nusretk
Member
VİYANA GÜNLÜĞÜ’NDEN SATIR ARALARI: VEBA ANITI
Nusret Karaca
25 Eylül 2024 – Sabahın erken saatlerinde İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanı’ndan başlayan Avusturya yolculuğumuz, öğle saatlerinde Viyana’da noktalandı. Burgasse’deki otelimize yerleşip kısa bir çay molası verdikten sonra kendimizi şehrin merkezine attık.
İlk günün keşif rotası genellikle sanatsal ve kültürel mekânların konumlarını öğrenmek üzerineydi. Ancak akşam saatlerinde oturduğumuz kafenin hemen yanında yükselen o görkemli anıt, tüm dikkatimizi üzerine çekti. Hemen araştırmaya koyulduk ve tarihin tozlu sayfalarından bu hüzünlü hikâyeyi çıkardık.
Graben’in Kalbinde Bir Şükran Nişanesi: Veba Sütunu:
Viyana'nın merkez bölgesi Graben semtinde yükselen bu yapı, yalnızca bir mimari eser değil, aynı zamanda büyük bir acının ve kurtuluşun sembolü.
Büyük Salgın (1679)
Habsburg Hanedanı’nın merkezinde patlak veren ve Yersinia Pestis bakterisinin neden olduğu hıyarcıklı veba, şehri kasıp kavurur. 1680 başlarında tekrarlayan salgında yaklaşık 76.000 kişinin yaşamını yitirdiği rivayet edilir.
İmparatorun Adağı: Salgın sırasında şehri terk etmek zorunda kalan İmparator I. Leopold, hastalığın sona ermesi halinde Tanrı'ya şükranlarını sunmak için bir anıt dikme sözü verir.
1679 yılında Johann Frühwirth’in diktiği ahşap bir sütunla başlar. Ancak bugünkü ihtişamına birçok sanatçının dokunuşuyla ulaşır.
Matthias Rauchmiller: 1683’te mermer sütun için görevlendirilir ancak ömrü yetmez.
Lodovico Burnacini:Melek figürleri ve bulut piramidi üzerine kurulu o meşhur planı hazırlar.
Heykeltıraşlar Tobias Kracker ve Johann Bendel’in katkılarıyla anıt, 1693 yılında tamamlanarak bugünkü halini alır.
"Anıtın en dikkat çekici detayı; kutsal üçlemeyi temsil eden inayet koltuğu ile (*) önünde diz çökmüş dua eden imparator figürünün yarattığı o manevi atmosferdir."
...
Tarihe not düşmek bir yaşam biçimi...
Dostum, yazar ve şair Mehrizat'ın "Nusret iyi bir gezen yazar oldun, anıların zenginleşiyor." sözleri beni onore etti. Aslında benim yaptığım, bir eğitimci ve yazar refleksiyle gördüklerimi, duyduklarımı ve okuduklarımı harmanlayıp geleceğe miras bırakmak. Bilgilerde eksiklikler veya farklılıklar olabilir; ancak benim için önemli olan, o anın ruhunu yakalayıp tarihe küçük bir not düşebilmek.
Hepsi bu!
...
(*) "İnayet koltuğu" ifadesi, Hristiyan sanatındaki "Gnadenstuhl" (Merhamet Tahtı) kavramının karşılığıdır.
Nusret Karaca
25 Eylül 2024 – Sabahın erken saatlerinde İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanı’ndan başlayan Avusturya yolculuğumuz, öğle saatlerinde Viyana’da noktalandı. Burgasse’deki otelimize yerleşip kısa bir çay molası verdikten sonra kendimizi şehrin merkezine attık.
İlk günün keşif rotası genellikle sanatsal ve kültürel mekânların konumlarını öğrenmek üzerineydi. Ancak akşam saatlerinde oturduğumuz kafenin hemen yanında yükselen o görkemli anıt, tüm dikkatimizi üzerine çekti. Hemen araştırmaya koyulduk ve tarihin tozlu sayfalarından bu hüzünlü hikâyeyi çıkardık.
Graben’in Kalbinde Bir Şükran Nişanesi: Veba Sütunu:
Viyana'nın merkez bölgesi Graben semtinde yükselen bu yapı, yalnızca bir mimari eser değil, aynı zamanda büyük bir acının ve kurtuluşun sembolü.
Büyük Salgın (1679)
Habsburg Hanedanı’nın merkezinde patlak veren ve Yersinia Pestis bakterisinin neden olduğu hıyarcıklı veba, şehri kasıp kavurur. 1680 başlarında tekrarlayan salgında yaklaşık 76.000 kişinin yaşamını yitirdiği rivayet edilir.
İmparatorun Adağı: Salgın sırasında şehri terk etmek zorunda kalan İmparator I. Leopold, hastalığın sona ermesi halinde Tanrı'ya şükranlarını sunmak için bir anıt dikme sözü verir.
1679 yılında Johann Frühwirth’in diktiği ahşap bir sütunla başlar. Ancak bugünkü ihtişamına birçok sanatçının dokunuşuyla ulaşır.
Matthias Rauchmiller: 1683’te mermer sütun için görevlendirilir ancak ömrü yetmez.
Lodovico Burnacini:Melek figürleri ve bulut piramidi üzerine kurulu o meşhur planı hazırlar.
Heykeltıraşlar Tobias Kracker ve Johann Bendel’in katkılarıyla anıt, 1693 yılında tamamlanarak bugünkü halini alır.
"Anıtın en dikkat çekici detayı; kutsal üçlemeyi temsil eden inayet koltuğu ile (*) önünde diz çökmüş dua eden imparator figürünün yarattığı o manevi atmosferdir."
...
Tarihe not düşmek bir yaşam biçimi...
Dostum, yazar ve şair Mehrizat'ın "Nusret iyi bir gezen yazar oldun, anıların zenginleşiyor." sözleri beni onore etti. Aslında benim yaptığım, bir eğitimci ve yazar refleksiyle gördüklerimi, duyduklarımı ve okuduklarımı harmanlayıp geleceğe miras bırakmak. Bilgilerde eksiklikler veya farklılıklar olabilir; ancak benim için önemli olan, o anın ruhunu yakalayıp tarihe küçük bir not düşebilmek.
Hepsi bu!
...
(*) "İnayet koltuğu" ifadesi, Hristiyan sanatındaki "Gnadenstuhl" (Merhamet Tahtı) kavramının karşılığıdır.
Son düzenleme:
