Mareşal Fevzi Çakmak

umuro Çevrimdışı

umuro

Super Moderator
"Mareşal Fevzi ÇAKMAK hakkında son yıllarda oldukça yanlış ve maksatlı bilgiler dile getirilmektedir.Bu bilgilerin bir kısmı eksik veya yanlış bilgiden kaynaklanırken bazıları maksatlı yıpratmaya, karalamaya yöneliktir.Bir defa Fevzi ÇAKMAK öz be öz bir Türk ailesinin subay olan bir ferdinin çocuğu olarak İstanbul Rumelikavağı'nda dünyaya geldi.Ömrü, hayatı Türk milletine hizmetle geçti.Bugün onu yanlış tanımamıza veya maksatlı olarak yanlış tanıtılmasına neden olan olay İzmir'e çıkarma yapan Yunan gemisine müdahale edilmesini istemesidir.Düşünebiliyor musunuz;Mondros Mütarekesi imzalanmış,Osmanlı teslim olmuş,Genelkurmay'da görevli bir Türk komutan buna rağmen İtilaf devletlerinin izni ve onayı ile işgale gelen bir gemiye ve işgal güçlerine karşı direnilmesini istiyor.Tabii ki İngilizler bu paşayı görevden aldırarak Trakya'daki Heyet-i Nasiha(Barıştırma Kurulu) heyetine sürmüşlerdir.Hayatı malum, Türk Milli Mücadelesi ve Türkiye için yapılabilecek her şeyi fazlasıyla yapmıştır.Ama İngilizlerin önüne engel olarak çıkması,hareketlerini kısıtlaması, böylece hem onlar için zaman kaybına daha fazla insan ve para kaybına yol açmış olması dolayısıyla İngilizler hep intikam anını kolladılar.Bunu da gerçekleştirdiler. Aslında yanlışlığın ve yanıltılmanın kaynağı başka bir Fevzi Paşa'dır.Bu da Osmanlı Harbiye Nezaretinde önemli bir görevde bulunmuştur.Harbiye Nezareti(Bakanlığı) Müsteşarıdır.Yani önemli ve etkili bir görevdedir.O zaman soyadı olmadığı için bu kişiye Ahmet Fevzi Paşa denilmektedir.Daha sonra BİK soyadını almıştır.İşte Anadolu’da yürütülen Kuvayı Milliye hareketine karşı ve Milli Mücadeleyi baltalamaya yönelik faaliyetleri yapan kişi aslında budur. Yanlışlıkla veya yanıltılarak bu işi Mustafa Fevzi(ÇAKMAK) Paşanın yaptığı söylenmektedir.Halbuki M.Fevzi Paşa bu sıralarda Milli Mücadele yanlılarına silah sevkiyat ve nakliyat işlerinde gizlice yardımcı olmakta,cephaneliklerin yerini şifre ile bildirmekteydi.Yine kendisini makamından İngilizlerin yaka paça çıkardıklarını da unutmayalım.Çünkü Fevzi Paşa bir Türk komutanının kendi rızasıyla makamını terk etmeyeceğini ve kendisinin de terk etmeyeceğini bildirmesi üzerine makamından tartaklanarak kaldırılır.İngilizler bu direnişi de akıllarının bir köşesine not ettiler.Ve ATATÜRK'ün ölümü Türk Milleti açısından bir dönüm noktasıdır.Atatürk zamanında Türk Milletine yaptırılamayan bir çok onur kırıcı uygulama ondan sonra uygulamaya konulacak bir ortam buldu.Yani Atatürk gibi Türk Milletinin haysiyet ve şerefini her şeyin üstünde tutan ve bunun için hiç bir uygulamadan çekinmeyen bir insanın ortadan kalkması Türk düşmanlarına onların yandaşlarına ve intikam peşinde koşanlara imkan sağladı.Mareşal Fevzi ÇAKMAK da bu oyunlardan nasibini aldı ve gözden düşürülmeye çalışıldı.O 10 Nisan 1950 tarihinde hayata gözlerini yumduğunda başta İngiltere(sonra onun misyonunu ABD almıştır) olmak üzere İsrail yanlısı propaganda grupları ve Mason çevreleri onu gözden düşürme faaliyetlerine devam ettiler.Çünkü dünya konjöktürüne bakıldığında İsrail'in bir devlet olması için yaptıkları mücadele zamanı ile Fevzi ÇAKMAK'ın devlette-orduda etki dışına itilmesi aynı zamana denk gelir.Ayrıca ve yine çok önemli olarak dikkat çeken bir husus vardır.Türkçüler-Türk Milliyetçileri üzerindeki baskı hepimizin malumu 3 Mayıs 1944 tarihinde en aşırı boyuta ulaşarak neredeyse Türk Milliyetçiliği mahkeme kararıyla mahkum edilmekle karşı karşıya kalmıştı.Bu tarih çok önemlidir ve tüm Türk Milliyetçileri bu söyleyeceklerime dikkat kesilmelidirler:Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi ÇAKMAK'ın emeklilik tarihi 12 Ocak 1944'tür.Yani ordudan ayrılmış etkinliği de kısıtlanmıştı.Artık Türk Milliyetçiliği sindirilebilir,ezilebilir,yok edilebilirdi.Yani ATATÜRK dönemi tamamen kapatılabilirdi.Fevzi Paşa bunu hissetti.Bir takım girişimlerde bulundu,1948'de Millet Partisi’ne üye oldu.-Bu parti MHP'nin de temeli kabul edilir- ama hep önü kesildi.Çünkü o da bir Türk Milliyetçisi idi ve o da ATATÜRK'le birlikte Masonluğu yasaklayanlardandı.Şimdi neden bu büyük insan hakkında bu kadar yalan yanlış bilgi kirliliği var daha iyi anlaşılmaktadır. Bugün bir çok internet sitesinde veya bazı gazetelerde ortaya atılan iddiaların kaynağı şu olaya dayanmaktadır:Mareşal ÇAKMAK ömrünün sonuna kadar hep yanında bir valizle dolaştı.Bu valiz ÇAKMAK'ın bütün özel bilgilerini ve görevi esnasında eline geçen belgeleri içeriyordu.Bu valize ÇAKMAK sık sık bakar ve bazı yeni belgeler eklerdi.İşte öldüğü zaman aile bir sarsıntı yaşıyor ve aile arasında bir çekişme oluyor.Bu karışık durumdan yararlanan yeğen Adnan ÇAKMAK bu valizi çalarak ABD'ne yasak kelimeürüyor.Hep orada kalıyor.İşte en önemli en kritik belgeler böylece ABD kontrolüne geçiyor.Bu belgelerde Türk Devleti ve Türklük aleyhinde hiç bir şey yok ama bu belgelerin düşman elinde olması bir takım spekülasyonlar yaratacak oluşumların temeli oluyor.
Bugün İnternette,gazetelerde veya bazı kitaplarda yer alan bir şeyhin müridi olduğu,bir tarikata girdiği,masonlara yakın olduğu ve benzer iddiaların tamamı yalan ve mesnetsizdir.Bu bilgiler bizzat kendileri tarafından ortalığa yayılmaktadır.Çünkü Türk Milleti için böyle sembol olmuş ve tarihe damgasını vurmuş bir insanın tarihteki yerinin Türk düşmanları tarafından sarsılması gerekmektedir.ATATÜRK'e de böyle yapılmadı mı.Hasan MEZARCI'nın yine İngiliz istihbaratıyla birlikte ATATÜRK hakkında yalan belgeler düzdüğü bilinmiyor mu.İşte tezgah aynı.Türk'ün değerlerini veya geçmişte kendilerine engel olanları tarih önünde küçük düşürmek, mahkum etmek.Böylece bundan sonra bunlar gibi yapabileceklere göz dağı vermek.SONUÇ:Mareşal Çakmak'ın bir tarikatla bağlantısı bulunduğu,bir şeyhin müridi olduğu,Masonlara yakın olduğu,Atatürk’le arasının açık olduğu gibi bilgiler tamamen yalan ve maksatlıdır.Bu bilgiler ve propagandanın kaynağı şu anda ABD ve orada yaşayan kendisine orayı vatan kabul etmiş bazı kişilerdir.Böylece Türkler için sembol bir şahıs daha enterne edilecek,Türklerle ilgili ne kadar olumlu değer varsa yerle bir edilecektir.Türk insanı bu propagandaya karşı uyanık olmalıdır.Mareşal Fevzi ÇAKMAK Türk Milletinin yetiştirdiği en büyük şahsiyetlerden birisidir.Türklerin övünç kaynağıdır.Bağımsızlık mücadelesinde bir ışıktır.Yok olmakla karşı karşıya bırakılan Türklüğün yolunu aydınlatabilecek umutlardan birisidir.Bu vesileyle 10 Nisan 1950 tarihinde aramızdan ayrılan büyük Türk Milliyetçisi Mareşal Fevzi ÇAKMAK'ı rahmetle ve minnetle anıyoruz.
 
umuro Çevrimdışı

umuro

Super Moderator
Ynt: Maraşal Fevzi Çakmak

MUSTAFA FEVZİ ÇAKMAK (1876-1950)
1 . MUSTAFA FEVZİ ÇAKMAK'IN AİLESİ VE ÖĞRENİM HAYATI
Fevzi Çakmak'a; Fevzi Paşa, Müşir Fevzi yada Mareşal Çakmak da denir. Cumhuriyet Ordularının iki mareşalinden -ötekisi Atatürk - biridir. Mustafa Fevzi Çakmak, 1876 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Çakmakoğullarından, Tophane kâtiplerinden Ali Sırrı Efendi ; annesi ise Varnalı Hacı Bekir Efendi'nin kızı olan Hesna Hanım dır. Fevzi Çakmak'ın babası Ali Sırrı Efendi, albay rütbesiyle Medine'de bulunduğu dönemde ölmüş ve Medine'ye gömülmüştür. Ali Sırrı Efendi ile Hesna Hanımın biri kız ve üçü erkek olmak üzere dört çocukları olmuştur. Osmanlı Ordularında topçu albayı olan Ali Sırrı Efendi, çocuklarını asker yapmayı istemekteydi. Nitekim erkek kardeşleri de Fevzi Çakmak gibi asker olmuş fakat kardeşlerinden Muhtar bey 1912 Balkan Savaşı'nda, Nazif Bey Çanakkale Savaşında ve en küçük kardeşi olan Sami Bey ise askeri ortaokula devam ettiği sırada genç yaşta vefat etmişlerdir.
Mustafa Fevzi, öğrenim hayatına beş yaşındayken İstanbul'da Sadık Hoca Mahalle Mektebi 'ne yazılarak başlamıştır. Mahalle Mektebi'ndeki iki yıllık öğreniminin ardından Sarıyer'deki Hayriye Mektebine devam etti. Mustafa Fevzi on yaşına geldiğinde, Rüştiye Mektebi 'ne yazılarak orta öğrenimine başladı. Bu okuldaki bir yıllık öğrenim ardından Soğuk Çeşme Askeri Rüşdiyesi 'ne yazıldı ve 1890 yılında Kuleli Askeri İdadisine girdi. Bu okuldan 1893 yılında mezun olan Mustafa Fevzi 29 Haziran 1893 tarihine Pangaltı Harbiye Mektebi 'ne kaydoldu. 28 Ocak 1896 tarihinde Erkan-ı Harb (kurmay) sınıfına ayrılarak; Harb Okulunu başarıyla tamamladıktan sonra 25 Aralık 1898 tarihinde Harb Akademisi'nden Kurmay Yüzbaşı olarak mezun olup, orduya katıldı.

2. FEVZİ ÇAKMAK'IN BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ FAALİYETLERİ
Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle orduya katılan Fevzi Bey'in ilk görev yeri; 25 Aralık 1898'de atandığı Erkân-ı Harbiye Dairesi (Genelkurmay) IV. Şube idi. Bu görevin arkasından 11 Nisan 1899'da Rumeli'ye gönderilerek Metroviça'daki XVIII. Fırka Kurmaylığ ı'nda görevlendirildi.XVIII. Fırka Kurmaylığı görevi ile Arnavutluk'a gelen Fevzi Bey'in ilk işi bölgeyi iyice tanıyıp kendisine verilen görevi eksiksiz yerine getirebilmek için çalışmalara ve hazırlıklara başlamak oldu. Fevzi Bey yüzbaşı rütbesinde gönderildiği Rumeli'de, 14 sene sürekli olarak kalarak 6 Şubat 1901'de Kolağası , 20 Nisan 1902' de Binbaş ı , 19 Temmuz 1906'da Kaymakam ( Yarbay) ve nihayet 17 Aralık 1907'de Miralay (Albay) rütbesine yükseldi. Fevzi Bey, 29 Aralık 1908'de Kosova'ya bağlı Taşlıca Mutasarrıfı ve Nizamiye 35. Liva (Tugay) K. ' lığına atandı. 1908 yılında II. Meşrutiyet'in ilanında sonra 7 Ağustos 1909'da çıkarılan Tasviye-i Rütbe-i Askeriye Kanunu ile Fevzi Bey'in rütbesi Miralaylıktan, 19 Ağustos 1909'da Binbaşılığa indirildi. 19 Ocak 1910 tarihinde Fevzi Bey'in rütbesi Tugay K.' lığına yeterli gelmeyince ordu açığına alındı. Fakat 27 Nisan 1910 yılında Taşlıca Mutasarrıflığı uhdesinde kalmak üzere Müretteb Kosova Kolordusu Karargâh ı'nda görevlendirildi. Bu görevden sonra Fevzi Bey, 3 Haziran 1910'da Mürettep Kosova Kor. Kurmay Başkanlığı 'na atandı ve 29 Eylül 1910 yılında Binbaşılığa indirilen rütbesi yeniden Kaymakamlığa (Yarbay) yükseltildi. Fevzi Bey kaymakam rütbesiyle, 15 Ocak 1911 tarihinde Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Dairesi V. Şubes i 'nde görevlendirildi. Bunu takip eden yıllarda Batı Rumeli'yi özellikle İtalyanlara karşı savunmak amacıyla oluşturulan Garp Ordusu Kurmay Başkanlıg ı 'na (18 Nisan 1911) ve daha sonra da 6 Ekim 1911'de İpek Mutasarrıflığı 'nda görevlendirildi. Fevzi Bey, 19 Ekim 1911'de İstanbul'a dönerek Genelkurmay'daki görevine devam etti. Ayrıca Dahiliye Nazırı Hacı Adil'in başkanlığındaki bir heyetle 11 Şubat 1912'de Rumeli Vilayetleri için (Kosova, Selanik ve Manastır) ittihaz olunan kararın tatbikatına geçmek üzere görevlendirildi.
Fevzi Bey, Balkan Savaşı'nın çıktığı dönemde (3 Temmuz 1912'de) 21. Yakova Nizamiye Fırkası K. Vekilliğine , daha sonra da Balkan Harbi Seferberliği'nin başlangıcında Vardar Ordusu K.' lığı Harekât Şubesi Müdürlüğü 'ne getirildi. Ordu Kurmay Başkanı Albay Halil'in İstanbul'a gitmesi üzerine de 10 Mayıs 1913'ten itibaren Kurmay Başkanlığı'na vekalet eden Fevzi Bey, Rumeli Vilayetleri'ndeki Türk egemenliğini sona erdiren Balkan Harbi'nin sonunda, 22 Haziran 1913 tarihinde İstanbul'a geri döndü. Fevzi Bey, 1913 yılının 6 Kasımı'nda Miralay (Albay) rütbesine terfi etti ve iki sene kıdem zammı alarak 2 Mart 1914 yılında Mirliva (General) rütbesini aldı. Bu dönemden sonra Fevzi Bey, kolordusu ile birlikte Birinci Dünya Savaşı'nda Çanakkale Cephesi'nde görev aldı.

3. ÇANAKKALE CEPHESİ'NDE FEVZİ ÇAKMAK
Fevzi Paşa'nın, Balkan Savaşları çıktığı dönemde 21. Yakova Nizamiye Fırkası K. Vekilliği 'nde; 6 Ağustos 1912'de Kosova Kuvay-ı Umumiye Kurmay Başkanlığ ı'nda; 29 Ekim 1912'de de Balkan Harbi Seferberliği'nin başlangıcında Vardar Ordusu K. I. Şube Müdürlüğü 'nde görevlendirildiğini daha öncede belirtmiştik. Sırp Cephesi'nde Vardar Ordusu Harekât Şube Müdürü olarak bulunan Fevzi Paşa'nın başarılı askerî faaliyetlerine rağmen, Garp Vilayetleri'nde 10 Mayıs 1913'den itibaren Türk Hakimiyeti sona ermiştir. Fevzi Paşa, Güney Gurubu Komutanlığı'na bağlı V. Ordu K. olarak 13 Temmuz'da katıldığı II. Kereviz Dere Muharebesi 'nde İngiliz ve Fransızlara karşı savaştı. Fevzi Paşa'nın Komutasındaki V. Kolordu K.' lığına bağlı IV. - VII. Tüm. Komutanlıkları cephede ve VI. Tüm. Komutanlığı ise geride bekletilmekteydi. Bu muharebeler esnasında V. Kor. Komutanlığına bağlı, VII. Tüm. Cephesi'ne yapılan İngiliz taarruzları başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Fransızlar ise IV. Tüm. Cephesi'ne taarruz etmiş fakat beklemedeki VI. Türk Tüm.'nin bölgede kullanılması üzerine düşman fazla ilerleme gösterememiştir. 13 Temmuz'da cepheye gelen Fevzi Paşa'nın komutasındaki XIII. ve XIV. Tümenler muharebeye katılmamış fakat 21 Temmuz'dan itibaren cepheye gelerek, I. Tüm. hariç yıpranmış ve yorulmuş eski tümenleri değiştirmişlerdir. Ayrıca II. Ordu Tümenleri'nin bölgeye (Kereviz Dere-Zığın Dere) gelmeleri üzerine VI. ve VII. Tümenler, Saros Gurubuna gönderilmiştir.
Fevzi Paşa, V. Kolordu Komutanı olarak 6 - 13 Ağustos 1915 tarihindeki muharebelere katılmıştır. Düşman Kirte istikametinde yapacağı taarruzlar doğrultusunda Alçıtepe'yi almayı planlıyordu. Fakat Türk direnişi karşısında amacına ulaşamayan düşman çok fazla ilerleyememiştir. 6 Ağustos'ta düşmanın taarruz ettiği Arıburnu - Conkbayırı bölgesine gönderilen VIII. ve IV. Tüm. ile yetinmeyen Vehip Paşa, 9 Ağustos'ta Fevzi Paşa'nın komuta ettiği V. Kor. Komutanlığına bağlı V. ve XIV. Kolorduların son ihtiyatları olan 41. ve 28. Alayları da bu bölgeye gönderdi. Bölgeye gönderilen bu iki alay Conkbayırı'nın düşman eline geçmemesine ve Alb. Mustafa Kemal'in 10 Ağustos tarihinde Conkbayırı taarruzuna yardımcı oldu. Eylül 1915 - 9 Ocak 1916 Mevzi Muharebeleri 'nde rahatsızlığı nedeniyle Anafartalar Kurmaylığı'ndan Alb. Mustafa Kemal'in 10 Aralık 1915'te ayrılması üzerine bu göreve Fevzi Paşa getirilmiştir. Bu muharebelerde V. Kolordu Komutanı olarak görev alan Fevzi Bey'in komutasındaki XIII. Tüm. 21 Ekim 1915'te Keşan'a hareket etti. XIV. Tümen ise 12 Ocak 1916'da bölgeden ayrıldı.
Anafartalar Grup Komutanı olarak Eylül - 20 Aralık 1915 Mevzi Muharebeleri Kuzey Grubu'nda bulunan Fevzi Paşa, Alb. Mustafa Kemal'in rahatsızlığı nedeniyle cepheden 16 Aralık 1915'de ayrılması üzerine bu göreve getirildi. Anafartalar Grup Komutanlığına bağlı II. Kor. Kh. ve IV. Tüm. 16 Ekim 1915'te cepheden ayrılarak Keşan'a gönderildi. II. Kor. Kh.'nın bölgeden ayrılması üzerine yerine XVI. Kor. Kh. teşkil edildi. Düşmanın 18 Aralık'ta başlatıp; 20 Aralık gecesi tamamladığı tahliyeden sonra bu bölgedeki birlikler Trakya'ya sevk edildi. Yeni getirilen birliklerden Çanakkale Grup Komutanlığı teşkil edildi.
4. FEVZİ ÇAKMAK'IN 1915 SONRASI ASKERÎ VE SİYASÎ FAALİYETLERİ
Fevzi Bey, Rus taarruzlarının yoğunlaştığı bir dönemde -19 Nisan 1916 - Doğu Cephesi'ne bağlı III. Mıntıka K.' lığına atandı. Daha sonra 7 Eylül 1916'da II. Kafkas Kor. K. 'lığında görevlendirildi. Böylece Fevzi Paşa, Ruslara karşı başarılı saldırılarda bulunarak; Rusların İskenderun ve Basra Körfezlerine inme planlarını tamamen ortadan kaldırdı. 5 Temmuz 1917'de Diyarbakır'da II. Ordu K. 'na atanan Fevzi Bey Şark Cephesi'nde harekât kısmen normale dönünce önce Suriye 'ye sonrada Sina ve Filistin Cephelerine gönderildi. Daha sonra Fevzi Paşa, Kanal Cephesi'nden saldıran İngilizleri durdurmak üzere Mustafa Kemal'den boşalan Halep'teki VII. Ordu K. 'na tayin edildi. Bu cephede gösterdiği başarılardan dolayı Fevzi Bey'in rütbesi 28 Temmuz 1918'de Ferik (Korgeneral)'liğe yükseltildi. Ancak bir süre sonra Fevzi Bey'in hastalanması üzerine bu göreve Mustafa Kemal Paşa tayin edildi ve Fevzi Bey İstanbul'a döndü.
Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından sonra Fevzi Paşa, Ahmet Tevfik Paşa Kabinesi'nde 24 Aralık 1918'de Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti 'nde (Genel Kurmay Başkanlığı) görev almıştır. Ayrıca Fevzi Bey, Mustafa Kemal'in IX. Ordu Müfettişi olarak Anadolu'ya geçmesini hazırlayanlardan biri olmuştur. Bu dönemde Yunanlıların bir zırhlısının İzmir'e geldiğini ve bazı askerlerin karaya çıktığını haber alan Fevzi Bey, karaya çıkacak askerlere ateş edilmesi emrini vermesi nedeniyle; işgalci devletlerin ve özellikle İngilizlerin hükümete yaptıkları baskı sonucu 14 Mayıs 1919'da görevinden azlettirildi. 28 Nisan 1919'da Rumeli'ye giden Heyet-i Nasiha içerisinde bulundu. Daha sonra 14 Mayıs 1919'da I. Ordu Kıtaatı Müfettişliği 'ne atandı. 3 Kasım 1919'da Meclis-i Vükela kararlarıyla Sivas'a gitmesi karalaştırılan heyete dahil edildi. Ancak Fevzi Paşa'nın Milli Mücadeleyi bastırmak ve Mustafa Kemal'i tutuklatmak üzere geldiği söylentileri Sivas'ta Fevzi Paşa aleyhine bir hareketin doğmasına neden oldu. Fakat Fevzi Paşa ile görüşen Kâzım Karabekir onun böyle bir düşüncesi olmadığını anlamıştır. Fevzi Paşa Sivas'tan döndükten sonra 31 Aralık 1919'da Askerî Şura Üyeliği 'ne atanmıştır. Daha sonra Ali Rıza Paşa ve Salih Paşa kabinesinde, 3 Şubat 1920 'de Harbiye Nazırı olarak görev aldı. 3 Mart 1920'de Ali Rıza Paşa'nın istifasıyla açığa alındı ve 8 Mart 1920 tarihinde kurulan Salih Paşa kabinesinde tekrar Harbiye Nazırı olarak görevlendirildi. Fakat 8 Nisan 1920'de kabinenin istifasıyla Fevzi Paşa'nın görevi son buldu. İngilizler, İstanbul'u resmen işgal edince Fevzi Paşa İstanbul'da yapılacak bir şey kalmadığını düşünerek 27 Nisan 1920 'de gizlice Ankara'ya gitti. 3 Mayıs 1920'de Feke Kazası Belediye ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti tarafından TBMM'ne Kozan Milletvekili olarak girdi. Daha sonra kurulan ilk hükümette Milli Müdafaa Veki li, İcra Vekilleri Heyeti Müşirliğe Başkanlığı ve Ankara'da kurulan Meclis hükümetinin ilk başkanlığını yaptı. Fevzi Paşa bu son görevinde iken düzenli ordunun kurulmasında önemli hizmetleri oldu.
Fevzi Paşa hakkında Divân-ı Harp tarafından 24 Mayıs 1920'de verilen idam kararı, 27 Mayıs 1920'de pâdişah tarafından onaylandı. II. İnönü Savaşı'nın kazanılmasından sonra 3 Nisan 1921 'de 1.Ferik 'liğe (Orgeneral) terfi eden Fevzi Paşa, İsmet İnönü'nün yerine 5 Ağustos 1921'de Milli Müdafaa Vekilliği 'nden istifa ederek Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisliğine getirildi. Fevzi Paşa gerek II. İnönü gerek daha sonra yapılan Eskişehir-Kütahya, Sakarya ve Başkumandanlık Meydan Savaşları'nda gösterdiği başarılardan dolayı rütbesi 31 Ağustos 1922'de, Müşir liğe (Mareşal) yükseltildi. Fevzi Paşa, 27 Ekim 1922'de Genel Kurmay Başkanlığı'nın yanı sıra Batı Cephesi K. ' lığına atandı. Bu dönemden sonra siyasete de atılan Fevzi Çakmak BMM'nin ikinci döneminde İstanbul Milletvekili seçildi. Ayrıca yeni İcra Vekilleri Heyeti'nde 14 Ağustos 1923 yılında Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekilliği 'ne seçilerek; 30 Ekimde kurulan ilk Cumhuriyet Hükümeti'nde yerini korudu. Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekilliği'nin kaldırılmasıyla; Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisliği 'ne atanan Mareşal Fevzi Çakmak 30 Ekim 1924'e kadar askerlik görevinde bulundu. 31 Ekim 1920'de askerlik görevini, siyasete tercih ederek İstanbul Milletvekilliği'nden istifa etti. Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisliği görevini 23 yıl yaptıktan sonra 12 Ocak 1944'de Askerî ve Mülkî Tekaüt Yasası'na göre Tahdit-i Sin yani yaş haddinden dolayı emekliye ayrıldı. VIII. Dönemde TBMM'de Demokrat Parti listesinden bağımsız aday olarak İstanbul Milletvekili seçildi. 5 Ağustos 1946'da Meclise katılan Fevzi Paşa, partisinden ayrılarak; 19 Temmuz 1948'de Millet Partisi'nin kurucu üyeleri arasında yer aldı.

Mareşal Fevzi Çakmak sağlam karakterli, dinine bağlı bir komutandı. Geniş bir kültüre sahip olan Fevzi Paşa tarih ve edebiyata meraklıydı. İngilizce, Fransızca, Arapça ve Farsça yanında bazı balkan dillerini de bilmekteydi. Fevzi Paşa, politikadan hoşlanmadığı gibi ordunun da politikadan uzak durması için çaba göstermiştir. Fevzi Paşa'nın Harb Akademisi'nde verdiği konferanslar kitap halinde Garb-i Rumeli'nin Suret-i Ziya ve Balkan Harbinde Garp Cephesi Harekâtı adıyla yayımlanmıştır. Ayrıca Büyük Harpte Şark Cephesi Harekâtı adlı bir eseri de vardır. "
 
Geri
Üst