Kırkçeşme Suyolu'nun parçasıdır. Mağlova tek başına bir kemer değildir. Kırkçeşme Suyolu sisteminin en büyük ve en anıtsal kemeridir. Bu sistemde 33 kemer vardır, Mağlova hepsinin şahıdır.
Bugün hâlâ su taşır, ama yarısı suda: Alibeyköy Barajı'nın suları, kemerin yaklaşık dörtte birini kaplamıştır. Yani kemeri bugün tam boyuyla görebilmek, barajın su seviyesine bağlıdır. Su çekilince ayakları, su yükselince gövdesi görünür.
Mimar Sinan, Tezkiretü'l-Bünyan'da bu kemerden "Muallak Kemer" diye bahseder. Yani havada asılı gibi duran kemer. Tarihçi Semavi Eyice de Mağlova için, dünya su mimarisinin başyapıtı der.
Efsanesi:
Efsaneye göre, Kanuni Sultan Süleyman Belgrad Ormanları'nda avlanmaya çıktığında atının ayağı sürçer. Atın bastığı yerde bir çukur açılır ve oradan gürül gürül su fışkırmaya başlar. Su sıkıntısı çeken şehrin bu sorununu çözmek için Mimar Sinan görevlendirilir. Bu yere bir su kemeri yapılarak şehrin su sıkıntısı giderilir.
Efsane midir, gerçek midir bilinmez. Ama bildiğimiz şudur: O çukurun suyu, Sinan'ın elinde taşa, kemere, İstanbul'un çeşmelerine dönüşmüştür.
Kaynaklar:
Nusret Karaca Arşivi: Semtimde geziler, duyduklarım, gördüklerim, tarih sohbetleri, anlatılanlar Eğitim Enstitüsü Sanat Tarihi Ders Notları, Gezilerim İ.B.B. Kültür A.Ş. Seyyar Efsane İstanbul (Arşivim),
Haliç Belediyeler Birliği Kültür Çalışmaları,
İslâm Ansiklopedisi,
Kazım Çeçen, Sinan's Water Supply System in Istanbul,1992- Tezkiretü'l-Bünyan / Tezkiretü'l-Ebniye (Mimar Sinan'ın anlatımları)- Semavi Eyice, Mağlova Kemeri değerlendirmeleri
Son düzenleme: